Aynı tas aynı hamam!

Yener Yanık yazdı...

Aynı tas aynı hamam!

Bu maç öncesi anlamadığım ve kabullenemediğim iki unsurla başlayalım…
 
Bütün maçlardan önce şehitler adına saygı duruşunda bulunuluyor. Terör örgütü sosuyla ülkemiz ABD, Rusya ve diğer devletlerle örtülü bir veraset savaşı veriyor.
 
Yaşadığımız şehirde her şey olağan gibi gözükse de ülkenin doğusunda resmen şehir savaşları yaşanıyor.
 
Bir Binbaşı ailesini arayıp, şehit olursam dik durun, sakın ağlamayın öğüdünün ardından, abdest aldıktan sonra arkadaşlarına da bugün Regaib Kandili, şehit olmak için ne güzel bir gün diyerek Asım’ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek diyen ruhu muhteşemce yaşatıyor.
 
Alperenler bu savaşa dualarla giderken bir hain de çıkıp müdür sıfatıyla en gözde silahımızı parayla satarken yakalanıyor.
 
Herkeste milli hassasiyet üst seviyedeyken, Erkan Zengin’in bu takımın oyuncusu olarak İstiklal Marşını okumamasını hazmedemiyorum. Başka bir ülkenin Milli formasını giymesi gibi bir bahaneyi de asla kabul etmiyorum ve buna da asla saygı duymuyorum. Kaldı ki yıllar önce bizde parlayan oradan Fener’e giden Brezilyalı Aurello’nun Milli formayı giymesi ve reklamlar dâhil İstiklal Marşı okuması ortadayken…
 
 
İkincisi ise Muhammet Beşir’in yokmuş gibi bir muameleye tabi tutulması…
 
 Hami Hoca ne yapmaya çalışıyor orası kendiyle müsemma ama 17 yaşında bu takımın formasını giyen bir efsane olarak kendisinin böyle yapmasını anlamak mümkün değil…
 
Cardozo’nun ölüsü oynar diyorum ama maalesef dirisi kulübede… Hadi diyelim Muhammet Demir’i tercih ettin ya da Cardozo sakat süsüyle oyuna alınmadı, koca doksan dakika Muhammet Demir, Başakşehir defansı içinde dörde bir, beşe bir kalarak kaybolup gitti.
 
Muhammet Beşir’in, Muhammet Demir’den ne eksiği var bilmiyorum ama muhtemelen teknik heyet biliyor.
 
Gelelim maça…
 
Orta sahası bu kadar etkili isimlerden kurulu bir ekibin rakibe oranla, 60’a 40 oranla oynaması gayet normal gibi gözükse de antrenmandaki beşe iki misali bir maç oynadı bizimkiler…
 
Resmen kalesiz maç…
 
Kale hariç topu, her yere çevirdik. Top çevrilince ileride Muhammet Demir de deli danaya çevrildi.
 
Huni misali… Orta saha oldukça geniş, ileride gariban bir forvet…
 
Huninin ağzına güya top gelecek de bu da atacak.
 
Maç boyunca organize olup da doğru dürüst bir kez bile kaleye gidemedik. İlk yarının son anında Özer’in akıllara zarar vuruşu ve kaçan gol de duran toptandı.
 
Anlayacağınız; duran top olacak, Ekici gelecek, defans ileri çıkacak, birinin kafasına top çarpacak, olursa karambole bir gol bulunacak vs vs…
 
Volkan Konak’ın anne ve babasını anlatırken yaptığı espri misali…
 
Gari ibruhu sobanın üstüne goy, olmazsa çay temleruk…
 
 
Böyle bir oyun anlayışı olamaz, olmamalı…
 
Açık söyleyelim, Ramazan sakatlanıp çıktıktan sonra Başakşehir maçı sahamıza hapsetti.
 
Ramazan’a çok üzüldüm, çok hırslı, çok mücadeleci ve çok genç bir oyuncu…
 
Topla bazen gereksiz oynasa da rakibe çok dengesiz girse de o da zamanla oturup kendini bulacaktır.
 
 İlk yarıda Başakşehir’in net gol pozisyonlarından en önemlisinin müsebbibi Ramazan’ın çıkarken kaptırdığı toptu; ancak attığımız goldeki akıl dolu pası ve o sakatlanıp çıktıktan sonra orta sahanın çöküşü Ramazan’ın ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.
 
 İnşallah çok ciddi değildir sakatlığı… Azmi, hırsı ve mücadeleci oyunuyla takımın vazgeçilmezi olacağına eminim…
 
 
Onun haricinde hamam da tas da aynı…Esteban’ın devleştiği, Akokpo’nun bu yılın en iyi kazancı olduğu, Ekici’nin tekrar sahalara dönüşünün mutluluğu dışında maçı izlemeyenlerin çok da kaybettiği bir şey yok…
 
Ezcümle… Aynı tas, aynı hamam…
 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.