Muadil!

Murat Bulut'un kaleminden, Trabzonspor-Bursaspor maçı...

Muadil!

                                               MUADİL!

Bir Japon’la bir Amerikalı ormanda yürürlerken karşılarına bir aslan çıkmış. Amerikalı korkuya kapılıp ne yapacağını bilemez haldeyken Japon, hemen çantasından spor ayakkabılarını çıkartıp giymeye başlayınca Amerikalı : “O spor ayakkabılarıyla aslandan daha hızlı koşacağını mı sanıyorsun?” demiş ve  Japon da cevabı yapıştırmış : “Belki aslandan hızlı koşamam ama senden daha hızlı koşarım.”

Hayatın her sahasında yapılan işlerin temel mantığı aslında böyledir. Bir öğrencinin ders çalışması, yazılan bir ders kitabı, çalışma kitabı, üretilen yeni bir otomobil, ilaç vs hep muadillerinden daha iyi olma yarışıdır. Hele ki söz konusu futbol olursa…

Alınan her futbolcu, yapılan her transfer  takımı muadillerinin üzerine çıkarmak için yapılır. Peki Trabzonspor’un muadili kimdir, neresidir? Ekseriyetle ligi tamamladığı dördüncü, beşinci sıradaki takımlar mı? Yahut en azından üç İstanbul takımından birini  geçmek mi? Elbette değil(!). Elbette her sene hedef kesin şampiyonluk(!). Ya da bize söylenen bu yönde!  Söylenen böyle olsa da , zaman koca bir yıl olsa da hem sene başında oynadığınız futbol hem de seyrettiğiniz  “muadillerinizi” görünce size hiçbir zaman söylenmeyen gerçeği siz kendi kendinize söyler, bu sene de her maçı dördüncü, beşinci olacağınızı bile bile seyredersiniz çünkü futbolunuzla, futbolcunuzla şampiyonluk yarışının içinde, yanında, altında, kenarında olamayacağınız gerçeğini görürsünüz.

Şimdi istemeye istemeye dün akşam seyrettiğim, seyrederken esnediğim, uyukladığım Trabzonspor maçını mı yazsam yoksa bir önceki akşam futbola susamış futbola aç galibiyete aç ve “Bu lig Katar ligi değildir” diye haykıran, hem  oynayanı hem  seyredeni futbola doyuran Fenerbahçe’yi mi anlatsam bilemedim sevgili okurlar. Hadi kalp bordo mavi olunca yazarlık görevi yine bu cenahtan ağır bassın.

Bir yandan maç beni uyuturken bir yandan düşünmedim değil bu transferler neden yapıldı diye! Alınan hemen her adam savunmaya alınırken nasıl bir mantıkla şampiyonluk hedeflendi de muadillerin geçilmesine karar verildi? Sağlam bir defansla kontra atak mı yapacaktık koca bir yıl? Eğer böyleyse biz neden süratlı  hızlı kanat adamları almadık ki? Yahut şampiyonluğa giden yolda orta sahadan organize atak mı yapacaktık? Eğer böylese beş tane çok sağlam dişi çekilmiş Bursa’nın bari kalesini en azından üç dört kere sallamamız gerekmez miydi? Yoksa Uefa için yapılan  açıklamaya benzer bir ifade lig şampiyonluğu için kullanıldı da biz mi duymadık sevgili okurlar? Hem daha dün sayın başkanın ağzından “ Ligin en iyi iki üç kadrosundan birine sahibiz” sözünü işitmedik mi? Ya da şöyle mi sormalıydık, kalite olarak bizim yanımıza koyduğunuz o adı  mec hul iki üç kadro bizden ne kadar daha iyi?     

Evet geçen seneye göre çok daha iyi oynayan bir takım görüntüsü var. Evet alınan futbolcuların -ilk defa-hepsi yüz güldürüyor. Evet hala Borceanu, Ekici yok. Bunların hepsi kabul de sayın yönetim kurulu,bize şunu söyleniz : Bu takımın bu seneki hedefi ne?  Hedef lig sıralaması ne? Siz bu sene bizi kimle muadil kıldınız da bu takımı, bu savunmacı takımı lig yoluna çıkarttınız? 

(Not: 1996 yılında Trabzonspor Bursaspor’la maç yaptığında, maçın 60 küsürüncü dakikasında sağ köşe gönderinden kesilen topa Şota Arveladze bir topuk hareketiyle gol atmış, Trabzon maçı 1-0 kazanmış ve o hafta Trabzonspor haftanın takımı olmuştu sırf üç İstanbul’u yenen Bursa’yı yendiği için. Dün akşam aynı dakikalarda saha kenarındaki Şota’nın öğrencisi Erkan aynı şekilde gol atınca az biraz tebessümle geçmişi hatırladık.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.