SUÇLU GÜÇLÜ, SUÇSUZ BECERİKSİZ


HAYRETTİN HACISALİHOĞLU

HAYRETTİN HACISALİHOĞLU

31 Ocak 2012, 19:24

Şike süreci Türk futbolunu yedi bitirdi. Her ne kadar birçok hatanın üzerini örtse de sonuçta “bizi de” yedi.
Fenerbahçe cephesinin  3 Temmuz’dan bu yana olayı işine geldiği gibi yoğurması ve yürütmesi, ayrıca camia olarak konuya konsantrasyonları, kendi camiaları adına takdire şayan bir durum. Bunca tape, belge, delil, tutuklama yetmedi etik kurul raporu gün ışığına çıkmışken, bu tavırlarına başka ne denir! Son Kulüpler Birliği toplantısı sonrası yöneticilerinin yaptığı açıklamaları hayretler için de izledik. Acaba güçlü belli de suçluyu yanlış mı biliyoruz diye tereddüde düştük!
Son hamleleri ile daha da enteresan. Savcıya, hakime, üst mahkemeye, federasyona, hatta kamu oyuna yaptıklarının hesabını vermeleri gerekirken, ne karara verilmesi gerektiğini adeta dikte ettirmeye çalışıyorlar.
Yasayı değiştirt, 58. madde önce “değişmeli” de, sonra “değişmesine karşıyız” de, küme düşme işini geçiştirirlince “puan silinmesini de para cezasını da kabul etmeyiz” de. İnsaf doğrusu, bu ne aymazlık! İnsan bunca olayın arkasında hiç değilse susarak mağduru oynar da belki şefaat gösterilir. Suçlunun verilecek cezaya karar vermesi dünyanın neresinde görülmüştür? Ama sizde bu aymazlık varken, toplum da bu kadar omurgasız iken, tazminat da istersiniz. Bu işten karlı da çıkarsınız, hiç şaşmam.
Konuyu iyi takip edenler Fenerbahçe camiasının sürecin başından beri uyguladığı yol  için “zikzak çiziyorlar” şeklinde yorum getirebilir. Ama bu yanlış bir değerlendirme olur. Çünkü Fenerbahçe camiası sürecin başından beri belli ki işin uzmanlarından oluşan bir kurulun belirlediği politika doğrultusunda rolünü oynuyor. Bu güne kadar da kendi şartları içinde başarılı oldular ve hedefleri tutturdular. Gündemi belirlediler. Yanlı basına da istedikleri gibi davul çaldırdılar. Tüm Türkiye de bu senaryoyu izledi. Senaryo da yapılan bir parça değişiklikle izlemeye de devam ediyor.
Neye mi güveniyorlar? Birçok yetkili kişiye tabi ki! Acaba en çok da bizim gereksiz gurur yaparak üye vermediğimiz kurullardaki matematiğe mi, yoksa olası TFF yönetiminin istifa etmesiyle oluşacak yeni kurullara mı?
Küme düşmenin kaldırılması yani işlenen suçların bir yıl ya da bir defalık göz ardı edilmesi bence tüm kulüplerin Türk futboluna yapıştırdığı kara bir leke olarak kalacak ve yapılan şike hadiselerinden daha büyük bir  şike olacaktır. Böyle bir sonuç, sporun etik kuralları yerine paranın tercih edilmesidir.
Ancak bunlar kadar önemli olan bir diğer konu da şu: Biz bu suretçe ne yaptık, daha doğrusu ne yapamadık veya neleri  yanlış yaptık? Asıl bunu irdelemeliyiz.
Çizgimiz ne idi, nasıl devam ediyor?
Önce federasyon başkanını herkesten önce davranıp aday gösterdik. Sonra istifasını istedik. Daha sonra başkan istifa edeceğini dile getirince yine biz  herkesten önce davranıp istifasını önledik. Bu arada kanun değişmesi için Kulüpler Birliği temsilcisi olarak siyasi partileri dolaştık. Gelinen noktada TFF başkanının istifa etmemesi gerektiğini en çok biz dillendiriyoruz. Ne enteresan değil mi?
Konuşulacak, kamuoyu yaratılacak haklılığımız ve mağduriyetimiz anlatılacak dönemde sustuk. Ya da susturulduk. Sonra susulacak dönemde çok ağızdan ve çelişkili konuştuk. Gömleğin düğmelerinden birini yanlış iliklersen gerisi de yanlış olurmuş ya, bizimkisi de o hesap.
Gün geldi, kupaya “teneke” deyip küçümsedik. Sonrasında “kupa mutlaka gelecek” deyip önemselleştirdik. Sözde gündemi değiştirdik.
Bu arada yıllar sonra zirve yapan, başarıyı yakalamış bir kadroyu anlamsızca dağıttık. Gelinen noktada arada alınana iyi skorlar yanında, bu sezonun çaresizliğini yaşarken umutların tükenişini ve ligin avuçlarımızın içinden kayıp gittiğini hep birlikte seyrediyoruz.
Sonuçta ne eldeki kuşu koruyabildik, ne daldaki kuşu yakalayabildik.
İşte yalnızca kendimizi çok  akıllı, başkalarını da hiç aklı yok sayarsak,  olaylar da böyle gelişir. Süreci kulübün menfaatlerine, suçsuzluk inancımıza göre değil, söylemlerimize gösterilen tepkiye göre yol haritası çizersek sonuç da böyle olur. Hem güvenirliliğimizi kaybederiz, hem de camia alabora olur.
Tıpkı bugün olduğu gibi; kötü yönettik bu süreci, kötü.
Çok haklı olduğumuz bir konuda, umudumuz bundan sonra rüzgârın lehimize esmesine kaldı.
Sonumuz hayrola.
 
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ahmet - 5 yıl önce
hangi camiadan bahsediyorsun. sen savundun da hangi babayiğit sana konuşma dedi. üstelik ts sadece yönetim kurulunun kulübü değildir. o kulübün hiç yoksa 4-5 milyon taraftarı vardır ve başta sizler olmak üzere hepsinin söz hakkı vardır.
Avatar
iskefiyeli - 5 yıl önce
yazıyı okumadım, başlık herşeyi anlatıyor zaten. mahkemede olan bir dava için birilerine suçlu deme hakkını kendinde nasıl görüyorsun. leoliberalizmle birlikte aksi ispatlanıncaya kadar herkes suçsuzdur kuralı, akisini ıspatlanmasına gerek yok istediğim herşey suçludur kuralına dönüştü. o iddianamdede ts ninde adı geçiyor. i̇ddianamede adı varsa sorgulanaca-k demektir. o zaman sayın yazara gör ts de suçludur.