banner238
banner264

YUSUF REHA ALP ile GÜNDEM


YUSUF REHA ALP

YUSUF REHA ALP

26 Nisan 2011, 20:07

- Gündemi değerlendirmeye Trabzonspor ile başlayalım isterseniz. Geçen hafta Trabzonspor için oldukça yoğun bir haftaydı. Eskişehirspor beraberliği ve Fenerbahçe’nin de Bucaspor galibiyeti ile liderlik kaybedildi. Puan kaybı bekliyor muydunuz?

 

- Futbol bu, üç sonuç da çıkabiliyor. Tabi bu cümle kalan 4 maç için de aynen geçerliliğini muhafaza ediyor. Kalan maçlarda Fenerbahçe’nin puan kaybetmeyeceğinin bir garantisi yok. Bakarsınız biz dört maçı kayıpsız atlatırız ve şampiyon oluruz. Bazen Allah, sevindireceği kuluna önce eşeğini kaybettirir, sonra da buldururmuş. Belki de bizim de başımıza gelen böyle bir şeydir. Açıkçası benim hala umudum var.

 

- Ancak Fenerbahçe’nin şampiyon olabilmek için tüm güçlerini devreye soktuğu ve bu saatten sonra şampiyonluğu vermeyeceği konuşuluyor..

 

- Evet ama aynı Fenerbahçe iki sene son maçta şampiyonluk kaybetti. O sezonlar şampiyon olmayı bu kadar istemiyor muydu? Bu yüzden, “Bu futboldur. Her an her şey olabilir” diyorum. Biz kendi işimize bakalım, kalan tüm maçlarımızı kazanalım, Fenerbahçe de kazanırsa yapacak bir şey yok. İkinci yarıda oynanan on yedi maçın on altısını kazanmış olacaklar. 17’de 16 galibiyet 1 beraberlik bugüne kadar görülmemiş bir istatistik. Bunu gerçekleştirebilen bir takım zaten şampiyon olur bizim buna karşı yapabileceğimiz bir şey yok ki!..

 

- Dokuz puan farktan bu noktaya gelmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz peki? Sorun neydi? Yani ne oldu da bu fark kapandı ve bu noktaya geldik?

 

- İlk yarıda olağanüstü bir performans gösterdi bu takım. Bu yüzden başta teknik adam, tüm kadro kocaman bir teşekkürü hak ediyor. İkinci yarıda, belki bu farkın verdiği rehavet oldu. Ancak şu gerçeği akıldan çıkarmamak gerekiyor; bizim kadromuz aslında rakipleriyle kıyaslandığında ligin en iyi kadrosu değil. Tek şansımız “takım olabilme becerisini göstermekte” idi ve ilk yarıda biz bunu başardık. Ama tüm sezon boyunca aynı insanüstü performansı göstermelerini beklemek de haksızlık olurdu. Benim görüşüme göre, bu kadro elinden gelenin en iyisini yapmıştır.

 

- Dış etkenlerin hiç mi rolü yok? Ya da bir yönetim veya teknik adam sorunu mu oldu Trabzonspor’da?

 

- Şenol Güneş, bu ülkenin en çok eleştirilen teknik direktörlerinden biridir. Bu eleştirilerin belki yüzde doksanı da Trabzonlular tarafından yapılır. Böyleyken, bizim sadece Güneş varken şampiyonluğa bu kadar yaklaşıyor olmamız nasıl açıklanacak peki? Şenol Güneş, elindeki malzemeyi kullanma hususunda iddia ediyorum Türkiye’nin en iyi futbol adamıdır. Bu kadroyu aldı, takım haline getirdi ve bize tüm sezon boyu süren güzel bir heyecan yaşattı. Bu gerçeği göz ardı edersek, Güneş’e büyük haksızlık yapmış oluruz. İşin yönetim boyutuna gelirsek, yönetsel zafiyetleri şimdi değil, dört maç sonra konuşalım. Ancak ara transferin doğru anlamda değerlendirilemediği gerçeği çok açık. Fenerbahçe, ara dönemde kadrosuna tek bir oyuncu katmadan, 17’da 16 yapma yolunda ilerliyor. Oysa bizim devre arası kattığımız oyuncuların takıma bir katkısı olmadı. Ali Özbak’ın sevdiğim bir lafı vardır : “Bazen en iyi transfer kendi oyuncunu motive etmektir” der. Ne kadar doğru olduğu bu sezon ortaya çıktı.

 

- Peki ya hakemler?

 

- Trabzonspor söz konusu olduğunda hakem hataları hep gündeme gelir. Bu sezon da pek çok hakem hatası yaşadık. Özellikle ikinci yarıda aleyhimize sonuçlar doğurabilecek pek çok karar oldu. Ama bunun değerlendirmesini de sezon sonunda yönetim kurulunun karnesini verirken yapmak gerekiyor.

 

- Başbakan’ın son Aziz Yıldırım – Alex görüşmesini ve hemen sonrasında Sadri Şener’in makamda kabul edilmesine ne diyeceksiniz?

 

- 10 yıldır Türkiye’de olup, hala tek kelime Türkçe konuşamayan bir oyuncunun Türk vatandaşlığına geçebilmesi için direkt Başbakan’ın talimatı gerekiyor, başka türlü o işlem olmaz zaten!.. Şaka bir yana, Türkiye gibi, insanların geleceğinin otoritenin iki dudağı arasında olduğu şark toplumlarında, böylesi bir ziyaret ve bu görüşmenin kamuoyunda algılanma biçiminin nasıl olacağını Başbakan gibi feraset sahibi tecrübeli bir siyasetçinin değerlendirmesi gerekiyordu. Etkileme olmuştur, ya da olmamıştır bunu bilemem, ancak Türkçe’de bu tür durumlara uyan çok güzel bir laf vardır, “Şuyuu vukuundan beter” diye. Aslında tam da olan budur. Bu saatten sonra futbola yön verme kudretini elinde bulunduranların bu ziyaretten etkilenmediğini söylemek Trabzonspor endeksli yaşayan insanlara inandırıcı gelmeyecektir. Sayın Şener’in ziyaretine gelince; bizim aldığımız terbiye uyarınca bu ülkenin bir devlet büyüğü sizinle görüşmek istiyorsa buna hayır denmez. Ama bunu yaparken, temsil ettiğiniz camianın misyonuna uygun hareket etmek gibi bir zorunluluğunuz olduğunu da unutmayacaksınız. Benim gönlümdeki Başkan profili, stepne olmayı reddeden ve günü kurtarmak adına düzenlenen bir gösteriye alet olmadan önce en azından biraz daha düşünmeyi gerekli gören bir Başkan profilidir. Ama dedim ya, Trabzonspor’un yönetim zafiyetlerini sezon sonunda konuşacağız. Şimdi tek odaklanmamız gereken şey kalan dört maçtır.

 

- Peki Trabzonspor şampiyonluğu kaçırırsa bu sandığa yansır mı?

 

- Bilmem ki, ben siyasetten anlamam, anlasam şu anda mecliste olurdum zaten!.. Ama internette “Sandığa Trabzonspor formam ile gideceğim!” başlıklı bir mail dolanıyor. Demek ki bu konu öyle kolay kapanacak bir konu olmayacak. Ne olursa olsun, sporun siyasete alet edilmesi ve olumlu ya da olumsuz anlamda kullanılması doğru bir şey değil.

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.