Hızlı ama Sakin! Olcan Adın!

Olcan Adın'dan Samimi Açıklamalar...

Hızlı ama Sakin! Olcan Adın!

Olcan Adın...
İlgili Galeriye Git

Trabzonspor Dergisi’nin Şubat 2012 sayısının kapak konusu başarılı oyuncu Olcan Adın oldu.


Oyunu küçük, futbolu büyük. Süratli, çabuk, hareketli, sprinter, kuvvetli. Sol ayağını çok iyi kullanıyorsa da sağ ayağını da yerine göre oyuna sokuyor.  Kısa alanda iyi çalım atıyor. Üst üste hareketlerini bütünleştiren bir yapıya sahip. Takımımızın kanatlarına hareket ve bereket getiren bir isim. Olcan Adın…

Trabzonspor Dergisi’nin Şubat sayısına konuk olan yetenekli futbolcu kendisiyle ilgili bilinmeyenleri, hedeflerini ve beklentilerini açık yüreklilikle okuyucularımız için anlattı.

 

Olcan, bize başladığın zamandan bugüne futbol öykünü anlatır mısın?

Aile olarak futbola karşı bir yatkınlığımız var. Babam ve amcam bir dönem futbolun içinde bulundular. Bir diğer amcam da antrenörlük yapıyor. Ailede birçok kişi futbolun içinde yer aldı. Ben futbola 8 yaşındayken Balıkesir Seka Spor'un (Kağıt Spor) altyapısında başladım. İlk idmana çıktığımda çok yetenekli olduğumu söylediler. Öylece başladı hikayem...

 

Mahalle aralarında japon kale maç oynamışlığın var mıdır?

Saatlerce top oynardık. Beton zeminde, taştan kaleler yapar gece yarılarına kadar oynardık. Biraz büyüdükten sonra boş zamanlarımda amatör küme maçlarını izlerdim. Kısacası hayatım futboldu.

 

Büyük takıma gelmek her oyuncunun hayalidir ama kaybolup gitmek gibi korkutucu bir yanı da var. Geçmişte bunun birçok örneği yaşanmıştı. Sen Trabzonspor’a gelirken bunları düşündün mü hiç?

Gaziantepspor’da 3.5 yılım geçti. Orada iki üç sene dolu dolu maçlar oynadım. Artık gençlik çağını da arkada bıraktığımı düşünüyorum. Trabzonspor’a gelirken amacım her zaman oynamaktı. Kaybolup giderim diye bir korkum olmadı. Futbolumun üstüne koyup daha iyi olacağımı hedefledim. İyi de bir başlangıç yaptım. Her şey yolunda gidiyor. İnşallah ileride daha da iyi olacak.

 

Adam olacak çocuk sıfatından zor da olsa kurtuldun. Bu süreçte alt liglere de gönderildin kiralık olarak da değerlendirildin. Kulüpler böyle bakarlar olaya ancak sana göre bir futbolcunun gelişimi için bu şart mıdır?

Fenerbahçe’de oynadığım dönemde hiç şans bulamadım. Sonrasında Karşıyaka’ya kiralık olarak gittim. Tekrar Fenerbahçe’ye döndüğümde kaybolma korkusunu yavaş yavaş yaşamaya başladım. Sonrasında Gaziantepspor’a transfer oldum ama burada da ilk zamanlar hiç oynama şansı bulamadım. Fenerbahçe’deki durumla karşı karşıya kaldım. Benim hayatımı değiştiren en önemli etken Gaziantepspor’un o dönemki Portekizli Teknik Direktörü José Couceiro oldu. Takımı devraldıktan sonra beni sürekli oynattı. Her şekilde güvendi. Kötü oynasam bile ne taraftarın ne de basının önüne attı. Şans vermeye devam etti. Sonrasında da kendimi geliştirdiğimi düşünüyorum.

 

Kendini 25 yaş öncesi ve 25 yaş sonrası olarak değerlendirir misin?

25 yaşın öncesinde ve sonrasında büyük farklar bulunuyor. 25 yaş sonrası tecrübeli oyuncu kategorisine girdim diyebilirim. Ligi ve futbolu öğrenmeye başladım. Genç oyuncu hata yapmaktan korkar ama belli seviyeye gelince artık lige tam uyum sağlıyorsunuz ve korkularınız da ortadan kayboluyor.

 

Trabzonspor’da çok önemli oyuncular var. Bu ortamın içine girdiğinde neler yaşadın, nasıl karşılandın?

Trabzonspor’a gelirken yabancılık çekeceğimi hiç düşünmedim. Çünkü takımda çok arkadaşım vardı. Eski takım arkadaşım Burak’la genç milli takımlara dayanan bir arkadaşlığımız var. Serkan Balcı ile de Fenerbahçe’de birlikteydik. Tolga Zengin ve Ferhat’la yine milli takımda beraber forma giydik. Trabzonspor’da Türk oyuncuların çoğuyla bir şekilde tanışıklığımız vardı. Sadece yabancı oyuncuları tanımıyordum. Böyle olunca zorluk yaşamadım. Bu benim için büyük bir avantajdı.

 

Trabzonspor’da attığın ilk gol sana neler hissettirdi?

Futbol kariyerimdeki ilk zamanlar pek gol atma başarısı gösteremiyordum. Son birkaç sezondur bunu başarıyorum. İnsan gol atmayı düşününce topun da nereye gidebileceğini hissedebiliyor. Ona göre pozisyon alıyor. Samsunspor maçı öncesi de gol atacağımı düşündüm. Gol atamasam bile en azından takımım adına yararlı işler yapmam gerektiğini düşündüm. Maçın ilk yarısında gole çok yaklaştım ancak ikinci yarıda atmak nasip oldu. Pozisyonda aslında ben Burak’ı topla buluşturmak istedim ama ayağı takıldı, sonrasında Colman vurdu kaleciden dönen topu ben filelere gönderdim. Biraz da tesadüf oldu. İlk 11’de çıktığım ilk maçta gol atmak tarif edilemez bir duyguydu benim için. Golün görüntüsünü sürekli izliyorum.

 

Takımın yapısı ve kalitesi için neler söylersin?

Mükemmel bir arkadaşlık var. Türk ve yabancı oyuncuların bu kadar iyi kaynaştığı, arkadaşlığın bu kadar üst düzeyde olduğu bir takım görmedim. Takıma geldiğim andan itibaren hiçbir yabancılık çekmedim. Oyuncular idmandan 2-3 saat önce tesislere gelip sohbet ediyor, oyun oynuyor, birlikte eğleniyor.

 

Takım bu sezon üç kulvarda mücadele ediyor. Öncelikle Şampiyonlar Ligi’yle başlayan Avrupa serüveni UEFA Avrupa Ligiyle devam ediyor. Ayrıca lig ve Türkiye Kupası var. Takımın bu üç kulvardaki şansını nasıl görüyorsun?

Bu sene ligde play-off sistemi uygulamaya sokuldu. Bu sistem içerisinde kendimizi oldukça şanslı görüyorum. Önümüzde çok önemli bir Avrupa Kupası maçı var. Bu kulüp için çok önemli bir müsabaka. Rakibimizi elersek çeyrek finale yükseleceğiz. Bu da hem kulüp hem de Türkiye için önemli bir aşama olacak. Kulübün Avrupa’nın güçlü takımları arasında anılacak. Kupaya gelirsek Trabzonspor’un bu alanda şampiyon olmak gibi bir alışkanlığı var. Burada da mutlu sona ulaşacağımızı düşünüyorum.

 

Gaziantepspor'un Avrupa Ligi vizesi aldığı 2010-2011 sezonunda attığın 14 golle, takımının yıldız isimlerinden birisi haline geldin. Gol atmayı seven bir oyuncu olarak Trabzonspor’daki hedefin kaç gol olur?

Bu sezon Gaziantepspor’da 4 gol atmıştım, burada 3 golüm var. Sezon sonu itibariyle hedefim 10 gol barajını geçmek olacak.

 

Kariyerine baktığımız zaman sadece 2009'da Gaziantepspor’un Bursaspor ile oynadığı maçta kırmızı kartla cezalandırıldığını görüyoruz. Bu kadar ikili mücadele içinde olup da bu kadar centilmen kalabilmeyi nasıl başarıyorsun?

Asla kötü niyetli düşünmem. Kendimi sakatlanacak rakibimin yerine koyarım. Bahsettiğiniz maçta da kırmızı kartı topa elle müdahaleden gördüm. Saha içinde mücadeleden kesinlikle kaçmam ama sertliği asla aklıma getirmem. Hakemlerde benim yapımı biliyorlar.

 

Olcan Adın iki-üç sene içerisinde kendisini nerede görüyor?

Trabzonspor’da. 3.5 yıllık sözleşmem var ve kulübüme uzun yıllar hizmet etmek istiyorum. Zaten ben gittiğim takımlarda uzun süre kalmayı isteyen bir futbolcuyum. İnşallah bunu başarırım.

 

Türkiye'de genç bir yıldız adayını bekleyen tehlikeler neler? Bu badirenin içinden yara bere içinde geçmiş bir oyuncu olarak ülkemizdeki bu atmosferi biraz anlatır mısın bize?

Genç bir oyuncu için en büyük tehlike şımarmak ve erken havaya girmektir. Genelde sıkıntı bu konulardan yaşanıyor. Her şey normal giderken oynadığınız bir maç sonrası Türkiye’nin gündemine oturuyorsunuz, gazetelerin manşetlerini süslüyorsunuz. Bu çok tehlikeli bir durum. Genelde Türk oyunculara ters etki ediyor ve kaybolup gitmelerine neden oluyor.

 

Burak Yılmaz’ın performansını nasıl değerlendiriyorsun?

İnanılmaz. Bir futbolcu saha içinde ancak bu kadar takımına katkı sağlar diye düşünüyorum. En sıkıştığımız anda Burak devreye girerek bizi rahatlatıyor. Kendisini inanılmaz geliştirdi, geliştirmeye de devam ediyor. Bana göre Avrupa’nın sayılı oyuncularından bir tanesi.

 

Trabzonsporlu taraftarlar için neler söylersin?

Ben Fenerbahçe’de de futbol oynadım ama bu kadar takımı seven bir taraftar topluluğu görmedim. İstanbul Büyükşehir Belediyespor ile oynadığımız maçta Atatürk Olimpiyat Stadı’nda müthiş bir atmosfer vardı. Hüseyin Avni Aker Stadı’nda sürekli dolu ve coşkulu bir taraftar desteğiyle maçlarımızı oynuyorum. Bu da Trabzonspor’un ne kadar büyük bir kulüp olduğunu gösteriyor.

 

Daha fazlası Trabzonspor Dergisi’nde...

 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.