Sadri Şener, bu röportajı dans ederek verdi

Torpilli gazeteci Şansal Büyüka'nın kızı

Sadri Şener, bu röportajı dans ederek verdi

Ayşe Aydın

Geçtiğimiz cumartesi Trabzonspor Başkanı Sadri Şener ile hayırlı bir iş için buluştuk. Hem de Hırvatistan’ın sahil şehri Dubrovnik’te... Yemeksepeti.com’un kurucusu ve Trabzonspor yöneticisi Nevzat Aydın ve Vogue Türkiye İnternet Editörü Melis Pekand’ın düğünündeydik. Ben gözüm yaşlı çocukluk arkadaşlarımı, Sadri Başkan da gururla genç yöneticisini evlendirdi. Düğünde Başkan’la hem dans edip eğlendik, hem de Dubrovnik Kalesi’nde aşağıda okuyacağınız röportajı gerçekleştirdik.



* Türk futbolunda maçların saha dışındaki etkilerle kazanıldığı dönemlerin artık geride kaldığına inanmak isteğinizi söylemiştiniz. Ama öyle olmadı galiba...


Bu sene şampiyonluğu ikili averajdaki tek golle kaçırdık. Buna “kısmet değilmiş” demekten başka bir cümle bulmak zor. Saha dışındaki işlerin bunda etkisi olduğunu sorumlu mevkide bir insan olarak söylememem gerek. İspat edilmediği sürece, bunlar bir teori. Ama insanlar konuştukça, medya yazdıkça kafalarda soru işaretleri devam ediyor. Her ne kadar Fenerbahçe şampiyon olsa da, birçok insanın içinde bir burukluk var. Ama kimseyi suçlamak doğru değil diye düşünüyorum.

* Şimdi böyle düşünüyorsunuz ama lig bitiminde sert çıkışlarınız olmuştu...

Gerek Türkiye’de, gerek dünyada maç bitiminde verilen demeçlerin sağlıklı olduğu söylenemez. Aslında öyle zamanlarda hiç konuşmak istemiyorum ama bazen gazeteci arkadaşlar mikrofonu uzattığında mecbur kalıyorum. Artık önümüze bakacağız. Eskiyle yaşanmıyor, eskiden sadece ders alınıyor.

* Ligin tescil edilmesi ile ilgili başvurunuzdan nasıl bir sonuç bekliyorsunuz?

Etik kuruldaki soruşturmanın bitmesini bekliyoruz. Bu ara seçim var, yeni federasyon gelecek. Sonuç ne zaman çıkar bilmiyorum, çok da üstünde durmuyorum. Amaç tepkisiz kalmamaktı. Yoksa geriye dönük ne değişecek?

* Şampiyonluğu kazananı tebrik etmek lazım demiştiniz ama Fenerbahçe’yi tebrik etmediniz...

Soruşturmanın sonucuna göre tebrik ederiz, o sorun değil.

* Buraya gelmeden önce Kulüpler Birliği toplantısına katıldınız. Orada buzlar eridi mi?

Sabah uçağını bu toplantıya katılmak için kaçırdım biliyorsun. Mehmet Ali Aydınlar’ı, Trabzonspor adına desteklediğimizi belirtmek için gittim oraya. Çok uzun kalıp, etrafla sohbet etme fırsatım olmadı.

“Geçen yıl Fener’in yaşadığı acıyı bu yıl biz yaşadık”

* Son maçta bir GS’lı olarak benim bile kalbim duruyordu. 27 yıl sonra ilk kez bu kadar yaklaşmıştınız. 90 dakika bittiğinde ne hissettiniz?

“Türkiye’nin dörtte üçü Trabzonspor’un şampiyon olmasını istiyor” diye bir demeç vermiştim.
İtiraz ettiler. Fener, Trabzon, Galatasaray, Beşiktaş olarak bakarsanız, 3’ü sizi istiyor, 1’i istemiyorsa matematikte buna dörtte üç denir. Çok uzun bir maratonun sonunu tek golle kaçırmak insana derin bir üzüntü veriyor tabii. Çok eski yıllardan beri yöneticilik yaptığım için, bu üzüntüleri geride bırakmak gerektiğini biliyorum.
Dünyada bu tip şeyler oluyor. Geçen sene de Fenerbahçe bizimle oynadığı maçta şampiyonluğu kaybetti. Onların acılarını da gözümle görmüştüm. Biz de bunlardan birini yaşadık. Bir de 96’da yaşamıştık, yine Fenerbahçe’yle...
Tanrı bundan sonra böyle bir üzüntü yaşatmasın, diyorum.

* Maç bitiminde soyunma odasına indiniz mi?

İndim. Oyuncularımın hepsine sarıldım, teşekkür ettim. “Benim şampiyonum sizsiniz” dedim. Zaten fazla konuşacak bir şey yoktu. Herkes çok üzgündü.

* Sezonun yorgunluğunu stresini nasıl attınız? Tatile çıktınız mı?

Daha atamadık. İşte buraya geldim. Bir gün dinlenebilirsem, dinleneceğim.
Şimdi transfer mevsimi biliyorsunuz. Kamp dönemine kadar transfer işleri biterse, bir tatile çıkacağım.

* Peki bu stres insanın sağlığına zarar veriyor mu?

Vermez mi? 8-9 sene önce iki stent taktırdım. O zaman çok modaydı. 20 sene önce, çok genç yaşımda da başkandım biliyorsun...
O yıllarda tansiyonum yükselmeye başladı. Ama feda olsun!

“Eşim ve kızım hatalarımı söylüyor artılarımı söyleyen yok”

- Kaybettiğiniz zaman, evde aksileşir misiniz?

Mesuliyetini aldığınız takımın başarısı ya da başarısızlığı eve ister istemez yansıyor.
Kötü sonuç alınca suratım asılır, yüzüm düşer, konuşmak istemem. Bizim hanım da “üzülme” filan demez, bir de o eleştirir.
Yenilince başka yere gideyim diyorum, nereye gideceğimi de hiç bilmiyorum. Evde de teselli edilmiyorum...
“Ben sana demiştim” lafını duyuyorum sık sık... (Gülüyor)

* Peki eşiniz, kızınız futbola meraklı mı?

Mecburen meraklılar. Bilinen bir sima olduğumuz için gezdiğimiz tozduğumuz yerde hep bu konuşuluyor.
İnternet çıktığından beri benimle ilgili bütün yazılanları okuyorlar. “Bak o onu demiş, bu bunu demiş.”
Bir de hatalarımı söylüyorlar. Artılarımı söyleyen yok. (Gülüyor)

“Trabzon insanı acelecidir, hemen sonuç ister”

* İlk başkanlığınız zamanında Trabzon’a cebinizden çok para yatırmışsınız. Aileniz “Çoluğumuzun çocuğumuzun rızkını futbola yatırıyorsun” diye şikayet etmiyor mu?

Ailemden öyle bir tepki gelmedi. Ama 20 sene önce çok ciddi sayılan, bugün bana geri ödenmesi zor olan rakamları kulübümüze hibe etmiştik. Ne olacak, sonuçta bizim ilimiz. Tekrar kazanmaya çalıştım, o paraları. Hâlâ da para harcamaya mecburuz. Trabzon taraftarı hemen sonuç istiyor. Öyle alt yapıdan yetişsin, 3-5 sene bana müsaade... O bizim orada yok. Zaten aceleci, heyecanlıdır Trabzon insanı. Bütçemizi zorlayarak büyük transferler yapıyoruz. Rakiplerimiz belli. Küçük paralarla şampiyon olunmuyor.

* Peki cepten harcamayla, bir takım ne kadar yürür ki? Yarın öbür gün paranız olmasa...

Günümüze geldiğimizde Ahmet’in, Mehmet’in parasıyla kulüpler yönetilmekten çıktı. UEFA kararı gereği Aralık’tan itibaren şahsi olarak kimsenin kulüplerden alacağı olmayacak. UEFA diyor ki, “Finansa ihtiyacın varsa, denetlenebilir bir finans kuruluşundan al.” Şahıslara kulübe temdit koyma yolunu kapatmak istiyor.

* Sürpriz transfer var mı?

Zokora’yı aldık. Brezilyalı Henrique’i aldık. Polonya’da yılın futbolcusu seçilen Adrian’ı aldık. Galatasaray’dan Barış’ı aldık. Bunları lafla söylemek birkaç saniye sürüyor ama çok büyük, sinir bozucu uğraşlar gerektiriyor.

“Bu yıl başkanlıktaki son senem olacak”

* Başkanlığa ne kadar daha devam edeceksiniz?

Bu sene son. 41 senede toplam 12 yıl yöneticilik yaptım. Artık 40’lı yaşlardaki jenerasyona emanet etmek istiyorum bu görevi. Çünkü çok koşturma gerektiriyor. Uçağın birinden inip öbürüne bineceksin. Üşenmeyeceksin, “yarın gideyim” demeyeceksin. Gençlik yıllarımda herkes yatarken, ben her yere imza atmaya giderdim. O zaman otomatikman başkanlığa ilerliyorsun, lider vasfın oluyor. Yeni yönetici arkadaşlara bunları anlatıyorum.

* Gönlünüzdeki başkanı tarif eder misiniz?

Trabzon’da bu cümlemi hiç sevmiyorlar ama lisan bilmeli. Sonra ekonomi bilmeli. Banka genel müdürleriyle arkadaşlığı olmalı ki, finans problemlerini çabuk çözebilsin. Çevre bu işte çok önemli. “Çok zengin, bankada parası var. Başkan olsun” dönemi geçti artık. Bankadaki paraları kendilerini ilgilendirir, kulübü değil. Günümüzde sponsor gelirleri çok büyüdü. Bizim geçen seneki sponsor gelirimiz 100 küsür trilyonu buldu. Bu parayı yönetebilecek kalibrede, bilgili, kültürlü, dünya futboluna meraklı biri olmalı.

* Trabzon taraftarı sizi kolay kolay bırakmaz ama...

Yoo... Ne olacak, iki ters sonuç aldı mı bırakır. Her kulüpte bu böyledir.

‘Horondan, kolbastıdan anlamam’

“Horondan, kolbastıdan anlamam. Zaten yaş erdi kemale... Bizim damat bu gece kolbastı yapacakmış. Hiç sanmıyorum. Çok zor bir dans. Yaş 21-22 olacak bir kere... Göreceğiz bakalım, ne yapacaklar...”

‘Dünyada iki iyi şehir takımı var; biri Trabzon, ötekisi Napoli’

“Trabzon bizim tutkumuz. Doğduğumuz şehir. Nüfus olarak çok büyük olmayan bir şehirden böyle bir takım çıkması, Türkiye’nin dördüncü büyüğü olması çok büyük başarıdır. Bugün Türkiye’de orada yaşayanların yüzde 90’ının tuttuğu başka şehir takımı yoktur. Hatta dünyada da öyle... Bir Napoli, bir Trabzon... Trabzon’da sokakta kimseye ‘Hangi takımı tutuyorsun?’ diye soramazsın bile...”

“Muhafazakar biriyim, Cidde’deki maçtan sonra umreye gittim”

* Şampiyon olduğunuzda gerçekleştirmek üzere bir adağınız var mı?

Yok. Muhafazakâr biriyim. Dua ederim. Cidde’de maç yaptık bu sene. O arada Umre’ye de gittik yarı hacı olduk yani...

* Başkanken şampiyonluk göreceğinize inanıyor musunuz?

Kısmet işi... Onun için uğraşıyoruz. Önemli olan benim görmem değil, Trabzon halkının görmesi. Dört sene içinde iki kupa aldık, bu sene tek golle ikinci olduk.
Şampiyonlar Ligi’ne katılırsak, ekstra bir gelirimiz yani bütçemiz de olacak.

‘Okumaya kendini vermiş bir aileyiz’

“Siyasi bir aileden geliyoruz. Rahmetli babamız Ahmet Şener, uzun yıllar Trabzon milletvekiliydi. Ecevit hükümeti zamanında iki dönem bakanlık yaptı. Ablam Sezer Şener Kocaeli Üniversitesi rektörü, nöroloji hocası. Kardeşim Sani Şener TAV Holding’in CEO’su. Çalışkan bir aileyiz. Çocuklarımızın hepsinin master derecesi var, hepsi birkaç dil konuşuyor. Kızım Zeynep, New York Barosu avukatı, şimdi Londra barosunda da avukat olacak. Ama kız çocuklarını bu kadar okutmak doğru mu bilmiyorum, laf dinlemiyorlar ondan sonra... (Gülüyor)”

68 kuşağının aktivist genciydim!

* Çocukken herkesin valiye çok hürmet ettiğini gördüğü için vali olmak istermiş.

* Gözünü açtığından beri evde siyaset
konuşulduğu için siyasetten soğumuş. Siyasete girmeyi hiç düşünmüyor.

* Şener, 68 kuşağının aktivist bir genciymiş. Siyasete girmeyi düşünmese de, herkesin politik bir görüşü olması gerektiğini söylüyor.

* İnşaat mühendisi olan Şener, Bodrum’un efsane oteli Manastır’ı Turgut Özal döneminde “yap-işlet-devret” ihalesiyle kurmuş. O sırada Bodrumlular, “Bir Karadenizli burada otel yapacakmış, 20 sene sonra da devredecekmiş” diye kendisiyle dalga geçiyormuş.

* Bodrum’da en sevdiği şey, sabah sokağa çıktığında yoldan geçen herkesin kendisine güler yüzle selam vermesi...

* Trabzon’da yolda yürürken kendisine en çok sorulan soru, “Transfer işi ne olacak?”

* Arkadaşları arasında çok esprili bir insan olarak tanınan Şener’i, en çok güldüren isim Cem Yılmaz.

* Türkçe şarkı dinlemeyi seviyor. “Mesela bu Melis’le Nevzat’ın U2’sunu bilmiyorum” diyor.

* En büyük tutkusu giyinmek. Elbiselerine, kravatlarına çok kıymet veriyor. Ütü konusunda çok titiz olduğu için, kıyafetlerini hep kuru temizlemede ütületiyor. “Pantolonda çift iz olursa çok utanırım” diyor. Ayakkabıların her zaman cilalı olmasına dikkat ediyor.

* Sadri Şener mutlu evliliğin sırrını şöyle açıklıyor: “Karıma hep ‘evet’ derim. Ama sonra bildiğimi yaparım. Hem o mutlu, hem ben mutlu...”

* En sinir olduğu şey; bir şey anlattıktan sonra karşısındakinin “Ben de bir gün...” diye lafa başlaması. “Ben anlatmışım artık kardeşim onu. Niye üste çıkmaya çalışıyorsun” diyor.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
erman - 5 yıl önce
taraftarla kafa yapan sadri can dostu ve tv lerdeki avukatı şansal arkadaşının 1. sınıf insan olan kızı ile dans edeiyor. harika... safri trabzonluları 2. sınıf gördüğü için özellikle belirtmek istedim...
Avatar
Remzi Demir - 5 yıl önce
Sayin baskan desene benim ve kardesimin Aziz Yildirim ve Nihat Ozdemirden aldigimiz ihalelere karsilik sampiyonlugu verdik.