Malzeme...

Murat Bulut'un kaleminden Ts-Konya maçı...

Malzeme...

 Kimi zaman bir öğrenci tipi olur. Çocuk çok gayretli çok isteklidir. Hem iyi niyetli hem şuurludur. Çalışması gerektiğini tembellik yapılmayacağını bilir ama ne yaparsa yapsın kapasitesi bellidir. Hem kafacuğu dersleri almıyordur hem de kısmetsizdir, sorular hiçbir zaman çalıştığı yerden gelmez. Tüm iyi niyetine rağmen ne yapsa ne etse sonuç söz konusu olduğunda hep hüsran yaşar. Bir iki böyle derken zamanla hem hayata hem okula hem kendine küser iyice bir girdap içine girer. Hele de kendisinden, kapasitesinin çok üstünde bir verim bekleyen annesi ve babası varsa.

                Trabzonspor maalesef kelimenin tam anlamıyla bu şanssızlığı yaşıyor sevgili okurlar. Çalışıyor, üretiyor ,uğraşıyor ama ne gol atmayı ne organize etmeyi beceremiyor. Ortada kötü niyet yok, isteksizlik yok hiçbir şey yok. Baksan çocuk üniversiteye hazırlanıyor ama kapasitesi liseye zor yetiyor. Topu ayağına aldığında Marco Marin’den başka güven veren, hakim olan, ben hallederim diyen kimse yok. Hiç kimse sorumluluk alamıyor, kimse piste çıkıp rezil olmak istemiyor. Sen buyur, olmaz sen buyur, rica ederim sen buyur derken top rakip defasında eriyip gidiyor. Çünkü, dedik ya, bu takım ancak bu kadar takım.İlk haftalarda  attığı goller, aldığı galibiyetler de aslında biraz ilk heyacan,  -Maradona tabiriyle- biraz tanrının eli, biraz da kısmet işi.

                Yusuf , bir zamanlar Trabzonspor’un bal yapmayan arısı Olcan Adın’ın bir tık daha kötüsü. Sanki koşuyor, sanki uğraşıyor, sanki olay yerinde gibi ama aslında yok. Forvet gibi ,atacak gibi değil üstelik  son vuruşları, hele hele kesinlikle beceremediği pasları felaket ötesi. Yusuf kesinlike bu takımın oyuncusu değil. Bireysel ve şahsi oyunun ön plana çıktığı Anadolu takımlarında çok daha başarılı olacak bir isim.

                Erkan hiçbir şekilde bizi yanıltmıyor. Bir ara var bir ara yok, bazen değiyor bazen kayboluyor. Bazen gol atıyor, bir iki adam geçiyor ama sonuç yok, güven yok kesinlikle bu takımın kanadı emanet edilecek bir isim değil. Uzaktan çektiği şutlara rağmen.

                Cavanda konusunda tek kelimeyle dillendirdik nazar ettik diyelim. Bizim artık ABS ayarında değil, normal ölçüde bir Cavanda’mız var. Her ne kadar hatasız oynasa da fenaca olmasa da adam  resmen üzerinden iki level gömlek çıkarttı.

                N’doye kelimenin tam anlamıyla koskoca bir hiç! Hiçbir işe yaramıyor desek çok mu ağır konuşuruz bilmem. Ortalıkta geziniyor,  topa yakın oluyor,  kamera kadrajının içinde görünüyor ama aslında koca bir yokluk. Adeta bir boşluk. Sanki asistör gibi ama değil, sanki açıyor gibi  ama aslında  ama kapıyor. Belki bir gün bir penaltı atar, bir gol atar, bir asist yapar ama bir yılın sonunda sevaplar ve günahlar tartıldığında amel defteri hiç de parlak duracak gibi değil.

                Esteban’a kahraman olma fırsatı geldi, olamadı. Onun dışında Onur’dan daha iyi daha kötü diyeceğimiz bir pozisyon olmadı. Tabi maçın başlarında Mustafa Yumlu’dan geri pas istemesini saymazsak!

                Şota Hoca’yı çok mu seviyoruz nedir, yine ona pek bir kabahat bulamadık. Elindeki malzeme yüzünden maalesef sağdan ziyade soldan geldi, Konya buna tedbir aldı. Sağdan gelebilmek için Cavanda’yı ileri sürdü kara kuvvetleri berbat Yumlu’dan tek başına kaleyi savunmasını istedi olmadı, olamazdı. Okay yeterince iyiydi mevkidaşı Ekici’yi pek aratmadı. Özellikle ikinci yarı sağlı sollu vurma gayreti, rakibi iki kanattan bunaltma düşüncesi güzeldi fakat dediğimiz gibi plan eldeki teknik imkanlarla sınırlıydı. Cardozo’nun geç alınışına gelince, biz yıllar yılı Şenol Güneş’in son beş dakika değişikliğini görmüş adamlarız, bu kadarcık kusuru mu hocamıza çok göreceğiz.

                Konyaspor’un çok da fazla bir şey yapmasına gerek kalmadı. Ortaçağ konulu filmlerin klişe repliği  “bekle… bekle… şimdi!” taktiğiyle(!) oynadı ama aslında oynamasına da gerek yoktu. Çünkü Hakem(!) Abay, elli santimlik dışarıdaki faülü içeri alıp penaltı hediye etti, yetmedi 28 santimlik ofsaytı görmeyip ikinci golü hediye etti, olmadı Yusuf’un son dakikalardaki makul pozisyonunu ofsayt diye biçti, daha ne diyelim. Bakın ne diyelim. Maç sonu açıklamasında penaltı pozisyonuna hiç değinmeyen Aykut Kocaman’a soralım: KONYA’NIN PENALTISI İNCELENSİN Mİ SAYIN HOCAM !!!          

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.