YUSUF REHA ALP İLE GÜNDEM


YUSUF REHA ALP

YUSUF REHA ALP

22 Haziran 2011, 13:35

Sayın Alp 12 haziran seçimlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Seçimden önceki konuşmamızda, “çıkacak hiçbir sonucun beni şaşırtmayacağını” söylemiştim. Nitekim şaşırtmadı da. İnsanlar hayret ediyor, “Vay efendim AKP nasıl yüzde 50 oy alır, bu kadar yılın iktidar yıpranmışlığı var!” diye. Kardeşim, iktidardaki parti niye yıpranır? Yani bu , “iktidarın verdiği yıpranma payı” denen tanımlama niye vardır? İş yapamamış, verdiği vaatleri yerine getirememiş ikti

iktidarlar için vardır. Zaten adamların iddiası şu ki, “biz dokuz yıldır iktidardayız ve verdiğimiz sözleri yerine getiriyoruz.” O zaman niye yıpransınlar?! Asıl yıpranma muhalefette olur bence. Çünkü eninde sonunda tüm partiler iktidar olmak için yarışırlar.

Tüm partililer de kendi siyasi fikirlerini, ideolojilerini iktidarda görmek isterler. Seçimden önce herkes ilk üç partinin sıralamasını biliyordu, kimse bu hususta yanılmadı. E adam bakıyor ki, “benim partimin iktidara gelme şansı falan yok, o halde fikirleri bana yakın olan ve seçimi kazanacağı da garanti olan partiye oy vereyim bari”

Bir de bizim millet iş yaptığına inandığı adama oy verir. Somut şeyler söyleyen insanları sever. Demirel, yıllar sonra siyasete döndüğünde “500 günde bu ülkeyi düzeltirim” dedi, iki anahtar vaat etti, seçim kazandı.
 
Dediklerini tam anlamıyla yapamadı, partisi giderek güç kaybetti, sonunda da silindi gitti. Bizim ülkemizde bariz bir merkez sağ üstünlüğü vardır, bu bir gerçek. Merkez sağda bilinen tüm partiler yok olduğuna göre bu seçmen kitlesi nereye oy verecek?
Tek alternatif AKP kaldı ve insanlar da oylarını ona verdiler. Zaten AKP’nin her seçim kendisine oy verecek sabit bir seçmen kitlesi var, geriye kalanlar da daha önce DYP’ye ANAP’a oy veren kitle. Sonra, bir de “istikrar” gibi sihirli bir kelime var.
 
Bunun da çok etkili olduğu bir realite. İnsanlar, alışkın olduğu düzenin bozulmasını kolay kolay istemez. Hep gördüğü, duyduğu, siyaset sahnesinde öteden beri var olan insanlara garip bir güven duyar.
 Bu ülkede Demirel’in, Erbakan’ın, Türkeş’in, Ecevit’in yıllarca siyaset sahnesinin baş aktörleri oluşu başka nasıl açıklanabilir ki? Demirel 1960’dan 2002’ye kadar yıpranmadı da Erdoğan mı 9 senede yıpranacak?
 
AKP’den önce var olan koalisyonun bu millet üzerindeki olumsuz izleri öyle derin atıldı ki, bunları silip Erdoğan’ı yenmek için 9 sene çok kısa bir zaman. Bir de tabi yerel yönetimler faktörü var. Şayet ilinizdeki belediye hizmetlerinden memnun kalıyorsanız, ki AKP bu anlamda iktidarda olmanın verdiği gücü çok iyi kullanıyor, bu da oyunuzu etkiliyor.
 
1989 yerel seçimlerinde bu halk, yerel yönetimlerinin çoğunu SHP’ye verdi. SHP bu şansı iyi kullanamadığı, pek çok ilde başarısız olduğu için, “bunlar iktidara geldiklerinde bu iş beceremezler” algısı milletin beynine kazındı. Ama AKP yerel yönetimlerde görece olarak başarılı olduğu için bu genel seçimlere de yansıyor.
 
Trabzon açısından iktidarın aldığı oy nasıl algılanmalı?

Seçimden önce Trabzonspor olgusu çok kullanıldı ve siyaset malzemesi yapıldı. Oysa sonuçlar, milletin bunu o şekilde algılamadığını gösteriyor.

Trabzonspor’u siyaset üstü düşünmek istiyor demek ki bizim millet, bu işlere bulaştırılmasına karşı olduğunu çok açık bir şekilde gösterdi.
 
Kaldı ki, daha önce de aynı şeyler, bu hükümetin fındık politikası için de söylendi. İktidarın çok oy kaybettiği, Karadeniz’in fındık yüzünden mevcut iktidara sırtını döneceği söylendi ama sonuç ortada : Muhalefet stratejisini başka argümanlar üzerinde kurmalı, bu sayılanlar bizim oranın milletini, oy verirken düşünüldüğü kadar etkilemiyormuş demek ki.
Trabzonspor’un bundan sonraki sürecine siyaset yön verir mi ?
 
-        Başkanlık seçimi açısından soruyorsun sanırım. Bizim delegasyonun değişik bir yapısı var. Hangi partiye oy verirse versin, hangi ideolojiyi savunursa savunsun, konu Trabzonspor olunca politik duruşunu Başkanlık seçimlerine hiç karıştırmıyor.

-        Nasıl genel seçimlerde oy verirken Trabzonsporluluğunu karıştırmıyorsa, Trabzonspor seçimlerinde de siyasi görüşünü sandığa yansıtmıyor. Böyle olmasa, bir seçim önce ezici çoğunlukla Nuri Albayrak’a oy veren delege, bir seçim sonra tam zıddı bir siyasi söylemin sahibi Sadri Şener’i tercih eder miydi?

-        Trabzonspor delegesi için önemli olan takımı başarıya kimin ulaştıracağına inanması. “Bizi kim şampiyon yapabilir?” diye bakıyoruz biz. Kimin
yapacağına inanıyorsa da oyumuzu ona veriyoruz. Sağcıymış, solcuymuş, komünistmiş, ülkücüymüş bizim için fark etmiyor.
-        Doğrusu da bu değil mi zaten? Sonuçta Trabzonspor bir siyasi parti değil. “Kimin” yöneteceği değil doğru soru “Nasıl” yöneteceği.
-        Trabzonspor’un yabancı transfer politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
  
-         Biz “yokluk dönemi” yöneticisi olduğumuz için biraz daha arkaik kalıyor söylemimiz. O yüzden pahalı transferler her zaman için beni korkutuyor. Burada asıl önemli olan, Şenol Güneş’in düşüncesidir. O mutluysa bu transferlerden, biz de mutluyuz.
-        Yok o mutlu değilse, zaten ortada bir yanlışlık var demektir. Ben sadece, Allah muhafaza, olası bir başarısızlık durumunda “Ben aslında bunları istememiştim” sözünü bir kez daha duymak istemiyorum.

-         Federasyon seçimleri için Trabzonspor’un Fenerbahçeli bir adayın peşine ilk günden takılmasını yorumlar mısınız ?
-         Hepimiz bir takımın taraftarıyız. Bu gerçeği değiştiremeyiz. Önemli olan, tarafsız kalınması gereken koltuklarda oturanların, taraftar kimliklerini bir kenara bırakıp bırakamadıkları.

-         Trabzonspor en kötü dönemini Trabzonlu bir başkanın döneminde yaşadı. Yani kişinin doğum yeri, ya da tuttuğu takım önemli değil, bu gömleği üzerinden sıyırabilmiş mi, buna bakmak lazım. Trabzonspor’un başından beri M.Ali Aydınlar’ın yanında olmasının doğruluğunu ya da yanlışlığını zaman gösterecek.

-        Aydınlar, seveni, sevmeyeni herkes tarafından işini oldukça düzgün yapan, dürüst bir adam olarak gösteriliyor, tanıtılıyor. Fenerbahçeli bir başkana en çok karşı çıkması beklenen Hıncal Uluç bile, “Aydınlar isminin Türk futbolunun başına geçeceğinden büyük heyecan duyduğunu” yazıyor.

-        O yüzden direkt olarak “Fenerbahçeli” olduğu için önyargılı yaklaşmaktansa icraatlarını beklemek lazım. Trabzonspor’un baştan itibaren izlediği politikaya gelince, bu, başka bir adayın çıkamayacağını bildikleri için izledikleri bir yol ise doğru bir stratejidir. “Zaten Aydınlar başkan olacak, bari bizim adayımız gibi gözüksün” diye düşünmüş olabilirler.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.