Yazarımızdan Değişik Bir Bakış!

Bela!

Yazarımızdan Değişik Bir Bakış!

     Ne yazmamı isterseniz sevgili okurlar? Ya da şöyle bir soru sorayım, ne okumak istersiniz? Hangi kelimeleri seçersem yüreğinizdeki yangın diner? Ne desek de,  hangi cümleyi kursak da bir yandan kayıp üç puanı, bir yandan altı yıldır kapanmamış yaranızı, o yaraya sürekli olarak gelip yerleşen adaletsizlik, şaibe, şike mikrobunu virüsünü size hissettirmesek! 
   Ben size iyisi mi işin doğrusunu söyleyeyim efendiler! En son söylenecek lafı en başta söyleyeyim. Lafı hiç dolandırmadan söyleyeyim.  Biz vakt-i zamanında, altı yıl kadar önce öyle bir belaya bulaştık ki…Yirmi yıldır bu kulübün başına ali kıran baş kesen gibi kesilen bir belaya, biz  bulaştık. Aslında biz de bulaşmadık ya, o geldi bize bulaştı. Biz çoktan kabullenmiştik ikinciliği aslında…O sene seyrettiğimiz tüm tuhaf, garip, acayip Buca, İbb, Gençler maçlarına rağmen yine de “beli” demiş, köşemize çekilmiştik ki birileri “tape, şike” falan deyince, otuz yıllık hasretle, açlıkla hele bir de seyrettiğimiz koca bir saçma sapan sezonla bir umutla bağırdık “kupa” diye. Ne bilirdik başımıza böyle bir püsküllü bela aldığımızı. Ne bilirdik güçlülerin, belalıların hukukunun bizim ülkemizde de gerçek  olduğunu. Gerçekmiş meğer, ne bilirdik…
Maç sonunda neyse ki muteber isimler ortada dönen haksızlığı, dönekliği haykırsa da nedense, hiç kimse asıl büyük kaynaktan, belanın ta kendisinden kimse bahsetmedi. Hiç kimse “çek ellerini bu ligden” diyemedi. Herkes  MHK’den,  Bünyamin Gezer’den, ‘Bitne’lden  falan bahsetti de , onları   üzerimize sarandan hiç  bahsetmedi. Olsun, biz bu kadarını bile beklemiyorduk ki buna da şükür… 
Efendiler mevzu çok derinleşti artık. Futbol, romantik duygularla oynanan bir “oyun” değil artık. Futbol bir prestij, bir tarih bir büyük olma yarışı da değil artık. Futbol kelimenin tam anlamıyla para demek artık. Eskiden merhum Vedat Okyar falan “Ben şampiyonluğa doydum” başlıklı yazılar yazarlardı. Eskiden şampiyonluğa, Avrupa’ya, federasyon kupalarına doyulurdu. Artık bunların tek bir ortak adı var, o da para! Her başarı, her kupa her galibiyet para, para, para…Futbolun ucu, kenarı, kıyısı her şeyi para. Tutanın, sürenin, değenin eline yapışıyor o para. Çok, çok, çok para. O yüzden artık hiçbir başarıya doyulmuyor. Çünkü hiç kimse bu dünyada paraya doyarak göçüp gitmedi. Biz hala o romantik duygularla prestij peşindeyiz, o ayrı.
Sevgili kardeşlerim, sevgili okurlarım. Şike sürecinde bir tek sağ duyulu Fenerbahçe taraftarına denk gelmedik ki kalksın orta yollu konuşsun da “şike vardır” desin. Bir tek orta yollu, hakkaniyetli bir siyasi, dini lidere denk gelmedik ki “Trabzonspor mağdurdur” desin. Bir Baransu, bir Çakar biraz Toroğlu açıklamalarıyla teselli aradık. O gün yalnızdık bugün de yalnızız. Rakip taraftarların “sağduyulu” açıklamalarına rağmen bugün de yalnızız. Çünkü aslında artık biliyoruz ki bu ülkede hiç kimsenin öncelikli derdi, hak, hukuk, adalet hele ki mağdurun hakkı değil. Hiç kimsenin derdi Trabzonspor  değil. Trabzonspor altı yıl önce de bahaneydi, bugün de bahane. Ezeli rakibi azıcık sokmak, ısırmak için bahane. Sadece bir sebep, bir bahane…
   Peki ne yapmalı? Efsane geri dönmeli. Sözde değil, özde geri dönmeli. Otuz yıl önce İstanbul rantını nasıl kırdıysa, o gün hakemleri, medyayı, şaibeyi nasıl yendiyse bugün de yenmeli. Çok çalışmalı. O kadar çok çalışıp o kadar güçlü olmalı ki sayılmayan beş golünün üstüne altıncıyı atmalı. Verilmeyen beş penaltısının üstüne altıncıyı yaptırmalı. Ofsayt denilen gollerine inat ta uzaklardan şut çekmeli, gol atmalı. Yenilse bile gönüllerin galibi olmalı. Transfer sezonunda o kadar güzel çalışmalı ki herkes aldığı futbolculara oynadığı futbola parmak ısırtmalı. Hakemlerin kasti tavrını bağıra bağıra gözlere sokmalı… 
Ya taraftar? Taraftar da inadına inadına her maça gitmeli. Önce tribünleri doldurmalı, sonra senkronize bir biçimde tribünleri inletmeli. Takımına olan sevgisini haykırmalı. “Sen şampiyon olmasan da, kupaları almasan da…” dediği günlerdeki gibi.  Kimseler sevmese de , kimse bağrına basmasa da bizim takımımız biz severiz mesajı vermeli. Yeter mi? Yetmez elbet!  Her akşam spor programlarında takımlarına lütfen birkaç dakika verilmesini, bir iki laz fıkrasıyla Ts gündemi konuşulmasını , gazete köşelerinde taziye haberi gibi minicik Ts haberlerini protesto etmeli, telefonları kilitlemeli, yeri geldiğinde spor müdürlerine ayar vermeli ve takımlarının daha çok gündem olmasını sağlamalı.
Ve son olarak Salih… İlahi bir refleksle yüzyılın hareketini yapan Salih’e derhal jübile yaptırılıp, ya sportif direktör ya izleme komitesi, yönetim kurulu üyeliği verilip onun o yüce kalbinden en azami derecede istifade etmeli ve ömür boyu Ts nişanesi, payeliği verilmeli.
Sevgili kardeşlerim, bu başkan gider, bu yöneticiler gider, bu futbolcular gider biz yine kalbimizdeki derin hüzünle baş başa kalırız. Bugün bu takımın yanında olmazsak, tribündeki yerimizi almazsak, bizi bu hallere düşürenlerden en kanuni bir şekilde hesap sormazsak yarın en sevgilimizi diri diri mezara gömeceğiz. Çünkü belli ki onu bizden başka kimse sevmiyor. Çünkü onu ölüme göndermek için  “bir bela” çoktan yemin etmiş
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.