Yazarların gözüyle F.Bahçe-Trabzon derbisi!

"Trabzonspor galibiyeti hak etmiştir"...

Yazarların gözüyle F.Bahçe-Trabzon derbisi!

Spor yazarları, Fenerbahçe ile Trabzonspor'un 0-0 berabere kaldığı maçta Fenerbahçe'nin etkisiz futbolunu ve Trabzonspor'un kaçan galibiyetine değinirken; hakem yorumcuları ise Sow'un pozisyonunda penaltı fikrinde birleşti.


İşte yazarların görüşleri...

AHMET ÇAKAR:
Aydınus penaltıyı vermedi

Bir puan iki takım için de kötü değil. Sonuç olarak bir derbi. Ama Fenerbahçe'de sanki işin sihiri kaçmış. Gelelim hakem Fırat Aydınus'a... Bir pozisyon dışında her şeyiyle mükemmeldi. Kartlar, oyunculara yaklaşım, fizik kondisyon harika. Ama ikinci yarı Bamba'nın zamanlama hatasından topa vurayım diye uzattığı ayağının Sow'a temasını göremedi. Görseydi bu bir penaltı olacaktı.


RIDVAN DİLMEN:

Trabzonspor daha iyiydi

Fenerbahçe'yi de, Trabzonspor'u da kutlarım. Rezalet bir zemin. Altı da çamur. Doğru dürüst pas yapılması bile zor. Bu şartlarda futbolcuların da daha fazla yorulmaları kaçınılmaz. Trabzonspor'un son 10 dakikada Fenerbahçe'nin 45 maçlık yenilmezlik serisine son vermesi işten bile değildi ama olmadı.

Özetle; zemin kötü, mücadele iyi, Trabzonspor genelde Fenerbahçe'den daha iyi... Maç daha çok Trabzonspor'a geldi. Ama en iyi Fırat Aydınus'tu.


ÖMER ÜRÜNDÜL:

Alex ikilemi

Fenerbahçe ikinci yarıda fizikten de düşünce Trabzonspor, ilk yarının aksine beklediğinden de fazla hücum şansı buldu. Aykut Kocaman, baskılar yüzünden Alex'i çıkarma şansı olmadığından öylesine yanlış iki değişiklik yaptı ki bu bir intihar girişimiydi. En çok koşan Mehmet Topuz ile tam olumlu icraatlar yapmaya başlayan Stoch'u kenara aldı. Bundan sonra Trabzonspor inanılması güç üç yüzde yüzlük gol kaçırdı ve puanlar paylaşıldı.

Kocaman eğer Alex'i çıkarsaydı üç yerine bir pozisyon verirdi ama o da gol olur Aykut tam yanardı! İlk yarıdaki önemli kontraatak girişimlerini futbolu bilmediği için harcama rekoru kıran Olcan, ikinci yarı sonlarında üstelik öylesine iki gol de kaçırdı ki bence bu olumsuz gecenin adamı oldu!


HAKKI YALÇIN:
Kaçıncı ihbar!

İkinci yarıda Fenerbahçe'den sahte baskı. Trabzonspor'dan beceriksizlik travması.
Maçın son 10 dakikası, Fenerbahçe kalesinin önünde pozisyon karnavalı.
Olcan iki kez, Volkan'la karşı karşıya. "Bir ihtimal daha yok" diyorsunuz ama Olcan'ın ki denizin donduğu yerde balık olmak.
Sonuç olarak, galibiyeti kaçıran Trabzonspor.
Gecenin forsaları Bamba ve Sapara. İkisinin de ciddiyetine hayran kaldım.

Fenerbahçe'nin kendini kaçıncı ihbarı?
Kaçıncı futbolsuz gecesi?
Görünen o ki, isyan hükümsüz bir senfoni Ve bu takımın futbolla tanışması zaman alacak O zaman, Fenerbahçe'den kim bilir neler alacak.


SELÇUK YULA:

Hâlâ anlayamadım

Önce şunu belirtmeliyim; maç sonrası stat dışına yürüyorum, 90 dakikayı gözden geçiriyorum ve şu maçın 0-0 bittiğine inanamıyorum. Olacak iş değil.
En az 10 gol çıkması gereken maçta gol sesi duymamak resmen hafızama kazındı.

F.Bahçeli futbolcularda bir hastalık gözlemliyorum ki çok önemli. Rakibe resmen refakat ediyorlar. Top kapma istatistikleri çok düşük. Ve işin sonunu rakibin getirmesini bekliyorlar. Yani son sözü söylemiyorlar.
Herhalde bu maç akıllarda direklerden dönen toplarla, Olcan'ın net pozisyonları kaçırmasıyla, Gökhan'ın yine Olcan'ın boş kaleye gönderdiği topu harika bir kademe anlayışı ile kesmesiyle hatırlanacak.
Lig uzun... Her sonuç yaşanır.
Ama ben bu maçtan gol çıkmamasını hâlâ anlayamadım.


SERDAR BALİ

Fenerbahçe’yi direkler kurtardı

Adına yakışır bir maç ve gözüken o ki, daha evvel de olduğu gibi TS-FB maçları hep böyle devam eder. Tempo müthiş. İki takım da ikili mücadelelerde diri. Trabzonsporlu futbolcular, Fenerbahçe maçlarının ne demek olduğunu, sarı-lacivertli futbolcular da, Trabzonspor’un ne kadar tehlikeli olabileceği özümsemiş.

Yazık beyler yazık. Fenerbahçe karşısında böyle pozisyonlar buluyorsan atacaksın. Olcan bize saç baş yoldururken 86’da ise Henrique karambolde topu bir türlü kaleye sokamadı, vuruşu yan direkten döndü.

Bana göre Sapara, Trabzonspor adına maçın yıldızıydı. Ancak kendisini 2010-11 sezonunun şampiyonu olarak ilan eden Trabzonspor’un Kadıköy’de Fenerbahçe’yi yenerek bu görüşünü taçlandırması gerekirdi.


ALAATTİN METİN:
1 puanı hak etmedi

Şunu söyleyeyim; F.Bahçe 1 puanı dahi hak edecek oyun oynamadı. 'Bu takıma santrfor lazım' diyenlere şunu söyleyeyim: Topu ileriye taşıyamazsan, baskı kuramazsan, pozisyon üretemezsen Messi gelse ne yazar. Birkaç futbolcu yüreklerini ortaya koyuyor. Oynamaya çalışıyorlar. Ama diğerleri sahada geziyorlar. Ne pres yapabiliyorlar, ne de topu kazanmak için mücadele ediyorlar. Örnek mi! Stoch.. Hala düzelmesi bekleniyor.
Sakın kimse kötü futbola zemini bahane etmesin.

ALİ AYDIN
Yardımcılar Aydınus'u yalnız bıraktı

Bu maç içinde konuşulacak en önemli pozisyon, 59. dakikada Trabzonspor ceza alanı içinde yaşandı. Bu dakikada Sow, topu önüne almış, arkasındaki Bamba, Fenerbahçeli futbolcunun ayağına müdahale etti. Aslına bakarsanız böylesine pozisyonlarda yardımcı hakemler devreye girip hakemine yardım etmeleri gerekir. Ancak yardımcı hakemler bir türlü dengeyi kuramıyorlar. Karışıyorlar, olmuyor. Karışmasalar o da olmuyor. Şurası bir gerçek ki, sorumluluk almıyorlar, alamıyorlar, ya da aldırılmıyorlar.

AOÇ sütü gibi (Erman Toroğlu)

Türkçe'de bir tekerleme vardır. Onu Fenerbahçe’ye uygularsak şöyle olur. “F.Bahçe ölmüş ağlayanı yok.” Uymaz mı, uyar? Neden? Çünkü, Fenerbahçe sahada sefilleri oynuyor, seyircisi hem statta hem dışarıda kan ağlıyor. Bakınız, kötü oynayabilirsiniz, gol kaçırabilirsiniz, hatalı gol yersiniz. Futbolda bunların hepsi var. Ama bir şeyi yaparsınız. Neyi? Mücadele etmeyi. 10 metre öteye pas atamayabilirsiniz. Ama 20 metre ileriye koşmayı kimse engelleyemez.

Uzatmayalım... F.Bahçe çok kötüydü de, Trabzon çok mu iyiydi? İki takım arasındaki fark şuydu... Trabzonlular çok mücadele ettiler, tekmeye kafa koydular. Ama berabere kaldılar. Neden? Pozisyonları inanılmaz şekilde kaçırdılar. Olcan eski Olcan değil. Sebebini kendi bilir... Onur’un uzun zamandır oynamaması kendini gösteriyor. Zaman zaman kaledeki duruş yerlerini kaybetti. Ama bundan faydalanacak F.Bahçeli var mıydı? Tabii ki yok. Size F.Bahçe orta sahasından 4 isim sayıyorum. Mehmet Topal, Mehmet Topuz, Stoch ve Raul Meireles... Dördünü alt alta ya da yan yana toplayın bir tane oyun kurucu çıkmaz. Hepsi tornadan çıkmış gibi aynı tip oyuncular. Atatürk Orman Çiftliği’nin yarım litrelik şişe sütü gibiler. Peki yoğurdu yapacak adam nerede? Kenarda. Kocaman’ın yanında. Baroni...

Meireles niye geldi? Emre’yi bedava verdin, sebebini sen daha iyi biliyorsun. Yeni oyuncu aldın, Meireles... Neden? Emre’nin açığını kapatsın diye. Tonla paraya... Emre’nin açığını kapatmak için almadın. Seyircinin ağzını kapatmak için aldın. İstifa sesleri duymamak için. Nasıl olsa para senin cebinden çıkmıyor. F.Bahçe Başkanı ninni söylüyor, teknik direktörü ‘Uyu bebeğim uyu’ diyor. Bunun da Türkçe’de bir karşılığı var: “Körler sağırlar birbirini ağırlar.”

NOT: Türk insanını aptal sanıp, marka değerini artırmaktan bahsettiniz. Marka değerini bu zeminlerde değil artırmak, toprağın içine gömüp, üstüne musalla taşı dikiyorsunuz. Tonla paraya aldığınız Meireles acaba zeminden dolayı mı sakatlandı? Ne dersiniz?

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.