Okunan sela sussun…

Yener Yanık yazdı...

Okunan sela sussun…

Moralim bozulur, canım sıkılır, sen bilemezsin daha neler…
 
Rafet El Roman’ın şarkısı şöyle dursun, bizim şarkımız da acımız da artık bu şarkıdakinden de bambaşka…
 
50. yılda şampiyonluk sözü gerçekleşecek gibi… Ama maalesef bu gidişle bu ligde değil bir alt ligde…
 
Yönetim ve hoca adına kimseyi suçlamaya gerek yok… Hele hele ki bu saatten sonra eleştirmek gibi bir lüksümüz olamaz, olmamalı da…
 
Herkesin aklını başına alma vakti…
 
Şu an üzülerek ve acı çekerek söylemeliyim ki bir savaş halindeyiz. Bu savaşın adı, kümede kalma savaşı…
 
Doğrana doğrana, itile itile, hakkımız gasbedile gasbedile sürüklendiğimiz bir girdabın içinden el birliği içinde çıkmanın adıdır bu savaş…
 
Bu süreci hayırlısıyla atlattıktan sonra, bu devranın da döneceği zaman, yiğidin düştüğü yerden kalkacağı an Mevla’nın inayetiyle yine gelecektir yavaş yavaş…
 
Nasıl ki savaş halinde fitne çıkarmak haramsa, başta ben olmak üzere yazan çizen okuyan canı yanan herkesin sağduyulu olması lazım…
 
Fitneye, fesada yer yok… Herkes “yönetimden, hocasına ve oyuncusuna” kadar bu isimlere sahip çıksın.
 
Bir hesap görülecekse kendi içimizde, vakti zamanı gelince görürüz.
 
 
Hami’yi savunacak da değilim ama yermek şu aşamadaki en son ve en aptalca iş…
 
Kaleye iki metre mesafedentopu Mevlana türbesine yollayan Sefa gibi olacak hali yok…
 
O iki metreden değil 9 kişinin barajından kırk iki metreden gol atan bir efsaneydi.
 
Maçtan önce dediği gibi… Biraz vicdanlı olmak lazım… Sakat ve cezalı oyuncular malum… Galatasaray maçında nasıl katledildiğimiz de malum…
 
 O maçta sadece üç puan kaybetmedik, ruhumuzu da kimliğimizi de özgüvenimizi de pert ettirdik…
 
 
Hami; kadro seçiminde, oyuncu değişikliklerinde eleştirilebilir ama bu minvalde eldeki malzeme bu…
 
Oyuna koyduğu gençler en azından yürekle oynuyor.
 
Özer gibi en çok koşu mesafesinde olup da tüm topları rakibe atan bir rezalete imza atmıyor bu gençler.
 
Yermek yok dediysem de canımı yiyenlere birkaç kelam gerek ki içimizin biraz şişi insin:
 
Maçın en iyi adamı olan Ramazan’ı oyundan attıran Hurmacı Özer’dir… Fantastik ve rakibe giden pasları, kendinden haberdar olmayan tavırları ile sahadaki Konyalımızdı…
 
Maçın ilk yarım saatinde Marin- Yusuf anlaşmazlığı Konya lehine Konya Ovası kadar derin alanlar yarattı.
 
Yusuf, ruhen çökmüş.
 
BU kadar kötü bir Yusuf; Avni Aker taraftarının ürünüdür.
 
Onun haricinde Muhammet Demir’in ileride yapayalnız kalışı, Sefa’nın kendinden haberdar olmayışı, Marin’in beş kişi içinde boğulması gibi unsurlar eleştirilebilir ama şu an için artık bambaşka şeyleri konuşuyor olmamız, koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi denilen bir süreci yaşayışımız elimizi kolumuzu bağlıyor.
 
 
Gelelim bizim de çok çok dersler ve örnek almamız gereken rakibe ve seyircisine:
 
 
 
Konya gerçekten takım gibi takım…Toplu hücum toplu savunma yapıyor. Hafta içi ligin en iyi atağa çıkan ve en çok gol atan takımı Beşiktaş’ı nasıl kupadan saf dışı ettikleri ortada.
 
Seyircisi ve stadı muhteşem… Ve hiç hazzetmesem de çok çok akılcı bir hocaları var.
 
96’nın fırsatçısı 2011’in yavuz hırsızı… Kocaman AYKUT…
 
Stratejist ve savunma ağırlıklı bir taktisyen…
 
Geçen Hafta Reşit Akçay’ın üstüne bastığı gerçekleri gerçekleştiren adam…
 
Kolektif futbolu kafasına koyan, adama göre oyun değil de oyuna göre adam aldıran ve bunu çok iyi uygulayan bir teknik- adam ( ! )
 
Yiğidi öldürmek de hakkını vermek de zoruma gitse de böyle bir adam Aykut Kocaman…
 
Maçtan önce sakinliği, Hami’nin ise tedirginliği maçın sonucunun nasıl olabileceğinin fotoğraf olarak belgesiydi.
 
Atkı şov, hiç susmayan ve çekirdek çıtlatıp kendi oyuncusuna sövmeyen on binlerce seyirci, psikolojik baskı vsvs unsurlarla ambiansı muhteşem bir stad…
 
“Ayağa kalkmayan Fenerli olsun”dan gayri bir yareni olmayan, Yusuf’u “Yusuf Yusuf tedirgin eden”, çocukluğumdan beri tazahüratı hiç değişmeyen bu yönüyle delikanlılığından taviz vermeyen bizim “çıt çıt”çılara, “Hilal”cilere, “Çitliyo”cularaburadanduyurulur.
 
Konyalı Mevlana diyor ki:
 
Dün, dünde kaldı cancığazım,bugün yeni şeyler söylemek lazım…
 
Bordoooooo….
 
Maviiiiii…..
 
Şampiyon:
 
…………………………………
 
Yuhhhh…
 
Sosyete sosyete, sıngırmıngır sosyete….
 
Kapalı ( ŞAK ŞAKŞAK )
 
Yeni şeyler söyleyelim dostlar… İçinde yuhhh’u olmayan, Yusuf’a Yusuf Yusuf ettirmeyen yeni şeyler…
 
 
Huzur şehri olan Konya, futbol şehri olmuş; futbol şehri olan Trabzon da huzursuzların şehri oluvermiş…Geldiğimiz süreç bu…
 
 
Dostlar… Söze pek gerek yok gibi, puan cetveli her şeyi anlatıyor gibi…
 
 Puan 27… Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini…
 
Şimdi el birliği ile “biz olmalıyız kurtaracak bahtı kara maderini”
 
Herkes ama herkes… Aklını başına alsın… Biz o stadı PTT Lig için inşa etmedik. Sponsorluk antlaşmaları, havuzdan gelen para, reklam gelirleri kısacası her şey bu lig için…
 
Eğer ki bir alt lige düşülürse zaten tefecilerin eline düşen bu kulüp bu gelirlerin de ortadan kalkmasıyla şah damarından kesilir.
 
O zaman Sebat’tan farksız oluruz bilesiniz.
 
 
Ezcümle… Bu şehir, hiç olmadığı kadar el ele, yürek yüreğe olsun,  açılan mezar kapansın,  bu fitne dursun, okunan sela sussun…
 
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ayhan ugur - 10 ay önce
Trabzoon sehri gencleri kaba olacak ama cahil kendini gelistirmekten uzak aciz bir gecnlik yapisi var.25 sene yasadim trabzonda genclerin issiz cafelerde okey oynamakdan kagut oynamaktan baska bir sey yaptiklarin a sahit olmadim.Bu genclerden yukarida bahsettiginiz tezahurahat cikar.Benfica seyircisi olmasini beklemek safdillik olur.