MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli!

"Ak Part'inin Sağlığı Sandıkta Bozulacak"...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Unutulmamalıdır ki, millet iradesini çarpıtarak, milli egemenliği yanlış ve kasıtlı yorumlayarak siyasi hırslarına payanda yapmaya kalkışan kim olursa olsun ilk önce karşılarında bizi bulacaktır" dedi.


Partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Bahçeli, Adalet Partisi'nin kurucularından, Türk siyaset ve devlet hayatının seçkin isimlerinden olan ve "Koca Reis" unvanıyla siyasette hürmetle hatırlanacak derin izler bırakan Saadettin Bilgiç'in siyasete kattığı değerin yanı sıra, ilkeli ve milli duruşuyla da millet hafızasında eşsiz bir yere sahip olacak, her zaman hayır ve duayla yad edileceğini söyledi. Sanatçı kişiliğiyle gönüllerde taht kuran merhume Ayten Alpman'ın, memleket sevdasını dile getirdiği şarkısıyla takdirle anılacağını, 'havasına, suyuna, taşına, toprağına bin can feda' diyen sözleriyle kalplerde yaşayacağını kaydeden Bahçeli, "Kendi alanlarında mümtaz ve ayrıcalıklı yerleri bulunan bu iki isme Cenab-ı Allah'tan rahmet; sevenlerine, ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum" diye konuştu.

 Milli egemenliğin, sadece belirli bir siyasi ilkeye işaret edip, bir yönetim biçiminin ayırt edici vasfını ifade etmeyeceğini belirten Bahçeli, "Türk milletinin Anadolu coğrafyasında yeniden şahlanışının, dirilişinin, diklenişinin ve bu kapsamda verdiği istiklal savaşının anahtar sözcüklerinden birisidir. Bu itibarla milli egemenliğin milletimiz nezdindeki karşılığı; bağımsızlıktır, onurlu yaşamadır ve demokrasidir. Bağımlı ve esir yaşamaktansa ölmeyi kafasına koymuş bir inancın, binlerce yıllık Türk tarihinin muzaffer sayfalarını karartmama konusunda tavizsiz olan bir faziletin başkaca bir tavır içinde olması zaten beklenemeyecektir. Top seslerinin Ankara'dan işitildiği bir anda bile dirayetini, direncini ve dinamizmini kaybetmeyen bu kutlu çatı, Türk milletinden aldığı güç ve ilhamla yedi düvele karşı verilen mücadelenin merkez üssü olarak gönüllerde eşsiz bir yer edinmiştir. Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları, verdikleri bağımsızlık mücadelesinin meşruiyet çizgisinden sapmaması konusunda çok titiz ve dikkatli bir tutum takınmışlar, millet iradesine yaslanmayan her türden mücadelenin muteber olmayacağını her zaman akıllarında tutmuşlardır. Bu açıdan milli mücadele; milliyetçi ve demokratik bir karşı duruştur. Millet vicdanının haykırışı, seslenişi ve hedefe kilitlenişidir. Egemenliğin yegane sahibi büyük milletimize sadakatin ve inancın somutlaşmış halidir. Ve elbette milli mücadele şeref, onur, varlık müdafaası ile nefes alma hakkının temini amacıyla destansı bir ayağa kalkıştır" şeklinde konuştu.
 
"TUTUKLUĞUN ADI KONULMAMIŞ İNFAZA DÖNÜŞMESİ ARTIK ENGELLENMELİDİR"

 Bahçeli, bu destanın ilke ve esaslarının Büyük Millet Meclisi tarafından belirlenmiş ve tayin edildiğini ifade ederek, "Tutkular burada birleşmiş, bağımsız yaşama kararlılığı buradan son yurdumuzu aydınlatmış ve milletimizin ülküleri buranın koordinasyonuyla diri ve canlı kalmıştır. Fikirlerinde çeşitlilik olsa da, üyelerinin eğitimi, şöhreti ve özellikleri değişiklik arz etse de, vatan ve millet konularında tam bir ittifak sağlanarak kurtuluşumuzun manifestosu Ulus'taki ilk Meclis binasında yazılmıştır. Bizim açımızdan, bağımsızlık mücadelemizin azim ve metodu, bugün, hem ülke ve millet hem de insanlık olarak karşı karşıya bulunduğumuz sorunların aşılmasında emsalsiz bir örnek, tükenmez bir ilham kaynağı oluşturmaktadır. Her şeyden önce altını çizmek isterim ki, böyle bir örneği küçümsemek ve değersizleştirmeye çalışmak her daim sonuçsuz kalmaya mahkum olacaktır. Gazi Meclisimizin saygınlığına gölge düşürecek, itibarını ucuzlatacak her neviden niyet, vekillerinin özgürlüklerini kısıtlayan her müdahale geçmişimizin şanlı sayfalarına hakaret olacaktır ki, buna da göz yummamız ve kabul etmemiz hiçbir şart altında mümkün olmayacaktır. Bunun için, halen tutuklu bulunan milletvekillerinin mağduriyetleri kalıcı olarak giderilmeli, tutukluğun adı konulmamış infaza dönüşmesi artık engellenmelidir" dedi.

 Bahçeli, millet iradesini temsil eden ve aralarında MHP İstanbul Milletvekili Engin Alan'ın da bulunduğu isimlerin Meclis'teki yerlerini almaları gerektiğini belirterek, "Başbakan Erdoğan'ın bizim sorunumuz değil diyerek ipe un serme çabası, en başta milletimizin sandıktaki tercihine haksızlık olacaktır. Unutulmamalıdır ki, millet iradesini çarpıtarak, milli egemenliği yanlış ve kasıtlı yorumlayarak siyasi hırslarına payanda yapmaya kalkışan kim olursa olsun ilk önce karşılarında bizi bulacaktır. Mazeret olarak sığındıkları çoğunlukçu sapmayla, Türkiye'nin sırtına hançer vurmaya, Türk milletinin kardeşliğini sakatlamaya heveslenenler Ulus'taki tarihi ve milli coşkunun hala var olduğunu ve gerekirse tekrar yeni bir kurtuluş mücadelesi vermekten kaçınmayacağını akıllarından çıkarmamaları gerekmektedir" diye konuştu.
 

"KARTPOSTAL MİLLİYETÇİLİĞİ YAPMALARI KENDİLERİNE YETMEYECEKTİR..."
 "Sözde ileri demokrasi diyerek yıkımın özendirilmesi, dağlarımızı mesken tutmuş bölücü militanlara ateşkes çağrısı yapılması, müzakere masalarında terör maşalarına ve elebaşlarına gelecek vaat edilmesi, öncelikle Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin varlığına vurulan darbe ve gösterilen kayıtsızlık olarak değerlendirilmelidir" diyen Bahçeli, "Yeri gelince milliyetçi kesilen, yeri gelince küreselci olan, kimi zaman BOP'çu kimi zaman Türkiyeli olarak kendisini takdim eden, karar ve uygulamalarında Ankara'nın menfaatinden daha çok başka başkentlerin projelerini savunan kararsız ve dengesiz zihniyetlerin, Milli Mücadele mührünü barındıran kutlu Meclisimizin saygınlığını içtenlikle benimsemeleri bize göre çok zordur. Bunların; kartpostal milliyetelidir. Ve elbette milli mücadeleçiliği yapmaları kendilerine yetmeyecektir. Panayır milliyetçiliğine soyunmaları bir şey kazandırmayacaktır. Dekor ve süs milliyetçiliğiyle istismarda sınır tanımamaları eninde sonunda hesap vermelerine engel teşkil edemeyecektir. Bu vesileyle yarının büyükleri sevgili çocuklarımızın bayramını bir kez daha kutluyor, sağlıklı, huzurlu bir şekilde yetişmelerini; hayatları boyunca vatan ve millet sevgisiyle dolu olmalarını temenni ediyorum. TBMM'nin açılışının 92'nci yıldönümünün aziz milletimize ve demokrasimize yeni bir soluk ve heyecan getirmesini diliyorum" dedi.

 Türkiye'nin gittikçe derinleşen ve genişleyen bir kavga ve tahammülsüzlük ortamını yaşadığını vurgulayan Bahçeli, "Huzursuzluk ve memnuniyetsizlik hali her alana sıçramış, her kesime ulaşmıştır. Can ve mal güvenliği konusunda müşterek bir endişe tempolu şekilde yükselmekte, kavga ve ihtilaf durmadan yayılmaktadır. AKP hükümeti haddinde fazla geçmişe saplandıkça, geçmişi konuştukça, geçmişle yüzleşmeyi her şeyin önüne koydukça milletçe gelecek tasavvurlarımız yara almakta, yönsüz ve idealsiz kalan toplumsal yapı birbirine düşmekten kurtulamamaktadır. Yarınlara dair umutlu bekleyiş, arayış ve özlem; dünün toz bulutu altında heba ve israf edilmektedir. Devamlı arkasına bakan, gerideki olaylara yanlı ve tarafgir bir şekilde takılan, kin ve öfkesiyle geleceğin ufkunu karartan AKP zihniyeti, dayanışma ve kardeşlik hissiyatının dejenere olduğunu bir türlü fark edememektedir. Bu itibarla iktidar partisi önünü görmekte aciz, yarınları düşünmekte ve planlamakta son derece başarısızdır. Söz konusu durumun neden olduğu karmaşa ve anlam bunalımı, sosyal yapıya istikrarsızlık ve aşırılıkların ivme kazanması biçiminde sirayet etmektedir" şeklinde konuştu.
 
"SAĞLIK GÖREVLİLERİNİN KARŞILAŞTIKLARI SALDIRILARI ŞİDDETLE KINIYORUM"

 Gaziantep'te bir doktorun bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybetmesi olayına da değinen Bahçeli, şunları söyledi:

 "Özellikle son zamanlarda, sağlık çalışanlarının maruz kaldıkları olumsuzlukları esefle ve üzüntüyle izlediğimizi yeri gelmişken ifade etmeyi bir zorunluluk olarak görüyorum. Şifa dağıtan, sahip oldukları bilgi ve deneyimleri hastalarını iyileştirmek için kullanan doktorlarımızın ve sağlık görevlilerinin karşılaştıkları kaba ve vahşi saldırıları buradan şiddetle kınıyorum. Gaziantep Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi'nde, görevini icra ettiği esnada kendini bilmez bir gözü dönmüş tarafından genç yaşında cinayete kurban giden doktorumuza Cenab-ı Allah'tan rahmet, ailesine ve tüm sağlık çalışanlarımıza başsağlığı diliyorum. Bu ibretlik vaka AKP'nin sağlık politikalarının eseri ve az önce de vurguladığım anlam bunalımının hazin bir örneğidir. Ayrıca Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde acil tıp uzmanı olarak görev yapan bir doktorumuzun da, bölücülüğün Meclis uzantısı bir partinin milletvekili tarafından şiddete maruz kalmasını da nefretle telin ediyorum. Taşıdığı milletvekilliği görevini
 içine sindiremeyen ve layıkıyla benimsemeyen bu çürümüş şahsın, yalnızca mesleğini yapmakla meşgul olan bir kardeşimize el kaldırmasının ve dağdaki arkadaşları gibi vahşiyane bir tutum ielidir. Ve elbette milli mücadeleçinde hareket etmesinin karşılıksız bırakılmamasını temenni ediyorum. Bu olay, kimi zaman polise tokat atan, kimi zaman da doktora saldıran bu zihniyetin besin kaynağının ne olduğunu açıklıkla göstermiştir. Kaba güç gösterisi ile kamu görevini yerine getirenlere karşı uygulanan kirli ve aşağılık niyetlerin cevapsız bırakılmaması bizim en acil istek ve beklentimizdir. Bu anlayışın, dağdaki eşkıyalıkları yetmiyormuş gibi, kamuya ait yerlerde görev yapanlara el kaldırmaları ve darp etmeleri insanlığın neresinde bulunmaktadır? Türkiye Büyük Millet Meclisi bu saldırgana duyarsız kalmamalı, hukuk bu çapulcunun yakasını bırakmamalıdır. Şayet önlem alınmaz, gerekli tedbirlerde gecikme yaşanırsa; önüne gelen milletimize hizmet ve yardımla meşgul olan çalışanlarımıza orman kanunlarını uygulayacak ve bunu da kendilerinde hak olarak görecektir."
 

"AKP'NİN EN ZAYIF KARNI EN ÇOK BAŞARI HİKAYESİ UYDURDUĞU ALANLARDIR"
İktidarın sağlık alanında çizdiği pembe tabloların, gerçekle bağdaşmayan sanal başarı hikayelerinin, doktor-hasta ilişkisini zedelediğini ve bunların birbirine düşmesine kapı araladığını savunan Bahçeli, "Görülmektedir ki, sağlık politikalarında iddia edilenle var olan arasındaki uçurum her geçen büyümektedir. Hükümetin 'Sağlıkta Dönüşüm Projesi', vatandaşımızın gözünü boyamak için uydurulmuş temelsiz ve içi boş bir adımdır. AKP'nin politika tercihi, doktorları zan ve töhmet altında bırakan yaklaşımı, sağlık hizmeti verenlerle hastaları ve yakınlarını birbirine hasım haline getirmiştir. Hükümet milletimizin sağlık alanındaki taleplerini sözüm ona karşılamak adına benimsediği sağlık reformunu, parası olanın yararlanacağı, garibanın, fukaranın ve çaresizin altında ezileceği bir yüke çevirmiştir. İçinden geçtiğimiz bu zaman zarfında; talep edilen doktora ve hastaneye ulaşılacağı, ihtiyaç duyulan ilaçların zahmetsizce alınacağı sözlerinin tüm foyası ortaya çıkmıştır. Yeşil kartların azaltılması,
hastanelerdeki çilelerin fazlalaşması, genel sağlık sigortası için maliyeti yüksek primler ödenmesi, özel hastanelere ve ilaçlara yüksek katkı payları verilmesi vatandaşlarımızı perişan etmektedir. Sorunlar büyüyünce, AKP hükümetinin ikide bir doktorları hedef göstererek aradan sıyrılması, hekimle hasta yakınlarını karşı karşıya getiren uyanıklılığı, 'Tam Gün Yasası' etrafındaki sinsilikleri sağlık alanında telafi edilemeyecek sorunların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bugün doktorlar, hemşireler ve sağlık teknisyenleri huzursuz ve mutsuzdur. Hastalarla birlikte aileleri gergin ve stres yüklüdür. Kamu sağlığı tehdit altında, önleyici sağlık hizmetleri açmazdadır. AKP ise hastaneleri satmanın, vatandaşımızın sağlığını piyasa şartlarına teslim etmenin çabasındadır. Bütün bunlar iktidarın sağlık alanında ileri düzeyde başarısız ve yetersiz olduğunu göstermektedir. Bu kafa yapısına göre, hastalarımızın şikayetleri doktorlardan dolayıdır, yanlış tedavi ve uygulamalarından kaynaklanmaktadır. AKP hükümeti
 milletimizin sağlığıyla, hayat hakkıyla oynamaktadır. Canına kast etmekte, yoksul kardeşlerimizi de avutmaktadır. Sağlık politikalarını yürelidir. Ve elbette milli mücadeleüten bakan, çirkine güzel elbisesi giydirerek durumu ve vaziyeti kurtarmanın fırsatçılığında ve derdindedir. Başbakan Erdoğan ısrarla sağlıktaki bizim bir türlü göremediğimiz, milletimizin esasen karşılaşamadığı gelişmelerden bahsetmektedir. Ancak sağlık politikalarının iflasın eşiğinde olduğunu itiraf edememektedir. İlaçlar ve hastane hizmetleri üzerinden yandaşlar cebini doldurmaktadır. AKP kervanı, sağlık sektörünü soyup soğana çevirmiş, milletimizi de yüzüstü bırakmıştır. Bu aşamada son olarak vurgulamak isterim ki, bir tek vatandaşımızın dahi sağlığı tesadüflerin lütfuna terk edilmemeli ve beklentileri görmezden gelinmemelidir. Bilinsin ki, AKP'nin en zayıf karnı en çok başarı hikayesi uydurduğu alanlardır. İnanıyorum ki, gün gelecek tüm gerçekler ortaya çıkacak, bu defa da AKP'nin sağlığı bir daha iyileşmemek üzere sandık marifetiyle bozulacaktır" dedi.
 


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Yilmaz Kurt Trabzon - 5 yıl önce
sayin bahceli bunu senmi soyluyorsun?
ben 80 oncesi cok badireler yasamis bir ulkucu olarak oyumu akpartiye vereceyim sayin bahceli cunku gecmisimizde yasadiklarimizi ve bizlere yapilan zulum ve iskenceleri akparti sorguluyor sen ise chp vede bdp ile el ele kol kola girmissin. bu ulkede ulkuculugu bitirdin sayin bahceli.