Karpal tünel sendromu nedir?

Sizde de olabilir!

Karpal tünel sendromu nedir?

Elin tüm hareketini sağlayan bileğin doğru kullanılmaması sonucu ortaya çıkan ve ellerde hissizlik şeklinde kendini gösteren karpal tünel sendromu hastalığı, kadınlarda erkeklere oranla 4 kat daha fazla görülüyor. Daha çok ellerini kullanan meslek gruplarında görülen hastalık, erken tedavi edilmezse elde işlev kaybına kadar giden kalıcı rahatsızlıklara neden olabiliyor.
 
Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahı Doç. Dr. Cüneyt Göçmez, elin tüm hareketini sağlayan bileğin doğru kullanılmaması sonucunda ortaya çıkan karpal tünel sendromunun, toplumun yüzde 2'sini etkisi altına alan bir hastalık olduğunu söyledi.
 
Bu hastalığın, baş, işaret ve orta parmakların hareketinden ve duyusundan sorumlu sinirin bilekte sıkışması sonucu ortaya çıktığını belirten Göçmez, “Ev kadını, marangoz, berber, şoför ve çiftçi gibi meslek grupları ile mouse ve klavye kullanan ofis çalışanları, voleybol, basketbol ve golf türü sporlarla uğraşanlar karpal tünel sendromu riski grubunda insanlardır. Sendrom, ‘karpal’ adı verilen tünelin çatısını oluşturan yapının kalınlaşmasına neden olur. Uzun süre bilek hareketi yapılması ve bileğin zorlanması da kalınlaşmayı belirginleştirir. Bilekteki kalınlaşma, diyabet, hipotiroidi, beyin tümörü ve gut hastalıkları söz konusu olduğunda da görülür. Karpal tünel sendromu, erkeklere göre kadınlarda 4 kat daha fazla ortaya çıkar ve obezite ile gebelikte oluşma riski artar. Bilekten başlayarak parmaklara kadar yayılan uyuşma, karıncalanma ve sızlamayla belirti veren hastalık; el ve parmaklara uyuşma, elde hakimiyet kaybı ile elin kullanılamaz hale gelmesine sebep olabilir.” diye konuştu.
 
Karpal tünel sendromunun boyun fıtığı ya da kireçlenmeyle karıştırıldığını belirten Göçmez, belirtileri hakkında şu bilgileri verdi: “Hastalık, boyun fıtığı, boyunda daralma ya da boyundaki bir tümör oluşumuyla karıştırılabilir. Bu nedenle hastanın şikayetleri ve öyküsü ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmelidir. Tanıyı kesinleştirmek için EMG ve MR gibi görüntüleme tekniklerinden yararlanılmalı. Özellikle EMG, sinir üzerindeki elektrik akımını ölçerek basının hangi bölümde olduğunu göstermesi bakımından önemlidir."
 
Doç. Dr. Göçmez, tedavide öncelikli amacın sinirin bası altından kurtarılması olduğunu belirterek, “Bu bası avuç içine yapılan 1,5-2 santimetrelik cerrahi müdahale ile ortadan kaldırılmaktadır. Lokal anestezi ile yapılan işlem sonrası hasta aynı gün normal yaşamına geri döner ve elini kullanmaya başlar. Ameliyat sonrası şikâyetlerin yüzde 97 oranında ortadan kalktığı görülmüştür. Hastalığın ameliyat sonrası da tekrarlama riski yok denecek kadar azdır.” dedi.
 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.