Yıllar ayrı oyunlar aynı


28 Nisan 2011, 11:41

    Bir gün bir sivrisinek bir öküzün sidiğinin üzerindeki saman çöpüne konmuş ve haykırmış:
       “ İşte bu Okyanus, bu da benim gemim, ben de onun kaptanıyım. Yeryüzünde benden büyük kaptan var mı?”
        *
        O’ndan evvelkinin taktiği farklıydı.
        Hatırlayın 96’yı. Her Trabzonsporlunun yanı başında ya bir polis, ya da bir jandarma...  Trabzonsporlu nefes alamadı o gün. Şehirde sıkıyönetim ilan edildi. Askerin omzunda G3, polisin bir elinde MP5, diğerinde yarım metre uzunluğunda cop.
          Ara yıllarda oynanan kısa metrajlı ‘ Ali Cengiz’ oyunlarına değinmiyorum. 
           *
           Yıl 2011.
           Gene amansız bir yarış.
           Gene meydanlar ( hem de aylardır) boş.
           *
           Bu arada ağam arada bir mola verip eğleniyor ama…
           *
           Allahın bir kulu çıkıp da, malum kişiye “ dur bakalım hele, ne yapıyorsun böyle?” demiyor, diyemiyor.
           * 
           Fenerbahçe’nin dokuz puan geriden gelip Trabzonspor’u yakalamasına, her ne kadar birileri yardım etmiş olsa da, bu durumun oluşmasında Trabzonspor’u yönetenlerin de katkısı olduğunu söylemeden edemeyiz.
            Evet, ne derdik. Bu seneden bahsederdik.
            1996’dan bu güne, kişiler değişmesine rağmen, oynanan oyunlar hiç değişmedi;
            Şampiyon ol da nasıl olursan ol…
            * 
            2010 yılının son ayında gösterime giren film adeta TV dizisi gibi.
            Bir bölümde; kendi takımının soyunma odasına giderken, koridorda hakemlerle kapışılması,
            Bir bölümde; TFF’ye ve MHK’ye üstü kapalı haber salınması,
            Bir bölümde; ulusal basının, yapılanlara-yaşananlara kör ve sağır kalışı,
            Bir bölümde; Trabzonspor’a sataşılması,
            Son bölümde; iki kelime bilmeyen Alex’in “Türk vatandaşı olmak istiyorum” çağrısı.
            *
            Ama siz, sizden çok şey bekleyen camiaya üç yıl önce, üç yıl arka arkaya şampiyonluk sözü verirseniz,
            İki karavana atıştan sonra tabiî ki her yolu deneyeceksiniz.
            Hele hele Trabzonspor’u yönetenler, yaptıklarınıza/yapacaklarınıza kuzu gibi sessiz kalırsa,  meydanlarda at da oynatırsınız, kırat da… 
            *
          “ Şampiyonluk yarışında niye hep Trabzonspor ile Fenerbahçe kapışır ?” deniyor.
             İyi giden Trabzonspor’u karıştırıp yakalamak çok basit… ( Diğerlerine pek diş geçiremiyorlar) Hele transfer ayında, her yıl olduğu gibi aynı tarihlerde yanlış yapan bir yönetim olursa; ah be azizim, adam öyle bir kilitlenir ki hedefe…
            Birde sırayı Ankara’ya getirirse, değmeyin keyfine.
           *
           Şark kurnazlığı yapanlar “ Fener’in o kadar gücü olsaydı, iki defa şampiyonluğu son dakikada kaptırmazdı” demezler mi?
           Bilmiyorlar ki o yıl Denizli’de, zor, oyunu bozdu. Başka deyişle çivi çiviyi söktü.
           Geçen sene son maçta Fener’in karşısına, 26 yıl kendinden çok başka takımlara hayrı dokunan Trabzonspor çıktı… O gün, Urfa’da olduğu gibi adalet yine tecelli etti. Geçtiğimiz yıl tecelli eden adalet aslında bu senenin habercisiydi!

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
edip türker - 6 yıl önce
yazdıklarının birçğounda haklılık payı var sayın yazarın.lakin biraz abartı da var. herşey güzel de kardeşim hakemler trabzonsporunda lehine çalıştı. örnek kayesri maçları, manisada manisanın verilmeyen penaltısı gibi. hepsi bir tarafa bizimkiler ne yaptı? yabancıların hangisi adam gibi adam. alınan devre arası transferlerin katklısı ne oldu. 9 puanı biz kendi hatamızla kaybettik. beceriksiz yönetim , işkembeden atan başkan sayesinde bu durmdayız bencce