Futbolun katili Türk hakemleri!

“MHK Başkanı kimse, Kuddusi Müftüoğlu mu Serdar-Cüneyt Çakır ikilisi mi bilmiyorum…”

Futbolun katili Türk hakemleri!

 Spor yorumcusu Serdar Ali Çelikler Türk hakemleriyle ilgili bir yazı kaleme aldı…

İşte o yazı…

Bu kadar sert bir başlık atmamın sebebi, hakem camiasının daha da çok dikkatini çekmek.. Taraftarların ara sıra tribünlerde seslendirdikleri bir tezahüratı başlık yapayım istedim ki belki bu yazıyı sadece mevcut hakemler değil, hakem adayları da okusun.

12 senedir futbol camiasının içindeyim, bu sürede 9 Merkez Hakem Kurulu Başkanı gördüm. Hepsi geldiklerinde “Hakemlikte devrim yapacaklarını” ifade ettiler. İçlerinde Oğuz Sarvan gibi Şampiyonlar Ligi hakemliği yapmış olan da vardı, Ufuk Özerten ve Zekeriya Alp gibi hakemlikten gelmemiş olanlar da.. Haklarını yemeyelim kimi çok iyi eğitimciydi, kimi iyi idareciydi. Hepsi muhakkak Türk hakemliğine katkı sunmuştur. Ama “devrim”in yanından bile geçemediler. Türk hakemliğindeki eyyam hastalığını, maç yönetmeme, idare-i maslahat yapma hastalığını gideremediler. Ama en önemlisi ekol yaratamadılar. Artık devir değişti. Bugünün futbol izleyicisi dünya futbolunu takip ediyor, hakemliğin hangi ligde, nasıl yapıldığını canlı yayınlarda görüyor. Bakıyor ki aslında oyun kalitesi taktik plan yeterliliği olarak çok da iyi olmayan İngiltere Ligi’nin en önemli cazibesi tempolu, akışkan oyun. Bunun en önemli aktörleri de İngiliz hakemleri. Bir sürü bomba yapıyorlar; yanlış oyuncu atıyorlar; İngiliz oyunculara yabancılara göre daha töleranslı davranıyorlar ama futbolun hızını kesmiyorlar. Düdükle maç idare etmeye yeltenmiyorlar, sürekli “oyna” diyorlar.. Eh haliyle oyun akışkanlığı kesilmiyor, tempo düşmüyor. İspanya Ligi’ni izliyorlar bakıyorlar ki orada hakemler tam tersi davranıyor. En ufak sertliğe müsamaha göstermiyorlar. Oynamaya çalışan takım ile faul yapıp oyunu durdurmaya çalışan takım arasında oynayan takım lehine pozitif ayrımcılık yapıyorlar. Çift dalma, itme kakma gibi işleri tölere etmiyorlar, böylece İspanyol takımları en sonunda ayağa pas yapan ‘oyun’ takımı olmak durumunda kalıyor.

Oysa bizde ikili mücadeleye prim verilmiyor. Güçlü oyuncu ile güçsüz oyuncunun top kapma mücadelesinde, güçsüz oyuncu poposunu rakibine dayayıp hafif kendini öne atınca faul alıyor. Büyük takım oyuncuları yan yana koşuda rakibin en ufak temasında kendilerini yere bırakınca yan hakemlerin bayrak sallayacağını biliyor. Buna son günlerde en net örnek Yasin Öztekin. Böyle olunca Türk oyuncularımızın ikili mücadele kapasitesi düşüyor. Avrupa arenasında da takke düşüp kel görünüyor. Orada da hakemler yere bırakınca faul verecek sanılıyor ve mağlubiyetler geliyor. Avrupa ile aramızda açılan farkın bir nedeni de kesinlikle bu hakem eyyamının getirdiği rahatlık. Bugün Şampiyonlar Ligi’nde ortalama bir maçta topun oyunda kalma süresi 53-54 dakika iken; İngiltere ve İspanya Ligi’nde bu rakam neredeyse 60’lara dayanmışken Fenerbahçe-Bursaspor maçında topun oyunda kalma süresi 44 dakika ise bu korkunç fark ile Avrupa’da başarılı olmamız mucize zaten.

Artık hakemlerimizin acilen 2 tür eyyamı bırakması lazım. Birinci tür eyyam büyükleri kollayan eyyam. İkinci tür eyyam da büyük takım kompleksi eyyamı.

“Ben Saracoğlu’nda Fener’e penaltı vermedim” ya da “Telekom’da G.Saray’a net faulleri çalmadım” demeyi marifet sanan hakemler de var. Bu kompleksi de bırakmaları şart. Artık şu ‘Kız Tavlası’ oyunu mantığından kurtulmaları lazım. Oyunun temposu onların ellerinde, yere yatıp kalkmayanlar ile oynamaya çalışanları ayırdetmeleri; temponun hızlanması onlara bağlı. Ayda 30 bin TL kazanırken bile bu işi yapamayacaklarsa futbol dünyasından çekilmeleri lazım. MHK Başkanı kimse, Kuddusi Müftüoğlu mu Serdar-Cüneyt Çakır ikilisi mi bilmiyorum; bu ekol işine bir an evvel eğilmeleri gerek. Son sözüm genç hakemlere: Ne büyük takımlar lehine eyyam yapın, ne de büyük takım kompleksine girin. Bir de çok maç izleyip oyuna nasıl katkı sağlayabileceğiniz konusunda kafa yorun.

Tüm hakem camiasının ve elbette tüm okurlarımın bayramını kutlarım.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.