Kanser ve beslenme

İşte detaylar...

Kanser ve beslenme

 Kanser tedavisi için kemoterapi alan hastaların bu dönemde kesinlikle alternatif tıp ürünlerini (zerdeçal, keten tohumu, propolis, reisha mantarı vb) kullanmamaları gerektiği belirtildi.

Onkoloji hastalarının nasıl besleneceği konusunda uyarılarda bulunan Medical Park Yıldızlı Hastanesi İç Hastalıkları ve Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Lütfiye Demir, “Pratikte onkoloji hastalarının aklına en çok takılan soru tedavi sırasında ya da genel yaşam biçimi olarak beslenme şeklinin nasıl olması gerektiği ya da neyi tüketmemeleri gerektiğidir. Öncelikle kemoterapi alan hastaları düşündüğümüzde, kemoterapi esnasında mümkün olduğu kadar alternatif tıp ürünlerini kullanmamaları (zerdeçal, keten tohumu, propolis, reisha mantarı vb) gerektiği bilinmelidir. Bu tarz bitkisel ürünlerin kemoterapi ilaçlarının karaciğer üzerinden yapılan ve ilacın etkin hale gelmesini sağlayan kimyasal olaylar (ilaç metabolizması) üzerine, ayrıca ilaçların vücuttan temizlenmesini sağlayan böbrek metabolizması üzerine etkileri olabilmektedir. Aslında kemoterapi ilaçlarının çoğu da bitkilerin özütlerinden elde edilmektedir, bu nedenle ‘bitkisel ve doğal ürünlerin zararı yoktur’ düşüncesi yanlıştır” şeklinde konuştu.

 

"GREYFURT SUYU İLE KEMOTERAPİ İLAÇLARINI BİRLİKTE KULLANMAYIN"

Greyfurt suyunun karaciğerde pek çok ilacın metabolizmasının sağlayan kimyasal olayları etkileyebileceğini kaydeden Dr. Demir, “Greyfurt suyu karaciğerde pek çok ilacın metabolizmasının sağlayan kimyasal olayları etkileyebildiğinden kemoterapi ilaçları ve hedefe yönelik ilaçlarla birlikte kullanımı uygun değildir. Ancak diğer meyve ve meyve sularının herhangi bir etkileşimi yoktur. Fakat her ne kadar şekerin kanser üzerine etkisi çalışmalarla kanıtlanmış olmasa da kanser hücrelerinin şekeri kullanarak çoğalmalarının artabileceği bilindiğinden mümkün olduğu kadar aşırı şekerli beslenmeden uzaklaşılmalıdır. Bazı hasta yakınlarının sıklıkla hastanın kemoterapi sonrası kan değerlerinin düşmesini engelleyebilmek adına hastalara aşırı bal ve pekmez vermelerinin kan şekerinin yükseltmekten başka bir etkisi yoktur. Arı poleni, bal, pekmez verilmesi zararlı değildir; ancak ölçülü verilmelidir. Kan değerlerinin yükselmesi için hastanın sağlıklı ve sebze ağırlıklı beslenmesi yeterlidir. Bunun dışında hastayı aşırı yedirmeye zorlamak zaten bulantıları da olan hastanın psikolojik olarak daha çok mide bulantısı olmasına ve iştahsızlığa yol açabilir. Kemoterapi ve diğer tedaviler sırasında olabilecek bulantı ve hazımsızlık şikayetlerini artırabileceğinden, hastaların genel anlamda aşırı yağlı, kızartma tarzı, fazla baharatlı gıdalardan, asitli içeceklerden uzak durmaları uygun olur. Kırmızı et tüketilmesi yasak değildir, ancak mangal, ızgara türevi pişirme şekillerinde daha çok kanserojen olduğundan özellikle erken evre kolorektal kanserli hastalarda dikkatli tüketilmesi uygun olur. Açık çay, kahve ve bitki çaylarının abartılmamak kaydıyla (günde 1-2 fincan) tüketilmesinde bir sakınca yoktur” ifadelerin kullandı.

 

"ONKOLOJİ HASTALARININ BESLENME VE FİZİKSEL AKTİVİTE AÇISINDAN HAYATI KISITLANMAMALIDIR"

Onkoloji hastalarının beslenme ve fiziksel aktivite açısından hayatı kısıtlanmaması gerektiğine işaret eden Dr. Demir, “Hastaların özellikle merak ettikleri bir başka konu da süt, süt ürünleri ve yumurta tüketimidir. Protein ve Kalsiyum-D vitamini içeren bu gıdaların mutlaka tüketilmesi gerekmektedir. Kaldı ki bazı kanser tiplerinde (özellikle son çalışmalarda kolon kanserinde) kanda D vitamin düzeyi yüksek olan hastaların kemoterapiye daha iyi yanıt verdiği gösterilmiştir. D vitamini düşük olan bireylerin D vitamini ve kalsiyum takviyesi almasında bir sakınca yoktur. Ancak normal D vitamini ve kalsiyum düzeyi olan hastalarda fazla D vitamini ve diğer vitaminlerin verilmesinin faydası gösterilememiştir. Bu nedenle onkoloji hastalarının sıklıkla merak ettiği ek vitamin takviyesinin faydası yoktur. Bu çalışmalarla da gösterilmiştir; özellikle prostat kanseri gelişimini önlemekte vitamin E ve selenyum takviyesinin etkisini araştıran bir çalışmada herhangi bir fayda olmadığı gösterilmiştir. Erken evre onkoloji hastalarının tümünde egzersiz ( haftada 3-4 gün en az 30 dakika yürüyüş ya da hafif jimnastik) ve kilo kontrolünün hastalığın tekrarlama riskini azalttığına dair çalışmalar vardır. Obezite önlenmelidir. Obezite ile gelişen insülin direnci yoluyla büyüme faktörlerinin yapımı artmakta, bunlar da hücre içi sinyal yolaklarını tetikleyerek sessiz konumda olan kanser hücrelerinin yeniden büyüme ve çoğalmasını artırabilmektedir. Yani kilolu birey, sağlam ve dayanıklı birey demek değildir. Bu tüm hastalıklarda olduğu gibi kanserde de geçerlidir. Özetle onkoloji hastalarının beslenme ve fiziksel aktivite açısından hayatı kısıtlanmamalıdır. Dengeli beslenme (sebze ve meyve ağırlıklı) ile egzersiz ve fiziksel aktivite içeren sağlıklı yaşam tarzını sağlamak esastır. Ek vitamin takviyesi aşırı kilo kaybı ve kandaki vitamin düzeyleri düşüklüğü dışında önerilmemelidir. Kemoterapi ve diğer hedefe yönelik tedavi alan hastalar, ilaç etkileşimi yapabileceğinden greyfurt suyu tüketmemelidir. Alternatif tıp ürünleri doktorun bilgisi olmadan kullanılmamalıdır, zarar verebilir” diye konuştu.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.