Sitem

Murat Bulut yazdı...

Sitem

 Eğer ortada bir “maç” olsaydı, bir “rekabet” bir “heyecan” olsaydı hiç düşünmeden dün akşamki müsabakanın kritiğini yapardık. Her iki takımın teknik taktik anlayışından, sahaya yayılışından, futbolcu performanslarından bahseder, belki her futbolcu için artılar ve eksilerden söz ederdik. Hatta bununla da yetinmez, aksayan bölgeler için bir reçete yazar, ilgililereve yetkililere “yorum” adı altında bir tavsiye mektubu yollamış olurduk. Lakin, hani o soru sorulan deve hesabı bizim tarafın elle tutulacak kayda değer hemen hiçbir tarafı yokken diğer tarafın -biz göremedik ama- varsa eleştirilecek tarafı o takım ruhu içinde öyle asimile oldu, eridi gitti ki , büyük Fenerbahçe’ye ait bir leke bir noksanlık gözümüze gelmedi.

                Biz yine dönelim bizden tarafa. Aslında Trabzonspor, son bir, bir buçuk aylık zaman diliminde hiç olmadığı kadar iyi oynadı desek pek de yalan olmaz. İlk dakikalarda ortaya koyduğu kaleyi savunma mücadelesi ve rakibi az da olsa yarma, karşı tarafa geçme çabası , iyi niyeti göze çarpsa da; hatta erken gelen gol bile bu iyi niyetten vazgeçirmemiş olsa da, rakibin devasa gücü, hakimiyeti karşısında bir “acaba” bir “belki” bekleyen yürekleri teker teker söndürmeye başladı. Umutsuzluk, önce tüm futbolculara, ardından teknik heyete ve bizlere de sirayet etti. Hani, geçtiğimiz yıllarda, ara sıra ilahi bir yardımla yüzümüzü güldüren duran top lütfu bile o kadar, o kadar uzaklarda duruyordu ki…Mağlubiyet kaçınılmaz, mucize kaf dağının ardındaydı. Tablo bu olunca, tüm koşuşturma artık bir şeref mücadelesi halini aldı bordo mavili cephede. İşin tuhaf tarafı, son bir, buçuk aylık “kaste” ve “katle” bakıldığında, elbirliğiyle yapılan -bize göre- saboteye, göz göre göre oynanmayan futbola kaybedilen puanlara bakıldığında, bu şeref mücadelesi bile bizim için “bir şey” idi.

                Dün akşam puan, Fenerbahçe’ye karşı kaybedildi. Dün akşam puan,deplasmanda, hem de Kadıköy’de kaybedildi. Dün akşam, gayet makul ölçülerde, “iki sıfırcık” kaybedildi. Yani herkes için, başkan, futbolcular, teknik heyet için söylenecek bir sürü bahane, hem de makul bahane vardı. Bu gece herkes rahat uyuyabilirdi lakin biz yine de yazarlık işimizi yapalım, şu soruları soralım  da öyle uyutalım futbolcularımızı. Dün akşam deli gibi koşan Cavanda’ya soralım bunca zamandır neredeydin diye. Ekici’ye Mbia’ya hele hele kaptan Onur’a soralım son altı yedi maçtır puanlar, umutlar, hayaller uçup giderken neredeydiniz diye. Hani amelenin akıllısı mola vakti çalışırmış hesabı, dün akşam vitrin büyük olunca mı oynayasınız geldi? Lütfettiniz, rakibi nihayet kaale aldınız da mı az biraz koşar gibi göründünüz? Ya da tek derdiniz Şota mıydı, bitti mi şimdi dertleriniz? Ya da ilahi bir nazarla, sağ taraftan soralım: Bu nice zamandır yattınız, yürüdünüz de az biraz koşunca galip mi gelecektiniz?

                Derdiniz neydi,bunca  anlamadık. İlk bir iki hafta ağzımıza bal çalıp sonra…….sonra neden böyle yaptınız anlamadık. Fakat biz, bu lige, bu heyecana hiç bu kadar erken veda etmemiştik, bilin istedik. Siz bu takımdan gider, dönüp arkanıza bile bakmazsınız da biz yine kendi kaderimizi, kendi makus talihimizi yaşarız bilin istedik. Biz dün akşamki maçı biraz işimiz mecburiyeti, biraz Fenerbahçe hatrına izledik, bilin istedik. Biz öldük, artık yokuz, bilin istedik. Ve hepsinide zat-ı şahanelerinize borçluyuz bilin istedik. En derin saygılarımızla…   

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.