Karamgol

Murat Bulut'tan TS-GS maçı yorumu...

Karamgol

 Dün akşamki maçın daha ilk dakikalarında  golün geliş yolu az çok belli olmuştu. Trabzonspor defansı karşısında bir türlü açık gedik bulamayan Galatasaray’ın organize atakla gol atması çok zor görünürken, rakip defansta yer yer boşluklar bulan Trabzonsporlu futbolcuların hem kale önü beceriksizlikleri hem de gol organizesi eksikliliği bariz biçimde kendini gösteriyordu. 

Artık herkesçe malum olduğu üzere Trabzonspor’un en zayıf karnı sol bekte Constant vardı ve Hamza Hoca ilk yarının neredeyse tamamında golü o kanattan atmak istedi. Hamza Hoca, her atağı sağ kanada yıkarak , diğer kanatta Podoslki ve Snidjer’i unutturmaya çalışarak gol arasa da tüm gayreti küçük ısırıklar nezdinde kaldı. Sol kanattan hemen hiç gelmedi çünkü orada cansiperane Cavanda vardı ve yapılacak her atak anında  geri dönebilirdi.

Trabzonspor’da ise istediğimiz, beklediğimiz şekilde sağ kanatta Özer, sol kanatta Erkan ve (ne yazık ki)  fovette N’doye ile başlayan Şota Hoca her ne kadar istediği atakları yapabilse de az önce belirttiğimiz beceri ve takım olma eksikliğinden dolayı beklediği golü bulamadı.

Özellikle ilk yarı için Hamza Hoca’yı tebrik etmek lazım ki kendisinin en zayıf, rakibinin en güçlü yeri, orta bölgeyi, hemen hiç kullanmadı ve biliyordu ki Trabzonspor’un tüm kanat organizasyonlarını   kendi defans bloğunda eritecekti ki, öyle de oldu.

İkinci yarının başlamasıyla Trabzonpsor  çok daha diri ve istekli maça başlasa da, Şota Hoca’nın yorulmuş Erkan-Yusuf değişikliği belki üstünlüğü ele geçirecekti fakat hesaplanmayan husus göbekte Okay, M’bia ve ileride N’doye-Özer  yorgunluğu Trabzonspor’un orta alan hakimiyetini kaybetmesine sebep oldu.  Bu dakikadan sonra karşılıklı kontra çıkışlarda birbirini daha iyi tanıyan, daha iyi organize  olabilen ve kesinlikle kişisel beceri yönünden daha nitelikli olan Galatasaray atakları daha bir tehlikeli görüntü verse de gol, yine de organize bir ataktan, hatta duran toptan  bile değil, Onur’un hatasıyla karışık bir karambolden geldi.

Dünkü akşam Cavanda’nın tehlike kokan top bekletmeleri, Yumlu’nun topu oyuna sokamaması, N’doye’nin “mış gibi” oynaması ama aslında yokluğu, Özer’in istenilen düzeyde olamaması ve Onur’un hala kafasının karışık olması Trabzonspor ‘un eksi hanesine yazıldı. Diğer taraftan maçın başında kanat adamları henüz diriyken Cardozo’nun kenarda bekletilmesi ve herkesin gardının düştüğü bir anda bir medet oyuna alınması da Şota Hoca’nın yanlışı olarak not düşüldü.

Haftanın yüz güldürücü gelişmeleri, son iki haftadır vasatın çok altında bir oyun görüntüsü veren Trabzonspor’un çok daha pozitif ve saldırgan bir yapıda olmasıydı. Diğer taraftan Marko Marin’in hızlı bir biçimde takıma adapte olması yine artı bir değerdi.  Bunların yanında Trabzonspor’un   forvet hattı - tüm iyi niyetlere rağmen- devre arasında külliyen neşter yemeli desek yeridir. En başta da N’doye..

Sözün özü, Trabzonspor anlatıldığı gibi çok iyi bir takım olmamış, sadece üç İstanbul takımıyla biraz eşit hale getirilmiş. Galatasaray, anlatıldığı gibi skorlarıyla özdeş kötü bir oyun oynamıyor, sadece galibiyet hanesi yönünden şanssız bir dönemden geçiyor. Dünkü  maç ortadaydı, kader ibresi Galatasaray’ı gösterdi. Hakem mi? O sadece bariz bir penaltıyı göstermedi, hepsi bu.     

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.