İmanı tehlikeye sokan sözler!Nefisten Gelen En Meşhur 7 Söz…

Nefisten Gelen En Meşhur 7 Söz…

İmanı tehlikeye sokan sözler!Nefisten Gelen En Meşhur 7 Söz…

  Sakın bunları yapmayın İmanı tehlikeye sokuyor. Bu bahanelerle insan kendini avuturken doğru yoldan da sapmış oluyor…

1.Kalbim Temiz

“Benim kalbim temiz” cümlesini çevrenizdeki insanlardan ya da bizzat kendi nefsinizden sıklıkla duyabilirsiniz. Bu söz nefsin en birinci savunma mekanizmalarından biridir. Kendisinden daha iyi yaşayan birini gördüğünde ya da yapmadığı ancak yapması gereken amelleri işittiğinde, hemen savunmaya geçer ve “Önemli olan kalp temizliği, benim kalbim temiz, kimseye kötülüğüm dokunmaz” gibi laflarla nefis kusurunu örter, ayıbını gizler. Ancak Cenab-ı Hak şöyle buyurur:

“Onlar ki, (bazen hatâ ederek işledikleri) küçük günahlar hâriç, büyük günahlardan ve fuhşiyâttan (mutlaka) kaçınırlar. Şübhesiz ki Rabbin, mağfireti pek geniş olandır. O sizi, gerek yerden (topraktan) yarattığı zaman, gerekse siz analarınızın karnında bir cenin iken en iyi bilendir. O hâlde nefislerinizi temize çıkarmayın! O, takvâ sâhibi olanı en iyi bilendir.” (Necm Suresi 32)

Ayrıca yalnızca imana sahib olmak ve “kalbin temizliği” kurtuluşumuz için yetecek olsaydı; Rabbimiz Kuran’ı Kerim’de cennete girecek olanlar için sıklıkla “iman edip salih amel işleyenler” lafzını kullanmazdı. Ameller ile ilgili Kuran’ı Kerim’de yaklaşık 114 ayet bulunmaktadır.

2.Tek seferden bir şey olmaz

Maddi bağımlılıklara insanların genellikle bu sözle başladığı herkesin malumu (sigara, uyuşturucu gibi).

Ancak bundan daha kötü ve zararlı olan günahlara olan bağımlılıklarımız da genellikle onlara karşı gösterdiğimiz “bir kereden bir şey olmaz” tavrı sebebiyle oluşuyor, büyüyor ve bizde bir alışkanlık peyda ediyor. Tekrarlana tekrarlana o günah manevi yaralara ve hastalıklara dönüşüyor, ve bizi Allah’tan uzaklaştırıyor. “Her bir günahta küfre (Allah’ı inkara) giden bir yol vardır” sözü bu şekilde önemsenmeyen günahların insanı küfre götüren yolda bir “ilk adım” niteliğinde olduğuna açık bir delil. Ayrıca Cenab-ı Hakk’ın kendisini bilmek ve sevmek için bize verdiği akıl, kalp ve latifeler, genellikle bir kerelik küçük ve masum gördüğümüz günahlar sebebiyle zarar görüyor, kararıyor ve sönüyor. Bediüzzaman Said Nursi’nin dediği gibi;

“Madem öyledir, hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. Bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem’a, bir işarette, bir öpmekte batma. Dünyayı yutan büyük letâiflerini (latifelerini) onda batırma…” (17.Lema, Lemalar)

3. Herkes yapıyor

Bu sözü az veya çok şöyle veya böyle her nefis sıklıkla söyler. Çevredeki insanların duyarsızlığı, gafleti veya küfrü bizde ister istemez bir aşinalık ve ülfet meydana getiriyor.

Anne babaya saygısızlıktan, gayri meşru kız-erkek ilişkilerine kadar günahların çevremizde bu denli yaygınlaşması bize o günahları gittikçe normalleştiriyor. Bu vaziyette, bir haramı işlememek için zorlandığımız anda, nefis hemen başkalarını örnek göstererek “herkes böyle” diyerek onu bizde meşrulaştırmaya çalışıyor. Halbuki herkes tek başına ölecek, tek başına kabre girecek ve tek başına hesap verecek.

4. Devir değişti

Ne kadar tanıdık değil mi? “Devir değişti artık böyle giyinme, devir değişti bunlara inanma” gibi cümleleri de nefsimizden sıklıkla duyabiliriz.

Evet devirler Cenab-ı Hakk’ın emriyle değişiyor, adetler yenileniyor, modalar eskiyor, düşünceler yıpranıyor, insanlık ilerliyor… Ancak şu var ki; ölüm değişmiyor, insanın bu dünyaya gönderiliş maksadı değişmiyor, yaratışılımızdan gelen ihtiyaçlarımız, duygularımız, isteklerimiz ve noksanlıklarımız değişmiyor. Aksine her şeyin maddileştiği, sığlaştığı ve tekdüzeleştiği şu çağımızda bunlar şiddetleniyor ve insanı geri dönülmez buhranlara sürüklüyor. Evet ölümün değişmediği bir dünyada insanlık ilerlese, düşünce tarzları konuşma biçimleri vs. değişse ne değişir? Hepimiz ölüme her geçen süratle koşmakta iken, dünyada keşfedilen hangi “ilerici değişim” bizi bundan men edecek ve yaratılışımızın gayesini değiştirebilecek? Nefse bu konuda verilecek en iyi ikaz belki şu hadisi hatırlatmakla olur.

“Lezzetleri tahrip edip acılaştıran ölümü çok zikrediniz” (Tirmizi)

 5. Sonra yaparım

Sonra.. sonra…sonra. Belki de hiç gelmeyecek bir sonraya atılan bir kulluk..

“Sonra yaparım” cümlesi nefsin en çok tekrarladığı bahanelerin başında geliyor. Sonra ama ne zaman? Yarın mı? 3 gün sonra mı? Evlenince mi? İş sahibi olunca mı? Ya da daha fazlası; yaşlanınca mı? Bu bahanenin en büyük kaynaklarından biri ömrümüzün ebedi olduğunu düşünmek. Sonsuza kadar yaşayacak ya da hangi vakitte öleceğimiz bize bildirilmiş olsa idi, belki “sonra” larımızın bir mantığı olabilirdi. Ancak hepimiz bir gün öleceğiz ve bu günün ne zaman olduğunu hiçbirimiz bilmiyoruz. Dolayısıyla her an gelebilecek ecel için hazırlıklı olmalı ve her ibadetimizi son kez yapıyoruz düşüncesiyle hareket etmeliyiz. Çünkü bir gün muhakkak biri son olacak. Bu sebeple “sonra” ya değil, “an” ımıza bakmalıyız. Zira geçmişimiz elimizden çıktı, geleceğimiz ise için bizim için meçhul.. Sahip olduğumuz ve kulluk yapmak için fırsatımız olan tek hayatımız içinde bulunduğumuz “an”dır! Peygamber Efendimiz (sav) bu konuda şöyle buyuruyor:

“Böbürlenip kibirlenen, fitnecilik yapan kimse olmayın; iyi, güzel şeylerin ticareti dışında ticaret eden de olmayın. Muhakkak ki, onlar amellerini geriye erteleyen / yarıncı kimselerdir.” (Müsned, 1/129 bk. Mecmau’z-Zevaid, 5/172)

6. Allah affeder

Allah’ın yalnızca affediciliğini nazara vererek, insanı amelden uzak tutmak şeytanın ve onu dinleyen nefs’ül emmarenin (kötülüğe davet eden nefsin) en büyük kozlarından biridir. Zira ayette buyruluyor ki:

“Ey insanlar! Muhakkak ki Allah’ın va’di haktır. Öyle ise dünya hayâtı sakın sizi aldatmasın! Ve sakın o çok aldatıcı (şeytan), sizi (isyâna sürüklerken) Allah(’ın affına güvendirmek) ile kandırmasın!”(Fatır Suresi,5)

İnsan bir günah işlediğinde, şeytan hemen ona Allah’ın affediciliğini öne sürer ve “Birşey olmaz, Allah affeder” der. Bunu dinleyen nefis de günah işlese bile nasılsa affolunacağını düşünerek hiç çekinmeden günahlara girebilir. Halbuki kimi affedip kimi affetmeyeceğine ancak Cenab-ı Hak karar verir. Şeytan bu noktada Allah’ın “Kahhar” (Kahredici) olan ismini bize unutturur; ta ki her müminin sahip olması gereken Allah korkusunu tamamen çekip alıncaya kadar.. Bizler ise, korku ve ümid arasında olmalıyız. Yani Cenab-ı Hakk’tan hakkıyla korkabilmeli ve aynı zamanda O’nun rahmetinden asla ümid kesmemeliyiz.

“Onlar, korku ve ümit içinde Rablerine dua ederler.” (Secde,16)

ayetinde bildirildiği gibi. Ve,

“Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, ölüm halinde bulunan bir gencin yanına gitti. Gence:

– Kendini nasıl buluyorsun, diye sordu. Genç:

– Allah Tealâ’nın rahmetini umuyorum. Günahlarımdan da korkuyorum, dedi. Bunun üzerine Efendimiz (s.a.v).:

– Bir kulun kalbinde bu ikisi bir araya gelirse, Allah Tealâ o kula umduğunu verir, korktuğundan emin kılar, buyurdu.” (Tirmizî; İbn Mace)

örneğinde geçtiği gibi.

7. Bu kadar abartma!

Neyi abartmamalıyız? Bizi yoktan var eden, sayamayacağımız nimetleriyle bizi her an perverde eden, tüm korkularımızdan bizi emin kılan ve az bir fiyat karşılığında bize cennetini ve cemalini vaaden Rabb’imize olan kulluğumuzu mu? Bu, şüphesiz ki ancak hazır lezzete tabi olan nefsimizin bir bahanesi.

Dünya lezzetlerini kaçırmamak adına, Rabb’imizin bize olan ihsanlarının yanında bir hiç hükmünde olan ibadetlerimizi azaltmamızı, onlara ayırdığımız vaktin bir kısmını hatta hepsini dünyaya ayırmamızı istiyor. Halbuki dünyanın geçiçi ve boş lezzetleri zehirli bir bal hükmündedir. Görünüşte tatlı gelir ancak yedikten sonra zehrini hissederiz. Son nefes gelinceye kadar ise bize karın ağrısı çektirir. Daha acısı ise, bunun bizi ebedi ticaretten mahrum bırakması ve Allah muhafaza nefsin kendi kendisini cehenneme sürüklemesidir.

“Dünya hayatı, eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise, Allah’tan korkanlar için daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız?”

 

(En’am, 32)

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.