1. YAZARLAR

  2. MEHMET GÖREN

  3. RIZA ÇALIMBAYLI TRABZONSPOR
MEHMET GÖREN

MEHMET GÖREN

Yazarın Tüm Yazıları >

RIZA ÇALIMBAYLI TRABZONSPOR

A+A-

Gecen sezonun son haftalarına doğru Trabzonspor'da bir şeylerin ters gittiğini söylemiştik. Bordo Mavililerin ne kadar başarılı sonuçlar alsa da geleceğe dair olumsuz sinyaller verdiğini bunun baş mimarının da  Ersun Yanal olduğunu ifade etmiştik. Ortada bir teknik direktör beceriksizliği ve keyfiliği olduğunu bunun böyle devam etmesi halinde gelecek sezonun yani bu sezonun da heba olacağını olan yine kulübe ve taraftara olacağını taa o günlerden yazmıştım. Perşembenin geleceği çarşambadan belliydi zaten. Yönetimin de bu anlamda Ersun Yanal'a balans ayarı vermesi gerektiğini yazdık. Yine bir önceki yazımda Hubocan’ın oynatılmamasını yadırgıyordum ve oynaması halinde kendini ispat edeceğini hatta satın alma opsiyonunun kullanılarak sözleşmesinin uzatılabileceğini dile getirmiştim ki beni yanıltmadı ve bu performans ile formasını kaptıracağını da düşünmüyorum.

Söylemiştik yine söyleyelim…

Ben o gün o yazıyı yazdığımda sosyal medya ve mail yolu ile bir çok tepki aldım ama hiçbirisine cevap verme gereği bile duymadım. Çünkü tepki verenlerin kimisi yazıyı tam okumamış tamamen başlığa ve birkaç satırı okuyarak tepkisini dile getirmiş, kimisi ise tamamen okumuş ama yazının mahiyetini anlayamamış. O yüzden de bu sezonu bekleyelim görelim dedik ve gördük. Görmeye de devam ediyoruz.

Bu yazımda Rıza Çalımbaylı Trabzonspor’a dair gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Geç alınmış bir karar ile Rıza Çalımbay takımın başına getirildi ve Ersun Yanal’ın gazabından bu takım bir şekilde kurtarıldı diyelim. Rıza Hocanın samimiyetine bütün kalbimle inanıyorum ve açıkçası hak ettiği değeri de görmediğini düşünüyorum. Elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor, çok çalışkan, yetinmeyen ve hep üzerine koymaya çalışan bir teknik adam fakat kendi şahsi gözlemlerime göre takım içi dengeler hala oturmuş değil Trabzonspor’da.

Burada bir iki örnek vermek gerekirse ben özellikle Yusuf Yazıcı’ya parantez açmak istiyorum. Yusuf Yazıcı’nın kumaşı belli ve gerçekten kaliteli bir oyuncu. Genç oyuncunun ne kadar Bursaspor’a geçtiğimiz hafta şahane bir gol atmış olsa da son haftalardaki performans düşüklüğünü herkes görüyordur zaten. Dikkat ederseniz maç sonu istatistikler yayınlandığında Yusuf Yazıcı genelde en çok koşan ve topla buluşan oyuncu oluyordu ama son zamanlarda bu da istatistiklere yansımıyor. Durum böyle olunca tabi insan ister istemez düşünüyor. Yusuf Yazıcı gerçekten özel bir futbolcu. Ona saha içersinde alan açılmalı ayrıcalık tanınmalı ve bu futbolcu kendisini özel hissetmelidir. Yusuf genç bir oyuncu fakat herkeste olmayan meziyetleri de var. Mesela duran topları etkili kullanma gibi. Sosa’yı transfer ettiler sahaya çıktığı ilk maçta duran topları o kullanmaya başladı. Burak Yılmaz hakeza kaleyi cepheden gören yerlerde topun başına geçmeye başladı. Bunlar bu kadar kolay ve basit olmamalı bence. Bir oyuncuya ağabeylik yaparsın ama bu şekilde değil. “Ben senden büyüğüm istersem ben kullanılırım” şeklinde ağabeylik olmaz. Senin takımında Yusuf Yazıcı varken duran topun başına başka bir oyuncu bu kadar rahat geçmemeli. Bu aslında takım içi dengelerin hala oturtulamadığının da göstergesi. Rıza Çalımbay’ın da Yusuf Yazıcıya bu anlamda ayrıcalık tanıması gerektiğini düşünüyorum. Bir oyuncu ancak bu şekilde kendini özel hisseder ve verimli olabilir.

Yusuf Yazıcı’nın performans düşüklüğünü sadece buna bağlamak olmaz tabi ki. Kendisi ile alakalı da olabilir akıl hocaları ile alakalı da. Sanki birisi Yusuf’un kulağına üflemiş gibi. Ben bir önceki yazımda Yusuf Yazıcı ile alakalı büyük oyuncu olmanın kolay olmadığını şu anı değil bir 5-6 yıl sonra kendini nerde görmek istiyorsa o şekilde motive olması gerektiğini söylemiştim. Bu performansı ile Yusuf Yazıcı çok açık ve net söylüyorum İbrahim Akın’dan öteye gidemez. Yusuf’a nacizane tavsiyem daima kapasitesinin üzerine çıkmaya çalışması gerekir. Futbolcu kendisini de o şekilde keşfeder. Bir üst sınır koyarsan sen kendine sadece tecrübe kazanırsın. O yüzden sınırlarını daima zorlamalısın. Sen bu değilsin bunun fazlası var sende ve kendini keşfetmelisin. Ufak bir örnek vermek gerekirse Yusuf Yazıcı gibi bir fiziğe sahip olan oyuncunun hava toplarında daha etkili olması gerekir. Daha çok koşmalı ve topla buluşması gerekir.

Gördüğüm bir başka sıkıntı da Burak Yılmaz endeksli bir oyun tarzı. Bunu da bir önceki yazımda ifade etmiştim. Burak Yılmaz endeksli bir oyun böyle bir takıma zarar verir. Aslında son Karabük maçında da bunu gördük biraz. Bazı oyuncular da aslında bu oyun anlayışının değirmenine su taşıyor. Yine söylüyorum böyle bir takım Burak Yılmaz endeksli bir oyun oynarsa ne oynanan oyundan zevk alınır ne de istenen başarı gelir. Burak Yılmaz gol kralı olacak diye bir çabanın içine girilmemesi gerekir. Takım olarak başarı her şeyin önünde tutulmalı.

Sıkıntı çok olur kulüpte hepsiyle uğraşmak gerekiyor ve bu sıkıntılara çözüm olmak ta ayrı bir meziyet gerektiriyor tabi ama bunlar benim gözüme batanlar sadece. Rıza Çalımbay’ın bu anlamda işi gerçekten çok zor ama takımda görünen hava bu şekilde. Rıza Hocanın öncelikle takım içi dengeyi çok iyi sağlaması gerekiyor. Herkes rolünü, görevini bilmeli ve o görevi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışmalıdır. Eğer taşlar yerine oturursa ve bir iki sağlam transfer yapılırsa ikinci yarı da başarının geleceğinden hiç şüphem yok.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.