Üç puan sevinci (!)

Murat Bulut'tan galibiyet değerlendirmesi...

Üç puan sevinci (!)

 Seksenli yılların meşhur lafıydı şerefli galibiyet aldık, yenildik ama ezilmedik türü manşetler, kelamlar. Peki her siyahın bir beyazı her “yön” ün bir zıttı varsa bu kelamın aksi ne olmalı? Berbat bir oyun karşısında alınan galibiyet için ne demek gerekiyor, “kazanmayı bildi” mi? Hadi diyelim ki kazanmayı bildik de alınan bu üç puan bizi şampiyonluk potasına mı sokacak yoksa federasyon kupasında üst tura mı çıkartacak? Acaba gerçekten görmek istediğimiz şey üç puan mıydı yoksa kalede eski günlerindeki gibi oynayan bir Onur izlemek miydi? Yahut görmek istediğimiz şey basit bir galibiyet miydi, yoksa birbirleriyle kardeşçe, aynı dakikalarda  oynayan Mehmet Ekici- Erkan Zengin ; Özer Hurmacı-Medjani ikilisi görmek miydi? Veya bir başka açıdan soralım, biz gerçekten şampiyon olmak mı istiyoruz yoksa doksanlı yıllardaki gibi, deli gibi, çılgın gibi, her iki kanattan saldıran bastıran –ama olsun- gol atamayan, şampiyon olamayan bir takım mı istiyoruz?            Hadi hepsini ama hepsini bir kenara bırakalım sadece bu seneye bakalım, gerçekten şunu soralım kendimize, geldiği günkü Mbia’yı, Cavanda’yı  mı isterdiniz,  yoksa şu piyangodan gelen üç puanı mı?

                Zaman en iyi ilaçtır derler, yaraları sarar. Zaman akıyor, haftalar geçiyor, milli ara veriliyor, milli ara bitiyor Trabzon iyiye değil bilakis kötüye gidiyor. Ne küskünler barışıyor, ne Hurma-İho ağırlık koyabiliyor, ne gruplar birleşiyor, ne de hocamız Şota hala ve hala oyuncu değiştirmeyi öğrenebiliyor. Takım, kulüp her yerden su alıyor, sos veriyor. Hurma’nın acziyeti, İho’nun boşvermişliği öyle bir hal almış ki takım içinde efeler, ağalar bir olmuş, dışta kalanları, ötekileri sindiriyor herkes başına buyruk şovalye, herkeste bir kendi gösterme, youtube a poz verip, en iyi şekilde takımdan kaçma derdinde. Her şey öyle ayan beyan öyle ortadaki, geçen hafta maçı  yazmaya gerek görmedik, bu haftada yazacak bir şey bulamadık. Hoş yazmaya da kalksak biraz Okay, biraz Marin biraz da Esteban haricinde  yüz güldürücü pek bir şey bulamadık. O ilk haftalardaki güzel günleri özledik, hayıflandık, ha geldi gelecek Sivas’ın golünü naçar gözlerle bekledik durduk.

                Biraz Cavanda yola giriyor derken maçın ortasında hepten yoldan çıktı, oyundan atıldı. Rakibin en korktuğu isim Marin’i de Şota oyundan alınca (Deniz tel tel dökülürken) Sivas’a bir cesaret bir fütüvvet, dakika başına bir atak saydık da Allah’tan hem gol gelmedi, hem Esteban -umarız- biraz olsun Onur’a ve Şota’ya gerekli mesajı gönderdi.

                 Koyduk bakalım üç puanı kenara lakin dedik ya, bu takıma bu oyunculara sihirli bir el değmesi lazım. Eskiden revizyon derdik, reform derdik, kökten değişim falan derdik ama görünen o ki, ya İho-Hurma-Şota üçlüsü neşter vuracak kelle alacak ya da ,liderlik vasfına sahip olmadıklarını anlayıp, bu adamlara diş geçiremediklerini,  yola getiremediklerini kabul edip bizden müsaade isteyecekler.  Yoksa, böyle güzel kadroyla böyle sonuçlar almak kulüp tarihinde pek de örneği olan vaka değil!  

                

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.