İşte İbrahim Cevahir..'Ben Ölünce Bizim Holding Ölür'

Önceki gün 77 yaşında kaybettiğimiz, Trabzon ve Türkiye’ nin önde gelen iş adamlarından İbrahim Cevahir’in, Aytekin Akay’ a verdiği son röportaj da anlattıkları herkesin ilgisini çekecek!

İşte İbrahim Cevahir..'Ben Ölünce Bizim Holding Ölür'

 İ.CEVAHİR’İN ANLATTIKLARINDAN …

-“Yokluk gördüm, kalaycı çıraklığı, lokantacılık yaptım. Sıfırdan geldik, bir şeyimiz yoktu. Yokluk gördük, yokluktan geldik. Babamın otuz-kırk ineği vardı. İneklerin yağından senede 15 kilo eve ayırır, gerisini satardı. Şu gördüklerinizi aile yapmadı. Bu olanlar benim eserim. Ama en önemlisi, zenginlikler sizin becerinizle değildir. Cenab-ı Allah´ın hazinesi boldur. Bizi bol verdiği kullarının arasına kattı. Rızkımızı yurt dışından verdi ama bol verdi. Ben bu ülkeye sermayeyi dışardan getirdim. Bu ülkeden para kazanıp, dışarıya götüren olmadım.”

- ''Hayatta kazanmak, zengin olmak elinizde olmayabilir Allah´ın hazinesi boldur, bazı kullarına çok verir. Bana çok verdi. Çok veren kullarının içine bizi de kattı. Allah´ın hazinesi boldur benden eksik etmedi. Rabbimin bana verdiklerini hayal edebilmem mümkün mü? Kalaycı çıraklığı ile başladım, ustalık yaptım. 47 günde 3500 lira para kazandım. O günden başlayarak Allah bana bir defa daha parasızlık ve yoksulluk göstermedi.’’

- ''Lokanta işlettiğim dönemde, İbrahim amca diye uzun boylu, kalıplı bir adam vardı. Sırtında hamalı, gemilerden yük indirirdi. 120, 130 kiloluk yükleri indirir, lokantamda yemeğini yerdi. O kadar çalışmasına rağmen veresiye de yediği olurdu. Para kazanmak Allah´ın nasibidir. Kendimi İbrahim amca ile karşılaştırdığımda, onun kadar çalışmadım ama Allah bana ondan çok nasip etti’’

- ''Küçükken, Yende yaylasının düzlük kısmında yorgunluk ve uyku bastırınca çimene yatıp uyudum. Uyandıktan sonra eve gideceğim yere ters yere yürümüşüm. Hayatta bazen böyle şeyler olur. Çalışmayı seviyorum halen içimde ilk gün ki kadar istek ve heves var. İnsanlar yaşlanınca işten güçten elini ayağını çekiyorlar ama ben çalışmanın, sağlıklı yaşamaya katkısı olduğunu düşünüyorum. Sabah namazından sonra 40 dakika spor yaparım. Bunu muntazam her gün yapmaya çalışıyorum. Bir kişinin işini hallettim mi mutlu olurum. Hayatım boyunca devlet nezdinde, hangi iktidar ve bakan olursa olsun bana geri dönmeyeni hatırlamıyorum.’’

- ''1 nisan 1975´de Libya´da işe başladık. Kendi fikrimdi. 1978´de Arabistan´a gittik. Rahmetli Sunay Paşa Libya´ya gidip protokol imzaladıktan sonra bana dedi ki; ‘Deli oraya gitme batarsın.´ Bende batıracak bir sermaye yok. Kurtarışı orada arıyorum. İş bittikten sonra paşaya dedim ki, ‘Kaddafi psikopat olmasaydı biz oraya giremezdik. Akıllı adamın yanına batılılar girer, biz giremezdik. Dil yok, gittiğim yerlere tercümansız gittim. Sezai Türkeş´ler vardı. STFA, inşaatın bir numarası. Orada güçlüydüler, bize yardımcı oldular. Libya´daki ilk işimiz askeri havaalanının lojmanları ve şehir çarşısı. Savaş devam ederken biz çarşı inşaatına devam ettik. Ama 10 milyon dolar Libya devletine alacağım var, Tayyip beye dedim ama ‘zekatına say dedi. Canı sağ olsun.’’

- ''Trabzonspor´un tesislerinin yapımı için 180 bin lira topladım ve verdim. Tesisler 600 milyona mal oldu. O tesisi sadece Mehmet Ali Yılmaz yapmadı. Mehmet Ali´yi başkan yapan benim. Trabzon´da direk başkan seçimi olmazdı. 15 veya 20 kişilik yönetim seçilir yönetimin içinden bir kişi başkan belirlenir. Kongrede başkan ben oluyorum diye seçimi aldım. Kongreyi aldım, herkese söyledim, ben başkan olmayacağım. Mehmet Ali Yılmaz başkan ben de yönetimdeyim. 8 ay sonra ayrıldım zaten.’’

- ''Aksaray´da bir Trabzonspor gecesinde. Mehmet Ali ile o zamanlar tanışıyorum. İnşaat yapıyor, durumu iyi. Geceye davet ettim. Dündar Kılıç, Hüseyin Cevahir, Mehmet Ali Yılmaz aynı masada. Onların oturduğu locanın önüne geldim ve hepsinden 1´er milyon yardım aldım. Geceyi futbolculara yapmıştım. Şampiyon oldukları sene 1978. 1968-70 döneminden bu yana Trabzonspor´un görünmez sigortasıyımdır. Trabzonspor´un tek koruyucusu oldum. Birinci adam olmayı hiç düşünmedim; benim adıma Mehmet Ali Yılmaz´ı oraya birinci adam yaptım. Mehmet Ali´yi oğlum gibi severim. Kulübe verdiği kadar şu anda serveti yoktur. Onun sürekli ‘ben´ demesinden yönetici arkadaşları da rahatsız oldu ancak karşılıksız verdiği ve yaptığı için böyle konuşurdu.’’

- ''Bana dediler ki bu şirket nasıl bu kadar büyüdü, holding nasıl oldu. Allah istedi oldu. Ama şunu söyledim, ‘Bu holding benimle doğdu, ben ölünce ölür.´ Bu şirkette sabahleyin sırtına güneş doğmayan adam benim. Başka yok. Zengin aile çocuklarının başarılı olma şansları yok; çünkü ihtiyaçları yok. Halen işleri ben takip ederim. Sabah kalkar, ailemdeki çalışanları yerinden arar kontrol ederim. Yerinde olmayan azarı işitir. Şu an şirkette halen kimsenin imza yetkisi yok. Bu güvensizlikten değil hepsi namazı niyazında, herhangi bir edepsizlikleri, hırsızlıkları, kötü davranışlarından ötürü de değil. Bu başarıyı koruma dertleri yok, onu görüyorum. Fakirlik yaşadım, fakir bir aile çocuğuydum. Herkesin bir duası vardır, benim duam, ‘Allah gördüklerimi elimden almasın’ şeklindedir.’’

Röportaj: Aytekin Akay

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
MUSTAFA TÜFEKÇİ - 1 yıl önce
ALLAH RAHMET EYLESİN GÜZEL İNSANDI HEMŞERİSİNİ SEVER KORUR VE KOLLARDI . MEKANI CENNET OLSUN