Osman Baydemir'le ilgili ilginç ayrıntı!

Öcalan'a Bağlılık Yeminini Okumadı...

Osman Baydemir'le ilgili ilginç ayrıntı!

KCK/TM ana davasında telefon görüşmeleri ve ortam dinleme kayıtlarında Osman Baydemir'le ilgili ilginç ayrıntı.
 
Terör örgütü PKK'nın gizli sivil yapılanması KCK/TM ana davasında sanıklarla ilgili telefon görüşmeleri ve ortam dinleme kayıtları okundu. Bilim Aydınlatma Komisyonu üyelerinin konuşma kayıtlarında çetebaşı Abdullah Öcalan'ın 2009 yerel seçimleri öncesinde Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na Leyla Zana ve Hatip Dicle'yi önerdiği, Osman Baydemir'in de Öcalan'a bağlılık yemin metnini okumadığı belirtildi.
 

Kürdistan Topluluklar Birliği Türkiye Meclisi (KCK/TM) ana davasında 104'ü tutuklu 152 sanığın yargılanmasına bugün Diyarbakır 6'ıncı Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 34'üncü duruşmayla devam edilirken, duruşmaya 72 sanık katıldı. Duruşma nedeniyle adliye çevresinde sıkı önlemler alınırken, binaya girenlerin üzerleri tek tek arandı. Duruşmada, sanık Fethi Süvari ile ilgili telefon kayıtları ve ortam dinleme kayıtları okundu. Sanık Süvari, Kürtçe konuşunca mikrofonu kapatıldı.
 
KÜRTÇE KONUSUNDA ARA KARAR BEKLENTİSİ

Sanık avukatı Feride Laçin, ses analizi istediklerini, telefonda adı geçen kişilerin, herkes tarafından tanınan kişiler olduğunu ve konuşmalarda suç unsuru bulunmadığını belirterek, "Müvekilim kent konseyinde çalışıyor. Bu konseyin üyeleri arasında valilik, emniyet gibi bir çok kurumun temsilcisi var. Yasal bir kuruluştur. KCK ile bağlantılı gibi gösteriliyor. Bu kuruluşun illegal bir yapısı yoktur" dedi.
 
Avukat Sebahattin Korkmaz ise Kürtçe savunma konusunun mahkeme heyeti için bitmiş olabileceğini ancak kendileri için bitmediğini ifade ederek, "Sanığa mikrofon uzatıyorsunuz, sanık Kürtçe konuşunca mikrofonu kapatıyorsunuz. ya mikrofonu uzatmayın, ya da uzatıyorsanız mikrofonu kapatmayın. Bu konuyu aşmak için ara karar almanızı bekliyoruz" dedi.
 
Avukat Kormaz'ın bu sözleri üzerine Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz da, "Biz mikrofon uzatmaya devam edeceğiz" karşılığını verdi.
 
Ortam dinlemeleri ile ilgili kayıtlar okunurken, demokratik özerkliğin gündeme gelmesinden önce, demokratik özerklikle ilgili tutuklu bazı sanıkların Türkiye'nin çok ünlü akademisyenlerinden görüş aldıkları ve görüş istedikleri görüldü.
 
Tutuklu sanıklardan Mehmet Taş, Herdem Kızılkaya ve Çimen Işık'tan oluşan Bilim Aydınlanma Komisyonu üyelerinin 11 Şubat 2009'da yaptıkları görüşmenin, ortam dinlenmesinde elde edilen konuşmalarında, siyasi parti temsilcileri yerine Osman Baydemir'in bazı konularda açıklama yapmasından rahatsızlık duyulduğu ve 2009 yerel seçim öncesi belediye başkan adayları konusunda tartışmalar yapıldığı belirtildi.
 
BAYDEMİR, ÖCALAN'A BAĞLILIK YEMİNİNİ OKUMADI

Ortam dinlenmesinde elde edilen konuşmalarda Abdullah Öcalan'ın Leyla Zana ve Hatip Dicle'nin Diyarbakır Belediye Başkanlığı'na aday yapılmalarını istemesine rağmen, Zana ve Dicle'nin Van ve Batman'a gönderilmek istendiği; Osman Baydemir'in de Abdullah Öcalan'a bağlılık yemin metnini okumadığı belirtildi.
 
Baydemir'in bu gücü nereden aldığının da tartışıldığı konuşmalarda, "Önderliğin esareti kimileri için özgürlük olmamalıdır. Aday adayları, halkın seçimi ile olmamıştır. Bu adaylar halkın adayı değil. Bunun harekete bildirilmesi ve bu konuda özeleştiri verilmesi gerekiyor. Hatip Dicle ve Leyla Zana'ya Diyarbakır Belediye Başkanlığı için ayrı ayrı teklif götürülmelidir" diye konuştukları belirtildi.
 
Bir başka ortam dinlenmesinde ise tutuklu sanıklar arasında yeralan Hüseyin Yılmaz hakkında kendini belediye başkanlığı adaylığına dayattığı için soruşturma açılması istendiği, yurtdışında bulunan PKK yöneticilerinin Müzaffer Ayata'dan da bu soruşturmanın açılması için onay alındığı görüldü.
 
YARGILANANLARIN SİYASİ KİMLİKLERİ YOK SAYILDI

Avukat Sedat Yurtdaş, bütün bu ortam dinlemelerinin kapatılan DTP'nin ekolojik ve yerel yönetimler organından ve bunun üyelerinden elde edilen görüşmeler olduğu ve bunların da suç örgütüymüş gibi gösterildiğini belirterek, şunları söyledi;
 
"12 Eylül yargısında bile siyasi parti faaliyetleri anayasal güvence altındaydı. Parti organları suç işlese bile bunlar hakkında dava açacak olan yer özel yetkili mahkemeler değil, Anayasa Mahkemesi'dir. KCK-çarşaf-torba dosyası ile bu güvence ayaklar altına alınmıştır. DTP'nin ekolojik ve yerel yönetimler organı yok sayılmış ve KCK'nın ilgili sözleşmesine atıfta bulunularak faliyetleri KCK faaliyetleriymiş gibi gösterilmiştir. Yargılanan kişilerin siyasi kimlikleri yok sayılmıştır. Bu sanıkların hepsi demokratik mücadeleyi tercih etmişlerdir. Ama siyasi faaliyetleri ve siyasi kimlikleri iddianamede yer almamıştır. Savcı, sanığın lehine olacak delilleri iddianameye koymamıştır. Dava gerçek dışı bir zemine kaydırılmak istenmiştir."
 
Avukat Yurtdaş, kapatılan DTP'nin aralarında tutuklu sanıkların da bulunduğu kişilerin görev dağılımıyla ilgili, parti karar defterinin fotokopilerini de mahkemeye sundu.
 
İddia makamı sanıkların partideki görevlerinden dolayı değil, eylemlerinden dolayı yargılandıklarını ve eylemin nerede yapılmasından çok, yasadışı olmasının önemli olduğunu belirtti. Yurtdaş, "Abdullah Öcalan da KCK'nın yasadışı bir yapılanma olduğundan bahsetmektedir. Yargılanmasını istediğimiz siyasi parti organları değil, kişilerin yaptığı eylemlerdir" diye konuştu.
 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.