Okay'la A'dan Z'ye...

Tüm merak edilenlere cevap verdi.

Okay'la A'dan Z'ye...

 21 yaşında ve şu ana kadar 156 profesyonel lig maçında forma giydi. Stilini Chelsea’dan Nemenja Matic’e benzeten Trabzonspor’un genç oyuncusu Okay yokuşlu, “Her zaman değer göreceğime inandığım yerde olmak istediğim için Trabzonspor’u tercih ettim” dedi.

Kadir Gecesi doğmuş. Dedesi futbola ilgisini daha çok küçükken anlamış. 7. yaş gününde babası onu Karşıyaka’nın alt yapısına yazdırmış. Sokak aralarında top oynayıp akşam hâlâ eve gelmeyen bir çocukluk dönemi geçirmiş. Karşıyaka Spor Okulu, Altay, Kayserispor derken şimdi Trabzonspor’da. Annesinin dualarıyla zirveye uzanan ama içinde şampiyonlukların da, gözyaşlarının da bulunduğu inişli çıkışlı bir hikâyesi var onun. Hedefi büyük. Bordo-Mavili takımda efsane olmak kadar büyük. Daha şimdiden taraftarın en güvendiği isimlerden biri haline gelen 21 yaşındaki Okay Yokuşlu Trabzonspor Dergisine açıklamalarda bulundu.

Futbola Karşıyaka’da başladığını biliyoruz. Ama nasıl başladığını bilmiyoruz…

Yedi yaşına bastığım gün babamla sokakta yürürken birden ona ‘futbol oynamak‘ istiyorum dedim. Babam da yeteneğimin farkındaydı ve bu isteğime kayıtsız kalmayarak bana güzel bir doğum günü hediyesi vermiş oldu. Ailemin desteği ile futbol yaşantım Karşıyaka’da başladı. Ama bu maceram çok uzun sürmedi. Bir sene Karşıyaka Spor Okulu’na gittim ve ardından bir yıl ara vermek zorunda kaldım. Daha sonra tekrar Karşıyaka’ya devam ettim ve oradan Altay’a geçtim.

TARİFİ İMKÂNSIZ DUYGUYDU…

Topla olan iyi ilişkin Karşıyaka Spor Okulu’nda mı başladı?

Hayır… Orada belki biraz daha geliştirdim diyebilirim. Ben sürekli mahalle maçları oynardım. Eve girmezdim akşamları. Sokakta oynanan topun çok etkili olduğunu düşünüyorum. Futbol oynamak isteyen gençlere inanılmaz katkısı oluyor. Hatta şimdi, özellikle şehirlerde büyüyen ama futbolu çok seven çocukların bu anlamda eksik kaldığı kanaatindeyim. Altay’da oynarken bile sürekli sokakta top koştururdum.

İLK PARAMLA EVE SÜS ALDIM!

15 Ocak 2010 tarihinde Altay’a 2 yıllık profesyonel imza attın. Bu transferden aldığın parayı ne yaptın?

İlk paramla evimize bir süs eşyası aldım. Bizim ailede adettendir; ilk kazandığımız parayla eve güzel bir şey alırız.

O KALEYİ SEVİYORUM

Söz gollerden açılmışken, 2013 yılında U20 takımı ile Avustralya’ya karşı attığın golü de sormak istiyorum. Çok konuşuldu. Senin ağzından dinlemek isteriz o golü de…

Hüseyin Avni Aker’de oynadığımız Dünya Kupası maçıydı. Nasıl anlatayım bilmiyorum sadece çok güzeldi diyebilirim. Taraftar coşkulu ama o an biraz da tepkiliydi bize. Çünkü oyun 1-1’di. Son dakikalarda aşırtma vuruşla ikinci golü attım. Trabzonspor’a transfer olduğumda da ilk maçımda Rabotnicki’ye gol attım. Yine o kaleydi. O kaleyi seviyorum

BEN GİTSEM DE ADIM KALMALI

Neden Trabzonspor’u tercih ettin?

Her zaman değer göreceğime inandığım yerde olmak istediğim için burayı tercih ettim. Beni en çok isteyen kulübün Trabzonspor olduğunu gördüm ve geldim.

Buradaki hedeflerin nelerdir?

Yakın hedefler koymayı seviyorum, uzak hedefler koymuyorum. Öncelikle en yakın hedefim Trabzonspor’da başarılı olmak. Hem kendimi hem de takımımı bir yerlere taşımak ve milli formayı giyebilmek (Okay, bu röportajı yapmamızdan bir gün sonra Çek Cumhuriyeti ve İzlanda için açıklanan Milli Takım aday kadrosuna çağrıldı).

YORULMADIM, BANDAJ SIKTI

Bazı maçlarda 60. dakikadan sonra yorulduğunu gözlemledik. Şu an performansının ne kadarını verebiliyorsun?

İlk 5 haftada her maçta sıkıntılar yaşadım ama bu sıkıntıların yorgunlukla alakası yoktu. Maç öncesi bandajımı haddinden fazla sıkarak sardığım için kramplarım oldu. İlk haftalarda ufak sakatlıklar da yaşadım. Taraftarlarımız merak etmesinler çok yüksek tempoda 90 dakika çıkarabilirim.

GOLDEN ÇOK TAKIMI TOPARLAMALIYIM

Yıllarca orta sahada oynayıp bir elin parmağını geçmeyecek kadar gol atan oyuncular var. Sen de çok az gol atıyorsun. Senden daha fazla gol bekleyenlere neler söylemek istersin?

Ben de gol atmak çok isterim ama görevim daha çok takımı oynatmak gibi geliyor bana. Topları kapıp olumlu bir şekilde kullanmakla, topun bizde kalmasını sağlayıp, paslarla takımın durumunu toparlayıcı olmam gerektiğine inanıyorum. Maçı kazandıran forvet ve defanslardır. Maçı iyi oynatan da orta sahadır diye bir düşüncem var. Maça çıkarken her zaman öncelikli hedefim görevimi iyi yapmak. Eğer maçta yenik durumdaysak golü daha çok düşünürüm ama 1-0 öndeysek gol atmaya gitmem, takımın gol yememesi için uğraşırım.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.