Yoğidi ama alacağadi

Yener Yanık'ın kaleminden...

Yoğidi ama alacağadi

 Demek boşuna yandım, ulan vay anasını diyor türkücünün biri… Bu maçı anlatacak ifade de bu:

Ulan vay anasını ya…

Timsah Arena, İlk resmi maç ve yedinci dakikada rakip nakavt…

 Ayağı muhteşem paslar, iğne deliğinden geçen toplar, Musa’nın asası misali Nizam’ın ayağına çarpan mucize gol, sonrasında inceciler sahnede… Marin, Erkan, Mehmet derken Cordoza ve iki sıfır…

İçimden de diyorum ki la ayıp oldu adamlara… “Gelinliği üstünde çiçeği elinde olangelinin” kaza yapan arabasına döndü ya koca stat… Ulan vay anasını…

Sicim sicim yağmurave 2-0’a  inat 35 bin kişi başladı takımını gazlamaya…

Maç lehimize 2-0 ama kaşıntı sardı bizimkileri. Ne olduysa durdular, kilitlendiler ve ruhen yeni stadın bize ait bölümüne çıkarak bizim garibanlarla Bursaspor’u izlemeye daldılar.

Bursa seyircisine de hasta oldular.

Bursa taraftarı “gazı” verdioyuncuları verilen gazla af buyurun ama “boruyu döşedi” ya ulan vay anasını…

Ağır geldi doğal ( olmayan ) gazın faturası bize… O kadar belliydi ki bu borunun çok gitmeden  patlayacağı:

İkinci golden sonra bizim sarhoşları görünce dedim ki üçü bulmasak bu maç gider…Çünkü yağmur gibi rakip de hiç durmuyor, tek duran bizimkiler…

Yeni stattaki ilk maç “muhteşem dönüşler belgeseline” kapak oldu, bizimkiler de rezil oldu.

Böyle maçlar asla unutulmayacak.  2-0geriden  Beşiktaş’ı 3-2 yenmemizi unutmadığımız gibi… 

Rezillik baki değil ama bu formattakiler  baki…

Ne diyelim ki… 7’de yediler bizi mi , yediliğe giderken vurulduk mu, yedi derken yedik mi…

İlk yedi dakikada iki gol bul ve sonra dur… Ve maçı rezillerle  4- 2 ver…

Mbiastoper olmuş kendini Taksim meydanında yılbaşı kutlamalarında zannediyor.  Gelene el ense ya da bir iki pandikatayım derken takımda müthiş bir panik…

Pandik ve paniklerle geçen maçta rakip panik yapana çok iyi bir pandik attı ya… Helal olsun takımı bu duruma düşürenlere…

Sercan’la canınızı alacağız dercesine ilk gol ve Mbia faciasının ardından  bir penaltı ve gardın düşüşü…

Sanki bizimkiler Bursa maçından hemen önce bir doksan dakika oynadılar da maça çıktılar…

 

Ben de sesim duyulacakmış gibi bağırıyorum odamdan hocama:

Hocam, Mbia’nın pimi çekildi, sarı kartı var, maç henüz 2-1, üç net pozisyonda hakem penaltıyı görmüyor ya da vermiyor, çek şu adamı ortasahaya da al Aytaç’ı oraya…

Takım dağılmış, Timsah arenada yedinci dakikada 2-0 öne geçince kendinden geçmiş…

Son dört deplasmanda bir gol atan takım yedinci dakikada iki gol atıp şoka girmiş.

Tıp tabiriyle beklenilmeyen komplikasyonlar gerçekleşmiş.

Ne bu krizi yönetecek sahada bir kaptan ne de oyuna cerrahi müdahalede bulunabilecek bir cerrah…

Sesimi evimden işittiremedim, Yusuf’un ve Yumlu’nun olmayışının bedeli buysa iki gol atıp da dört gol yemek neyin nesi… Millet dokuz kişi kalıp maç kurtarıyor, bu kadar mı olur, ulan vay anasını…

Sadece skor sıkmadı canımı… Maçtan önce kaleci Mert’i ısındıran Metin Müller’i görünce şikeci Fener’i yine öfkeyle yâd ettim.

96 ve 2010’da kaçan şampiyonluğun en etkili isimleri yan yanaydı. 96’da, Müller’in Oğuz’dan yediği frikik golü öncesi kurdurduğu baraja hükümetüçüncü köprüyü kuruyor şimdi.

Biz ise uçuruma gittik o yıl ve on yılımızı heba ettik.

Mert de 2010-2011 de Colman’ın penaltısını kurtararak averajla giden şampiyonlukta en önemli adamdı.

Geçmişe mazi mağdur oldu Niyazi misali… Avunuyoruz işte… Önümüze bakamıyoruz çünkü her on yılda bir acılarımızı tazeliyor emek hırsızları…

Başkan acılarımızı dindirmek, ellinci yılda şampiyonluk göstermek vaatleriyle geldi. Ve feda diye bir kampanya başlattı, özel uçaktan feda deyip tarifeli uçaklara kadar feda sloganıyla feda ediyoruz şimdi her şeyi.

Kendi değerlerimizle yoğrulmadan olmuyor bu işler. Zamanında “tatlı tatlı yemenin acı acı ….dır” bu işler. Har vurup harman savurup, Ağustos böceği modundan çıkmayışın bedelidir bu işler. Sadri Ağa ile başlayan savurganlık, beceriksiz Hacıosmanoğlu ile zirveye çıkınca, müflisin eski defterleri karıştırmasının özetidir bu işler…

 

Feda meda derken, tarifeli uçaklara şimdiden “check ın” yaptırırken, kulüpte personel sayısını azaltırken, ellinci yılda şampiyonluk parolasıyla yıllık 7-8 milyona Luce’yi getirmek ve şampiyonluk rüyaları görmek ayranı yok içmeye araba ile gider…atasözünün özetidir bu işler.

Luce; Musa’larla, Soner’lerle, Aykut’larla aynalı körüğe binmez başkan haberin olsun…

 

Evet, üzülüyoruz, hazmedemiyoruz, öfkeleniyoruz, isyan ediyoruz.

Adamlar ruhuyla maç aldı, biz; ruhsuzluğumuzla rezilleri oynadık…

İnsanda mesleğine saygı olmalı, forma aşkı ve onuru olmalı…

 

Trajik komik yaşanmış bir fıkrayla bu uzun yazıyı bitirelim de içimizin yangını biraz dışarı tütsün ve nenemiz de hislerimize tercüman olsun:

 

Tonyali nene kandavasında eşini, kardeşini cümle akrabasını kaybeder ve en son da oğlunu kaybedince başlar ağıta:

E oğluummm, oğlummmm… Nenen gurban olsun tabancalaruğan, mermileruğan, barabellileruhan…

Jandarma da diğer yandan olay mahallinde tahkikat yaparken nenenin ağıtına binaen neneye sorar:

Nene, nerede hausayduğun silahlar…

Tonya gadını basiretini bozar mı hiç… Acısı ağıtıyla yürekleri parçalasa da istifini ve ağıtını bozmadan müziğin ahengiyle cevap verir jandarmaya:

Yoğidiiiiamaaaaaalacağadiiiii…

Bizde bu hırs, azim, haysiyet, mesleğe saygı, maça isyan eskiden vardı, şimdikilerde ise paradan gayrı bir şey yok.

Ezcümle… “yoğidi ama alacağadi” 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.