Trabzonspor örnekli sakat anlayışlar!

Halil Şanlı mükemmel yazdı…

Trabzonspor örnekli sakat anlayışlar!

Siyasilerin egemen olduğu bir futbol yapılanmasında, sonucun hep hüsran olması sürpriz olmamalı. Kulüp başkanlarını, oyuncu transferlerini, teknik adamları hatta inanmayacaksınız ama kulüplerin sorumlu müdürlerini bile, hayatında üç defa canlı maç izlememiş siyasiler belirliyorsa, yeni zaferler beklemek sadece hayal olarak kalacaktır.
 
Milli takımımızın Euro 2016’da yaşadığı hüsran neticesinde;  “Fatih Terim şöyle,  Arda Turan böyleydi” demek yerine,  durumun daha realist açıdan irdelenmesi  gerektiğini  düşünüyorum.  Gerçekten de  hemen tüm takımlar için kimlerin kulüp başkanı olması gerektiğine siyasilerin karar verdiğini görmek zor olamasa gerek. Hangi siyasiye yakın olan hangi menajerlerin, istediği kulüplere oyuncu verebildiğini görmek,  kulüpleri yöneten; sözde profesyonel ama özünde liseyi bile zor bitirmiş sıradan ve basit  müdür kadrolarının  hemen tamamının,  siyasi talimatlarla futbol  makamlarını işgal ettiklerini  görmek de mümkün. Yani sizin anlayacağınız ‘her şey benim kontrolümde’  doyumsuzluğunun  ortaya çıkardığı,  futbol cahillerinin egemen olduğu bir düzen almış başını gidiyor. Peki,  kulüp çıkarlarının düşünülmesi gerekliliği öncelik olmalıyken,   önceliğin siyasi  isteklerin yerine getirilmesi ilkesine dayandırıldığı  bir futbol yapısından, kim, ne bekliyor Allah aşkına! Olayı biraz daha somutlaştıralım isterseniz. Biraz daha yakınımıza inip şöyle bakalım! Mesela  Trabzonspor’u ele alalım. Son dönemdeki  başkanlarımızı tek tek hatırlayalım!  Futbolla hiç ilgisi olmayan ve spor bilgi liyakatları  son derece tartışmalı isimlerin, nerelere, nasıl geldiğini kavrayabildiğinizde;  kulüplerimizin neden bataklığa sürüklendiği, Türk futbolunun nasıl tepetaklak  edildiğini de  analiz edebilirsiniz!  Allah aşkına bir düşünün! Hayatında futbol maçına gitmemiş, futbol topunu görmemiş bir adamın, kulübün başında olmasını gerektirecek sebep ne olabilir ki? Ya da bir  ayyaş, bir sarhoşun, 20yıldır evine kapanmış ruhsal travma yaşayan sağlıksız bir adamın, kulüp başkanı olmasını kim ya da kimler neden istemiş olabilir ki? Emin olunuz ki, konunun çok daha net anlaşılması için verdiğimiz bu örnekler,  hakikatin kendisi ve siyasetin  birer parçasıdır.
 
Tabi bunları  söylerken, bilinçsiz ve çok cahil, hatta sadece sosyal medya şovmeni olmuş taraftar anlayışını da iyi görmek lazım.  Taraftarı net anlayabilmek için mesela Nevzat Aydın hususundan yaklaşalım olaya! Ticari zekası  üst düzey ama şahsıma göre futbol konusunda  her yönü ile yetersiz  bir adam Nevzat Aydın! Seveni var, sevmeyeni var! Beğeneni var, beğenmeyeni var! Hepimizde olduğu gibi. Fakat  öyle taraftar anlayışı var ki,  hayrete düşüyorsunuz bazen. Elbette herkes özgür iradesiyle istediği kişiyi haklı bulup destekleyebilir. Ona kimsenin diyeceği yok. Ama gelin görün ki,  bir kısım taraftar, Nevzat Aydın’ı  desteklerken, onun Trabzonspor başkan yardımcısı olmasından çok, ‘Yemek Sepeti ceo’su, katrilyonların sahibi, cool adam, çok ciks adam…’  olması yönüyle ilgileniyor. Nevzat Aydın’ın attığı  her hangi bir tweeti tasvip etmeyen ve söyleyiş tarzını uygun bulmadığını yazan bir taraftara, başka bir taraftardan  şöyle bir cevap gelebiliyor: “Lan sen kimle konuştuğunu sanıyorsun, adam Yemek Sepeti’nin ceosu”…  Ya da “Sen yorulma reis, bize bildir yeter”!.. İnanın ‘reis’ dediği adamla tek cümle sohbeti bile olamamış, bir züppe anlayış! Hatta, Nevzat bey “ Aaaaa” dediği gibi “Bravooooo” diye haykıran içi geçmiş fırıldak takımı! Be evladım, ayıp yahu bir dur! Adam ‘Aaaaa’ dedi, sen alkışlıyorsun! Dur bakalım belki ‘ananı’  diyecek!!! Mesela şöyle bir taraftar anlayışına ne dersiniz?  “Oğlum adam zengin, o bilmiyor da siz mi biliyorsunuz? Lan adam parayla oynuyor! Sizin gibi gariban mı” v.s… Hakikaten ne kadar  löp beyin  türemiş  piyasada! Modern çağın imkanlarını kullanıp kaliteli bir insan olmak, kendini geliştirmek yerine,  en hafif tabiri ile evinin yolunu bulmaya muhtaç bomboş bir gençlik!  Küçük bir araştırma yapılsa;  Nevzat Aydın’ın Trabzonspor’a verebileceklerini tartmak yerine,  ceo olması veya katrilyonlara hükmetmesi ile  övünen bazı sepet kafalıların çoğunluğunun, açlıktan ikindi vakti uykuyadaldığı gerçeği ile de karşılaşırsınız!
 
Özetle daha iyi anlaşılması için, Trabzonspor  üzerinden somut örneklerle  anlatmak istediğimiz odur ki;  siyasilerin egemen olduğu  ve bilenin, hak edenin,  bilgenin değil, siyasilerden aldıkları talimatla tüm hayatını dizayn eden futbol cahillerinin,  futbolumuzun her kademesinde  amip gibi çoğaldığını anlamamız  lazım. Bir tarafta bu  cahiller futbolu yönettiklerini zannederken; diğer yanda da  araştırmadan konuşan, bilgisi olmadan fikir üreten, saygısız,  içi boş, kişiliksiz ve sadece bir paket sigara parasına birilerinin kapısında havlamayı marifet sayan taraftar anlayışı ile futbol  tamamen kokuşmuştur.  Mesele Arda ya da Fatih Terim meselesinin çok uzağındadır. Ne yazık ki zamanla, Türk futbolunun ve kulüplerinin çok daha büyük depresyonlar ve depremler yaşayacağına birlikte şahit olacağız. Çünkü düzen, sağlıklı değildir. Bilgi ile cehaletin, mahir ile beceriksizin, saygılı ile saygısızın, ilkeli ile çıkarcının v.s…  yani at izi ile it izinin giriftleştiği bir anlayışın, futbolumuza vereceği hiçbir şey yoktur ve olmayacaktır!
 


Etiketler; #halil şanlı
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.