KOÇBAŞI

Teknik direktör Şota Arveladze, taraftarlara hitaben: “Siz, deplasmanları bana bırakın ama bizim sahamızda bana destek olun” derken kafasındaki planı biraz deşifre etmişti aslında.

KOÇBAŞI

  Büyük ya da küçük her takım kendi sahasına gelen her misafirden puan ya da puanlar almak ister. Hoca da,  onların bu heveslerini kursaklarında bırakırım diye düşünmüş ki , hem Bursa maçında hem de Beşiktaş maçında önce arkasına yaslanıp Rocky Balboa taktiğiyle “vur, hadi buraya vur” diyerek   rakibini yordu, ardından öldürücü darbeyi indirdi lakin  şimdi sahasında yapacağı Akhisar maçı takdir edersiniz ki bu ezberin biraz dışında kalacak.

                Basının da biraz desteğiyle bir anda büyütülen, şişirilen, havaya sokulan bir Trabzonspor, ki bunun içerdeki dezavantajlarından hiç bahsetmiyorum, özellikle Anadolu takımlarındaki algısına bakıldığında sanki biraz ürkülen  bir takım hüviyetine büründü. Öyle ya, Bursa’ya bir, Beşiktaş’a iki atan bir takım maazallah onlara  neler  yapmaz! Bu  akideyle, önce,  hem averaj haneme hem moralime zeval getirmiyim , fark yemiyim;  sonra belki az biraz ısırabilirsem ne mutlu bana düşüncesine sahip her takım Şota’nın taktiğini Şota’ya uygulamak isteyecek, önce kapanacak sonra vurmaya çalışacak hatta belki, umduğundan bile fazlasını  alacak.

                Şurası muhakkak ki  Rıdvan Dilmen’in eskilerde bir vakit dediği gibi, artık Trabzon’la maç yapacak takımlar Trabzon’u yenerim düşüncesiyle sahaya çıkmayacaklar ve haliyle vur- kaç- kapan yoluna gidecekler. İşin aslını söylemek gerekirse, yaptığı transferlerin ekserisini savunma bloğuna yapan, üstelik bu sezon oynadığı maçlarda üst düzey bir saldırı planı ve yetenekli hücum  ayağı olmayan Trabzonspor’un kapalı savunmayı açma özelliği ne yazık ki pek de bulunmuyor .  Bunun en acı örneği Robotniki maçıyla yaşanmıştı.

 Bu zamana kadar seyrettiğimiz maçlarda, gerek  kanat bindirmeleri yönünden, gerek  hücum organizasyonları  yönünden  çok da gözümüzü, gönlümüzü doyurmayan Trabzonspor’un belki de en zorlu maçı evinde oynayacağı Akhisar maçı olacak  çünkü Trabzon, bu sezon ilk kez bilmediği, çalışmadığı bir yerden sınava girecek. Geçen seneden beri hep savunma yapmaya alışmış takım  ilk defa (sanırız) kapalı bir kapıyı açmayı deneyecek . Herkesçe de malumdur ki kapalı kapılar ya teknik taktikle açılır, ya da Podolski gibi Snidjer gibi “koçbaşı” vuruşlarla kırılır.

                Transferin bitmesine çok az bir süre kalmasına rağmen Trabzon’un hedefinde böyle koçbaşı, zımbacı isimler de olmadığına göre Erkan’a, Ekici’ye hatta Özer’e böyle bir misyon yüklenebilir, hatta bu isimler, uzunca bir süre sadece bu yönde çalıştırılabilir. Belki Ekici’nin duran top golleri, Erkan’ın, Özer’in zaman zaman etkili şutları oluyor ama bu vuruşların niteliği ve etki gücü  üzülerek söylemeliyim ki Galatasaray’da Podoslki, Snidjer,Yasin’in; Fenerbahçe’de Nani’nin;  Beşiktaş’ta Querasma’nın   vuruşları yanında hala çok yetersiz kalıyor.

(Hatta bugünlerde herkes Galatasaray’ı kim şampiyon yaptı tartışması içindeyken bizim fikrimiz kesin ve net olarak bu “uzaktan etkili şutlar”ı gösteriyor.) 

                Birkaç hafta evvel  henüz hazır olmayan, 110 dakika boyunca bir ayağı hep tetikte, aklı hep defansında olan Robotniki maçını saymazsak, Akhisar maçıyla  ilk defa saldırmak zorunda olan bir Şota göreceğiz. İlk defa ille de hücum diyen , bu sefer ben büyüğüm diyen, bu maç benim diyen ve taraftarına şov yapmak isteyen  bir Trabzonspor seyredeceğiz. Umarız Şota Hoca’mızın, bizim hiç de bilmediğimiz, çok da uzun zamandır yaşamadığımız bir “ezme” planı vardır da Hoca bizi hem mahcup  hem de mest eder.    

                

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.