Hayaller Messi, ayaklar Sabri!

Yener Yanık yazdı...

Hayaller Messi, ayaklar Sabri!

“Uykunun da tadı kaçtı okul vakti yaklaştı” derdi çocuklar için bestelenmiş bir şarkı…
 
Her şeyin tadı kaçtı… Futbol zevkimizin, hafta sonumuzun, inancımızın, güvenimizin, umudumuzun, hayallerimizin kısacası her şeyimizin…
 
 
Güz gülleri gibiyiz, hiç bahar yaşamadık…
 
Baharımızı; içimizden biz hazan ettik;   “dışımızdansa siyasiler ve onlara ekli futbol baronları kışa çevirdi.”
 
Osmanlı Paşası Keçecizade Fuat Paşa’nın Napolyon’a dediği gibi:
 
Üç yüz senedir siz dışarıdan biz içeriden yıkmak için o kadar uğraştık da “Osmanlıyı yerinden bile sarsamadık…”
 
Yıllardır Federasyon ve onun güdümündeki hakemler, İstanbul basını ve lobisi dışarıdan; biz de var gücümüzle içeriden uğraştık da yine de bu takımı yıkamadık…
 
1996’ın yarasını on yılda kapatamadık, 2001’de uçurumun eşiğinden döndük, 2004’te Cem Papila ile katledildik, 2010-2011 ‘e kadar ilk dört içerisinde yer alıp 2010 - 2011’de gümbür gümbür geldik ama hırsızlar yağız çıktı, evimizdeki şampiyonluğu çalıp gitti.
 
Ve biz 2010- 2011’in ateşini yaşadıkça o ateş bizi yakmaya devam ediyor ve bu gidişle de o ateş bizi ateşe atmaya ramak bırakıyor.
 
Alarm zilleri çalıyor artık… Sarı ikaz sirenleri kulak tırmalamaya başladı şimdiden… Ligin dibine, demir atıyoruz.
 
Bile bile katledildik ve bu hale düşürüldük…Dişe diş, kana kan, intikam intikam diye diye bizi doğradılar… Sen misin CAS’a, UEFA’ya giden…
 
Platini nerede, Blatter nerede var mı bu soruyu kendine dert eden… Azledildi bu adamlar peki ama neden?
 
Sadece Türkiye sınırları içerisinde bilinen Koç’un gözdesi Yapı Kredi 30 milyon avro vererek Şampiyonlar ligine neden sadece o yıl sponsor oldu…
 
Kim tanıyordu Avrupa’da Yapı Krediyi… Yoksa Platini mi istedi bu diyeti…
 
Kısacası bozacının şahidi, şıracı…
 
Sadece bu sezon hakem hatalarından giden yirmi puan… Öyle böyle de değil çok çok bariz…
 
Zirveye gidecekken kümeye gidiyoruz…
 
 
Dışarısı yıllardır hiç değişmiyor da zoruma giden içeriden kendi kendimize yaptıklarımız…
 
Hesapsız, kitapsız ve günü kurtarmak için harcadığımız paralar, dudak uçuklatan meblağlaraalınan on kuruş etmeyen adamlar…
 
Gördün mü Sadri Ağa ya da sen Sayın Hacıosmanoğlu…
 
40 bin dolara alınmış Akkakpo denilen adamlar… Zokorodan’da, Maluda’dan da, Adrian’dan da kat be kat özverili;  demek ki varmış, bulunuyormuş ruhuyla top oynayanlar,,,
 
Bu maçı yazsam ne olur… Ya da haftaya olacak olan maçı… Güme değil kümeye gidiyoruz…
 
Fenerli Gökhan’ın bize hakareti gibi: Kanırta kanırta,  öyle de böyle de değil hani…
 
 
 
Ah Rahmetli Erkan Ocaklı… Türkülerin yazıma oldu meze…
 
Vur uşuğum uşuğum, tencerenin dibine, kime darulacağum, ettum kendu kendume…
 
Sen tencerenin dibinden başlardın türkü yazmaya;  benim de öfkem meşin topa…
 
Sen ölüp gittin,bizde bu hastalığın geçeceği de yok… Ölümden başka tedavisi de yok…
 
Bu şehrin 7’si de 70’i de aynı…
 
Dert çok hem dert yok:
 
Boşuna demiyorlar kanser olacağım diye sigaradan korkma… Ve ekliyorlar, 10 liraya sigara al iç daha iyi…
 
Trabzon maçına verdiğin para 3 de olsa 15 de olsa sonuç değişmiyor, değişen şu:
 
Sigara değil Trabzonspor adamı kanser ediyor…
 
Vur uşuğum uşuğum meşin topun dibine, kime darulacağum, ettum kendi kendume…
 
 
Zeki- Metin parodisine döndük… 25 sene öncesinde… Tek kanal TRT’de…
 
Hatırlayın… Aşı PARODİSİ… Yaşı kırka yakın olanlar iyi bilir…
 
Kaç çocuğunuz vardı: on sekkizzz…
 
Kaçı kaldı: Sekkizz….
 
Ne oldu onlara: Biri eşşek depdi, biri kızamıktan getti…
 
 
Bizim kadro da bu… Hakem dördünü depti, kalanlar  da sakatlıktan getti…
 
Taraftar da diyor ki yetti Musa yetti…  Yetti Atik yetti…
 
Ama on beş bin kişinin beş bini hangi yürekle Yusuf’a ıslık etti… Kısacası hepsi Yusuf’a gerçekten çok ayıp etti…
 
O ıslıklar yıllardır kaç kişiyi yeti bitirdi ve bu şehirden alıp gitti, ellere sultan bize işkence etti…
 
Son acı Akçay Mustafa… Bize top göstermedi doksan dakika…
 
Zencileri, yerlileri Alamanıng’ın Mersedes’i, bizimkiler de Köruğun BMC’si…
 
Yusuf’a her top geldiğinde, Yusufcuk; korkudan Yusuf Yusuf ederken; ayağına top yapışan, kritik yerlerde çalım atan, pas vermeyen Marin’e neden bir tepki yok…
 
İşte dostlar budur halim… Keyif yok, neşe yok, geçmiş ile avunmak ve oralardan çıkamamak ise çok…
 
Ahmet Suat’ın kulakları çınlasın… İskender’e maçtan önce dermiş ki; Oğlum dopayuğuna kelince rakibe ver… İskender itiraz etmiş, hocam olur mu öyle şey:
 
La İskender deduğumi yap, rakipten topu daha kolay aliyruk…
 
 
Bize futbolu gerçekten bu adamlar sevdirdi… Buram buram hırs kokan, buram buram bu şehir kokan…
 
Nesi vardı Akçay’ın ya da nesi eksikti Uğur’un…
 
Dedim ya:ettum kendu kendume…
 
Kendi kendinize düşünün bir bakalım:
 
Üç yılda kulübün dibin dibine inmesinin müsebbi kimdi… Otuz kişiyle iş başı yapan yönetimin  neredeyse üçte iki  adamının kulüpten tasfiyesi neydi?
 
Neydi, on günde on adam transfer edip toplamda üç ayda otuza yakın adam alıp Vahit’e payitahtlık vermek:
 
 
Müflis bir adamdan kulübü devralan Hacıosmanoğlu’nu sevmem ayrı kitabın ortasından konuşmak ayrı:
 
 
Sevgi başka, görünen köyün kılavuza gerek bırakmadığı gerçeği başka: 2008’DEN İTİBAREN Trabzon’un futbol baronlarına kadar bu durumu indirgemek ise bambaşka…
 
Rahmetli Türkeş’in:
 
Beceriksizlikle ihanet arasında kıldan ince bir çizgi vardır. Beceremediği halde makam-mevki işgal etmek en büyük ihanettir.Sözü, söze gerek bırakmıyor.
 
 
Kapımın önünde top oynayan çocuklardan birinin sözü, karşısındaki çocuğun yeteneksizliğinin en edebi, en şiirsel hali olmakla kalmıyor;
 
her şeyin ama her şeyin muhteşem özeti olarak hem bu yaşanılanların tümüne hem de bu yazının başlığına heykel gibi dikiliyor:
 
Ezcümle… Hayaller Messi, ayaklar Sabri…
 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.