“RÜYA” (TAKIM)!

Geçen haftaki yazımızda, geride bırakılan iki önemli galibiyetin “içerideki” dezavantajları derken kastettiğimiz tam olarak da buydu sevgili okurlar. Trabzonspor neredeyse hemen her dakika Akhisar kalesi önüne geliyor sağdan soldan göbekten birkaç “atakcık” yapıyor, birkaç “şutcuk” çekiyor ama “nasıl olsa biri atar, nasıl olsa yeneriz” zihniyeti neredeyse bütün futbolculara sirayet ediyordu.

“RÜYA” (TAKIM)!


Nasıl olsa  defansta Cavanda var, nasıl olsa Mbia iyi, nasıl olsa kalecimiz milli, nasıl olsa “ben golcü değilim o Ndoye’nin işi” mantığıyla bir yavaşlık, bir ahestelik, bir boş vermişlik hakimdi bordo mavi renklerde…Golü ya N’doye atar, olmadı Ekici ağabey girer serbest vuruştan atar, Cardozo girer gol yapar da  nasıl olsa gol  olur. Hem bir  diğer nasıl olsa da Akhisar cephesine atfetmişiz:  Zaten bunların atakları cılız, zaten favori biziz, zaten zar zor, tek tük geliyorlar, onu da gol mü yapacaklar?

Tüm bu rehavetin üstüne bir de, karşı karşıya  tek bir adet adam geçme, bir bel kırma, çalım atma özelliğinden mahrum Özer, Yusuf, Erkan, N’doye dörtlüsü, şahsi  beceriksizliklerini güya “takım oyunu” havasına büründürmek isteyip,  hepsi  “top benden gitsin de kime giderse gitsin” korkusuyla herkes topu bir başkasına “güya”  ikram ederken elin oğlu da armut toplamıyor, tüm kuru atakları boşa çıkarıyordu. Tabi takımdan ziyade kendini düşünüp sürünerek oynamasının üstünü kapatmaya çalışan Constant’ın sallapati saçmalıkta şut(!) ları apayrı bir konu!

Rehavet ve beceriksizlik kelimeleriyle yine hafakanlar geçirten Trabzon  tablosu, bir de Constant’ın, “ hantallığından mütevellid hatasıyla” piyangodan çıkan penaltıyla Akhisar eşitliği sağladı ama La Fonten’in tavşanı, hala tehlikeden bihaber vur patlasın çal oynasın havasında!  Ne zamanki ikinci gol geldi bizim uşaklara bir ciddiyet, bir telaş düştü lakin heyhat! Artık bacaklar yorulmuş,  psikoloji bozulmuş, rakibe Çanakkale direnci gelmiş,  bir de rakip seni öyle bir çözmüş ki kenar beklerini bile göbeğe çekmiş, Trabzon’a  geçit vermiyordu. İşin doğrusu kimse de Trabzon’dan bir yarma hareketi beklemiyordu!  Uzaklardan belki bir şut, bir karambol, bir penaltı ama asla defansı delme yönünde or-ga-ni-ze  girişim yok! Hamasi duygularla bireysel , savruk  saldırışlar ama her defasında Akhisar defansında eriyen toplar…

   İşte böyle bir kaos ortamında yok mu şu burçlara bayrak dikecek bir yiğit diye beklerken yüreklere su serpen bir Marco Marin girdi ki nasıl bir giriş!  Simasıyla zaten coğrafyaya uyum sağlamasının yanında, bir anda topu alıp “bana bırakın” havasındaki çalımlarıyla, dönüşleriyle bir anda sahanın ağabeysi oluverdi.  Topu her alan ona atıyor, yediden yetmişe herkes aranan kanın onda olduğunu düşünüyordu. Dünyanın en kısa zamanda golü, en hızlı şutu, en uzun taç atışı rekorları vardır da, dünyanın en hızlı takım liderliği ünvanı verilse herhalde bu ödülü Marin alırdı ki bu çabası  hemen meyve verdi de onun çabalarıyla  tutuk dediğimiz, yok dediğimiz ama asla ve asla Allah vergisi sol ayağına laf etmediğimiz  Cardozo, belki de sezonun golünü atarak eşitliği sağladı.

Dün akşamki biçare Trabzon karşısında Şota Hoca’nın,  artık bazı gerçekleri görmesi ve zorla güzellik oldurmaması gerekiyor. Özer Hurmacı’dan bir forvet arkası olmayacak. Belki sağaçıkta denenebilir zira sağ ayağının şirazesi, ortaları  takım standartlarının çok üstünde. Diğer yandan hoca, Constant ile iyi kötü üç beş maç çıkarttı ama biz bu filmi daha önce seyrettiğimiz için kendisini uyaralım, Constant geldiğinde de böyleydi, sonra gardı bir düştü bir daha kaldıramadık yerden. Yani hocam -ummayız ama- Constant ‘ın gidişi o gidiş.  Erkan hala bir muamma!  Ya daha çok olacak, ya yeniden kaybolacak.  Nasıl oyuna daha çok dahil edilir, daha çok topla buluşturulur,  onu düşünmek lazım.

 En büyük problemi sona sakladık. Sayın Hocam, bu Yusuf’tan sağ açık olmaz. Bilmem ne kadar farkındasınız ama Yusuf’un sağ ayağı hiç yok ve güç bela zor zahmet taşıdığı topların hepsi boşa gidiyor.  Solaçıktaki Erkan’a nerede yer açılır bilmem ama bu Yusuf sadece ve sadece sol açıkta oynar , hem belki  bir başka isimle sağaçık biraz olsun etkinleşir.

  Sağ kanattan devam ederek sözü Ndoye’ye bağlayalım. Bizim zaten tutuk forvetimiz “gizli” forvetimiz Cardozo’muz vardı  ya, iki maçlık görüntüsüyle Cardozo’yu pek de aratmayacak bir kötü kopyasına  ne gerek vardı bilemedik doğrusu . Bir sağaçık alternatifi olarak akıllarda o da kalsın. 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.